“İKİ UCU BOP’LU DEĞNEK”
Büyük Ortadoğu Projesi, yani kısaca BOP. Büyük devletlerin içine bizi arkamızdan ittikleri proje. Bazen gaz verdiler; “Lan Ortadoğudaki lider ülke sizsiniz, şöyle aslansınız, böyle kahramansınız, hadi koçum göreyim sizi dikilin ona buna” dediler. Bazen frene bastılar; “Şişş..durun bakalım, biz ne kadar izin verirsek, siz o kadar horozlanırsınız” dediler.
Bizde anlayamadık, kahramanmıyız yoksa kağıttan kaplan mı? Ne geldiyse başımıza bu yelleme aklımızdan geldi. Hıyarım diyene tuzu alarak koştuk. Şimdi sap gibi kargaşanın, curcunanın, terörün, hengamenin ortasında kaldık. O kadar gerildik ki etrafla, akşama misafir gelse, bir pişirimlik kahve alacak komşumuz yok.
Etimiz ne, budumuz ne? Ama ikindi vakti uzayan gölgemize bakıp bakıp sağa sola çatmalar bizde, Esad’dan Putin’e, Sisi’den Netanyahu’ya ayar vermeye kalkmalar bizde. Sonuç; yukarı tükürsek badem bıyık, aşağı tükürsek çember sakal, Yutkunalım desek; hem büyük lokma yemişiz, hem de büyük laf etmişiz ne aşağı iniyor, ne yukarı çıkıyor. “Ortadoğuda BOP Başkanısınız” diye bandırmışlar parmağımızı bir parmak bala, yala Allah yala….”Aha petrolden pay alacaksınız, aha doğalgaz sizin olacak” kim dost kim düşman belli değil. Elde bir sopa kime vuracağımızı, kimin sırtını sıvazlayacağımızı şaşırdık. Bu tuttuğumuz sopanın da iki ucu BOP’a batmış, buyur buradan yak. Eee. Ne demiş atalarımız; “Herkesin tuttuğu kendine”
“DON GİYMEYE VAKİT YOK”
Sultan, Arabistan'da gezerken bakmış, Araplar entari giyiyorlar ama alta donları yok. Bir rüzgar esti mi, manzara felaket! Haber salmış, altına don giymeyenler kadı huzuruna çıkartılıp, hapsedilecek. Aradan günler geçmiş Arabın bir tanesi don giymemiş ve ilk rüzgarda olay fark edilmiş. Kadı huzuruna çıkartmışlar. Kadı sormuş:
- Adın? - Aptülmecit
- Baba adın? - Aptülleziz
- Evli misin? - 5 tane karım var!
-Kaç çocuğun var? - İlkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, beşincisinden 18 tane.
Kadı kararını vermiş ve söylemiş: - Aptülleziz oğlu, Abdülmecit'in, don giymeye vakti olmadığından beraatine karar verilmiştir!!!
Hem Türkiyedeki, hem de Haymanadaki Suriyelilere bakıyoruz, evde her boydan çocuk var. Anne-baba’nın yaşı daha 25-30 civarı. Ama adamlar hayatlarında nadas diye bir şey bilmediğinden her seneye bir çocuk sığdırmışlar. Hiç olmayanında 5 çocuk, daha yolda olan var, yolu yarılamış olanda. Dün sokakta normal gördüğünüz, bugün ana baba adayı. “Tavşan gibi üremek buna” denir. Haymana kendi insanını besleyemiyor, bir tas çorba içirip, eğitimden, kültüre, yetiştiremeyip, iş bulamazken, Suriyeliler gözü karartmış ver ha çocuk yapma telaşındalar. Yarın bunların hali ne olacak? Zaten herkes bir lokmanın peşindeyken, bir kıytırık iş için herkes sıradayken nereden ekmek çıkacak bu çocuklara? Geleceğin ithal kapkaççılarına, tinercilerine, gaspçılarına ve tüm gayrımeşruluklarına hazır ol Türkiye, hazırlan Haymana.
Suriye’den Haymanaya kaçmış gelmiş Rahman, daha 21 yaşında 2 çocuk yapmış, üçüncüsü yolda. Rahman da don giymeye vakit bulamayanlardan. Devlet el atmalı bu don işine. Öyle bir don dikmeli ki, kumaştan değil, çelikten dikmeli ve asma kilitle kilitleyip anahtarını denize atmalı. Yoksa ekmek aslanın midesine inmeden, aslanı bile kesip yiyecek duruma geleceğiz.
HAFTANIN SÖZÜ: Yarın büyüdüğünüzde koyun gibi gütmek için, şimdi“Kuzu gibi olun” diyorlar.
HAFTANIN HABERİ: 24 Kasım öğretmenler gününde alacağı hediyeleri düşünerek sağa sola borçlanan O.Ü (37) kendisine hediye edilen 25 adet tükenmez kalemin şokunu atlatmaya çalışıyor. SAYGILARIMLA