Emperyalist ABD dünyada sömüreceği ülkeyi hedef seçtiğinde o sihirli “Demokrasi, özgürlük” sözcüklerini kullanarak ülkeleri işgal etti. Soğuk Savaş dönemindeki darbelerden, terörle mücadele kapsamında yapılan işgallere kadar uzanan operasyonlar, kimi zaman geçici istikrar sağlasa da çoğu kez uzun süreli kaos ve insani krizle sonuçlandı. Irak’tan Afganistan’a, Şili’den Venezuela’ya kadar pek çok ülke ABD işgali sonrası kaosa sürüklendi.
IRAK: REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BEDELİ
2003’te başlayan ABD öncülüğündeki Irak işgali, kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak ve Saddam Hüseyin diktatörlüğünü devirmek bahanesiyle yapılmıştı. Ancak silahlar bulunamadı ve ülke kısa sürede mezhep çatışmalarının pençesine düştü. 500.000’den fazla sivil yaşamını yitirdi, 2 milyondan fazla insan yerinden edildi. IŞİD’in yükselişi ve aşırı grupların güçlenmesi, Irak’ta demokratik kazanımların maliyetini gölgeledi. Bugün Irak kırılgan bir demokrasiye sahip olsa da, yolsuzluk ve milislerin etkisi sürdüğü için istikrar hâlâ uzak bir hedef.

AFGANİSTAN: YİRMİ YILIN ARDINDAN TALİBAN’IN GERİ DÖNÜŞÜ
2001’de ABD’nin Afganistan’a müdahalesi, El Kaide ve Taliban rejimini ortadan kaldırmayı ve demokratik bir devlet kurmayı hedefliyordu. Başlangıçta seçimler yapıldı ve bazı kazanımlar elde edildi; kadın hakları ve eğitimde ilerleme kaydedildi. Ancak 2021’deki çekilmenin ardından Taliban hızla geri döndü. 212.000’den fazla Afgan hayatını kaybetti, 2.400 ABD askeri öldü ve maliyet 2 trilyon doları aştı. Kazanımlar sürdürülebilir olamadı, insani kriz derinleşti.

SURİYE: VEKİL DESTEK VE SAVAŞIN UZUN YILLARI
Suriye iç savaşına müdahale, Esad karşıtı muhalifleri desteklemek ve IŞİD’i ortadan kaldırmak için gerçekleştirildi. 2011’den itibaren ABD’nin hava operasyonları ve destek verdiği Suriye Demokratik Güçleri, IŞİD’in toprak kontrolünü 2019’da sona erdirdi. Ancak savaş 500.000’den fazla can aldı ve milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Esad rejimi ayakta kaldı, ülke istikrarsızlığını sürdürdü.

LİBYA: İNSANİ MÜDAHALE Mİ, KAOS MU?
2011’de Kaddafi rejimine karşı NATO öncülüğünde yürütülen operasyon, sivilleri korumak ve uçuşa yasak bölge oluşturmak amacıyla yapıldı. Kaddafi devrildi; ancak güç boşluğu ve yetersiz planlama nedeniyle Libya iç savaş ve milis çatışmalarının merkezi haline geldi. Kısa vadeli insani başarı uzun vadeli demokrasi inşasını sağlayamadı.

İDEALLER VE GERÇEKLER
ABD’nin müdahaleleri sadece son yüzyılla sınırlı değil.
1953 yılında İran’da komünizmi engelleme amacıyla gerçekleştirilen darbe sonucunda Şah rejimi iktidara gelirken, 1979’da İslam Devrimi patlak verdi. 1954’te Guatemala’da ABD çıkarlarını koruma gerekçesiyle yapılan müdahale, askeri diktatörlük ve uzun süreli iç savaşla sonuçlandı.
1973’te Şili’de sosyalizmi önlemek amacıyla yapılan operasyon, Pinochet diktatörlüğünü getirdi ve insan hakları ihlalleri yaşandı. 1983 yılında Grenada’ya müdahale, demokrasiyi geri getirme hedefiyle yapıldı ve ülke istikrarlı bir demokrasiye kavuştu.
1989’da Panama’ya yönelik operasyon, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele amacıyla gerçekleştirildi ve ülkede istikrarlı bir demokrasi ile ekonomik büyüme sağlandı. 1994’te Haiti’de seçilmiş lideri geri getirme amacıyla yapılan müdahale ise kırılgan bir demokrasi ile devam eden istikrarsızlığa yol açtı.

ABD MÜDAHALELERİNİN KALICI MİRASI KAOS, KAN, GÖZYAŞI OLDU
Tarih, ABD’nin özgürlük ve demokrasi vaadinin çoğu zaman karmaşık ve acı sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Irak, Afganistan, Suriye ve Libya gibi vakalarda istikrarsızlık, terör ve insani krizler ABD’nin kanlı tarihinde ön plana çıktı..
ABD’nin bu deneyimleri, uluslararası müdahalelerde idealler ile gerçekler arasındaki hassas dengeyi korumanın zorluklarını gözler önüne seriyor. Küresel dinamikler değişse de, özgürlük ve demokrasi getirme iddiası her zaman riskleri beraberinde taşımaya devam ediyor.



