Hükümet ya da devlet kendisini eleştiren, dokunan, sallayan, atan tutan bütün televizyonları kapatıyor ya, bir kanalı unutuyor. Unutuyor demek pek masumca kaçar aslında, tam tersi destekliyor.

Bir zamanlar kısa donla gezen Acun bugün bir medya devi. Öyle böyle değil, cebindeki bozuk paralarla özel uçak alabilecek bir dev. “Lan ne zeki, oğlum bu adam ne uyanık, cin gibi maşallah” gibi sonsuz döşüne su serpen övgülerde bulunabilirsiniz. Oysa hiçbiri değil. Sadece Türkiye’nin toplum psikolojisini çok iyi analiz etmiş ve çözmüş birisi, o kadar.

Kendisi bal baklava yerken Survayvır da yarışmacılara börtü böcek yedirerek kitleleri ekrana kilitleyen bir uyanık. Turabi’yi “halk adamı” gösterip, saf ve mert yağız Anadolu delikanlısı sosuna da bandırarak acitasyonun, çakma kahramanlığın dibine vurarak, sırtından milyon dolarcıklar kazanan bir pazarlamacı. Hiçbir zekaya, yaratıcılığa, topluma ışık tutacak buluşların yakınına bile yaklaşmayan yarışmalar düzenleyen ve bunu bizim gözümüzü kırpmadan izlememizi sağlayan bir sosyal boşluk bükücü.

Acun, tam da birilerinin istediği, etliye sütlüye karışmayan, sosyal meselelerde üç maymunu oynayan, oynatan, insanların sosyal eşitsizlikler karşısında isyanına tampon bölge oluşturan, kısacası “cambaza bak” filmini allayıp pullayıp, birilerinin ekmeğine yağ ile bal süren bir uyuşturucu kumkuması.

Devlet istiyor ki; Millet hiçbir şeyi sorgulamasın, araştırmasın, irdelemesin, kültürel yozlaşmaya, sosyal çöküntüye, toplumsal bitişe, kişiler arası ekonomik uçuruma odaklanmasın, kitap okumasın, sanatla uğraşmasın, bilime küssün, ilime sırtını dönsün, biz ne verirsek, biz ne dayatırsak, bizim gönlümüzden ne koparsa ona razı olsun sussun otursun, Acun’un bol frikik görüntülü programlarıyla beynini uyuştursun yeter.

Devletin tepesinde yer tutanların yedi sülalesi malı götürsün, tam isyan edecekken, tam “Lan ne iş, neler oluyor?” diyecekken, tam bu “işte yolsuzluk var falan” diyecekken Acun devreye girsin, Nihat Doğan’lar sahneye çıksın, Uzaylı Mustafalar saçmalamanın dibine vursun, bizde gözümüzü kırpmadan bakalım. Kah ağlayalım, kah gülelim, bu işte huzur içinde çözülsün.

Kısacası ninnilere alıştırılmış bir toplumda bir masal anlatıcı eksikti o da Acun ile tamamlandı. Sen; cebinde ekmek parası yokken, Acun’un sahte kahramanları için gözyaşları döküp, ellerin patlayıncaya kadar alkışlarken, birileri acaip malı götürüyor. Sen asgari ücrete verilecek üç-beş kuruşun sevincini, heyecanını yaşarken, Acun ve onun arkasındakiler, milyar dolarları birkaç saatte indiragandi yapıyorlar. Sen de bak dur onlara, “acaba azıcık Acundan bana da pay düşer mi?” diye. Düşmez, masallardaki gökten düşen üç elma, başkalarına elmas olur, altın olur, zümrüt olur, sana taş olur düşer. Programdaki akıllı köpeğin adı bile Cash(Nakit) iken, sen veresiye yaşa, ölesiye.

Sen birkaç gün renkli ekranda görüneceğim diye ciğerlerini paralayarak şarkı söylerken, özel uçak sahibi ve milli kahraman enişte Reza’nın biricik hatunu Ebru’cuk sana yüzünü döndürsün diye kendini yırtarken, yırtılan Hacı Bekir’in yakasından sana ne, değil mi?

Pazardan aldığın dona, döne döne pazarlık ederken, Nurella’nın dudağını büze büze beğenmediği 1500 liralık fistana ağzının suyunu akıta akıta bakarken, birilerinin değirmenine helkelerle su taşıdığını unuttuğun sürece, ne Acunlar biter memleketimde, ne de Acunların arkasındaki gölge oyunu. Sen kendi işine bak. Ne demiş daha Acun gibilerini henüz tanıma mertebesine erişmemiş gayet şanslı atalarımız; “Ne umarsın Acun’dan bacın ölür acından”

HAFTANIN SÖZÜ: Bir gün yanağımızdan öpüp başucumuza bir not bırakacaklar; “Öyle güzel uyuyordun ki uyandırmaya kıyamadık Türkiye’m”

HAFTANIN HABERİ: Yıllardır hayvan haklarını savunan A.Ç (35) at tepmesi sonucu hayata gözlerini yumdu. SAYGILARIMLA