Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin yaptığı açıklama, küresel diplomasi trafiğini yeniden hızlandırdı. Moskova’nın, İran’daki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun uluslararası denetim altında Rusya’ya taşınması yönündeki teklifini yinelemesi, ABD ile Rusya arasında yeni bir görüş ayrılığını da gün yüzüne çıkardı. Özellikle Washington yönetiminin sürece farklı yaklaşması, İran’ın nükleer programı etrafındaki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.

Putin, yaptığı açıklamada İran’ın nükleer materyallerinin güvenli şekilde “dost bir ülkeye” taşınabileceğini belirterek, Rusya’nın daha önce sunduğu önerilerin hâlâ geçerli olduğunu söyledi. Kremlin’in bu süreçte Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimini ön plana çıkarması dikkat çekti.

PUTİN: “NÜKLEER SİLAH KANITI YOK”

Rus lider Vladimir Putin, İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair ellerinde kesin bir kanıt bulunmadığını savundu. Sürecin tamamen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın gözetiminde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Putin, diplomatik çözüm kapısının hâlâ açık olduğu mesajını verdi. Moskova’nın önerisine göre İran’daki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum, uluslararası denetim mekanizmaları eşliğinde Rusya’ya taşınabilecek. Böylece hem İran’ın nükleer faaliyetleri kontrol altına alınacak hem de bölgesel güvenlik risklerinin azaltılması hedeflenecek.

Putin-8

ABD İLE İRAN ARASINDA EN BÜYÜK ÇATLAK

ABD ile İran arasında son dönemde sürdürülen temaslarda en büyük anlaşmazlık başlığının uranyum zenginleştirme faaliyetleri olduğu belirtiliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer faaliyetlerini tamamen durdurmasını istediği ifade edilirken, Tahran yönetimi ise “barışçıl nükleer program hakkından” vazgeçmeyeceğini vurguluyor.

Amerikan basınında yer alan iddialara göre Washington yönetimi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun doğrudan ABD kontrolüne verilmesini talep ediyor. Bu yaklaşımın, Rusya’nın sunduğu planla açık şekilde çeliştiği değerlendiriliyor. Özellikle Trump yönetiminin Moskova’nın önerisine mesafeli yaklaşması, ABD-Rusya hattında yeni bir diplomatik gerilimin kapısını araladı.

Trump-66

NATANZ, FORDO VE İSFAHAN YENİDEN GÜNDEMDE

2025 yılında İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan çatışmaların ardından İran’ın Natanz, Fordo ve İsfahan’daki nükleer tesisleri yeniden dünya gündeminin merkezine yerleşmişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın yayımladığı raporlarda bazı tesislerin saldırılarda zarar gördüğü belirtilirken, İran’ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun tamamen yok edilemediği açıklanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik!
İçeriği Görüntüle

Bu da uluslararası toplumda ciddi güvenlik endişelerine neden oldu. İran’ın sahip olduğu yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyum, bölgesel istikrar açısından kritik bir tehdit unsuru olmaya devam ediyor.

Nükleer

MOSKOVA-TAHRAN HATTI GÜÇLENİYOR

Rusya ile İran arasındaki stratejik yakınlaşmanın son yıllarda hız kazanması da dikkat çekiyor. İki ülke geçtiğimiz yıl İran’da yeni nükleer santraller kurulmasına yönelik yaklaşık 25 milyar dolarlık anlaşmaya imza atmıştı. Şimdi ise Moskova’nın İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu kendi topraklarında muhafaza etmeyi önermesi, Rusya’nın bölgede daha aktif ve belirleyici rol üstlenmek istediği yorumlarını beraberinde getirdi. Analistler, Rusya’nın bu süreçte hem diplomatik ağırlığını artırmayı hem de Orta Doğu’daki stratejik etkisini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti.

Kaynak: Haber Merkezi