Her gün Haymana Belediye Başkanlığı için yeni adaylar çıkıyor. Daha 2 yıl var. Ama adaylık temposu bu hızla giderse, son 6 ay meydanlar yıkılacak demektir.

Oysa her seçim böyle olmuştur. Vakit varken aday adayları çıkar, bir partinin peşine takılır, ondan aday olamaz ise, “Benden bu kadar” der bir kenara çekilir. Ondan sonra ya bir encümenlik, ya da bir başka adayın peşine takılır gider.

Bir partiye odaklı adaylıklara hep mesafeli durmuşumdur. Bu, kendine güvenden ziyade, partiye güvendir. Şimdi popüler olan AKP revaçta. Onun adaylığı ile mücadeleye 1-0 önde başlama stratejisi yani. Oysa muhalefet bir partiyi arkasına alanlara saygım ve sempatim daha fazla. Çünkü o zaman adayların söyleyecek daha çok şeyleri oluyor.

İktidarın memlekete yaptığı yatırımlarla övünmek, bundan kendine de pay çıkarmak çok kolay. Zor olan senin neler yapabileceğin veya kendi zekan ve iş bitiriciliğinle insanlara ve ilçene yapabileceklerini görmek lazım.

Türkiye’de örnekleri var. Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen, daha düne kadar Beypazarı’nda Mansur Yavaş, örnek bir belediye başkanı’nın, hem de iktidar gücü olmadan yaptıkları ortadadır. İstanbul’a yapılan 3. Köprüyü meydanlarda alkışlatmak kolay, sen bir mahalleye bir eser bırakıp gönüllerde alkışlanabiliyor musun, ona bak.

Belediye başkanına devletten bol para gelmesi, varsıl bir babanın evladına verdiği cep harçlığı gibidir. Evladın aklı bu parayı nasıl kullandığına bağlıdır. Ama cebi sürekli paralı olan, bir noktadan sonra bazı ulvi değerlerini kaybedebilir. Çünkü para geldiği sürece sorun yoktur. Ama bir gün değirmenin suyu kesilirse, o zaman vurgun yemiş dalgıç gibi komaya girer. Oysa kendi tırnakları ile mücadele edip tırmanan ve kendi parasını kazananların azmi, kararlılığı ve erdemi daha fazladır.

O nedenle devletin yaptığı yatırımlardan ziyade, belediyenin kendi imkanları ile zekasını birleştirdiği, geleceği gören ve alın teri eserleri daha çok takdir ederim. Büyükşehir gelmiş, park yapmış, kaldırım yapmış, asfalt dökmüş, sende yanında sosyal medyaya bol malzeme olacak pozlar vermişsen, katla çöpe at. Oysa dişten tırnaktan arttırılıp bir çöp konteyneri bile alınmışsa, balık bilmezse halik bilir.

Başa dönersek, “ben iktidarın gölgesi olmasa da adayım ve memleketime şunları yapacağım” diyenlerdir benim nazarımda ciddi olanlar. O zaman derim ki; anlat arkadaş projelerini, konuş bilader düşüncelerini, paylaş mübarek yapabileceklerini ve bana nasıl yapabileceğini ispatla. Mars’a su bulmaya gideceğiz dersen, zaten sen uzay mekiği olmadan uçmuşsun, ama elimizdeki su ile şunları yapabilirim dersen, orada seni dinlerim.

“Tutar devletin yakasından şunları şunları yaptırırım” dersen, yine dinlerim ama, “ben kendi öz sineğimizden çıkaracağım yağlarla ortaya leziz çeşniler” katabilirim dersen, ardından gelirim.

“Ben gençlerimizi belediyenin kadrolarına yerleştireceğim” diyenden ziyade, alternatif iş kapıları açabilenin elini sıkarım. Ben esnaf için devletten krediler alırım, düşük faizlerle ödeme kolaylığı sağlarım’ı anlatandan ziyade, esnaf için dolu dolu bir ilçe, paralı müşteriler ve bankalara, tefecilere muhtaç olmayan bir küçük girişimci oluştururum diyebilenin alnından öperim.

“Ve tüm bunları kendi öz kaynaklarımla, kendi yatırımlarımla, bizzat benim plan projelerimle, başkasından ummadan, devletin eli olsa iyi olur, eğer olmazsa o da olur” diyebilenin çalışmaktan nasırlaşmış zekasına hürmet ederim.

Yol olmayan bir yerde yollar gösteren hatta yol açabilen ve bunun için tüm dinamiklerini harekete geçirebilendir başkan. Yoksa iktidarın koltuğunun altına gireyim, iki bakan, üç milletvekili getirir, meydanda onlar anlatır, bende ucundan kıyısından nemalanır, belediye başkanlığımı da anamın ak sütü gibi kazanırım fikriyatının belki bugünü vardır, ama yarını yoktur, yaptığını zannettiğin hiçbir şeyinde kıymet-i harbiyesi yoktur. SAYGILARIMLA

HAFTANIN SÖZÜ: Bir zamanlar; “3 saatte Suriyeye girer, Şam’da Cuma namazı kılarız” denmişti. Sonuçta 3 milyon Suriyeli bize girdi.

HAFTANIN HABERİ: Yaklaşan İstanbul Depremi için yetkililerden depremden korunmak için 4 yöntem açıklandı; “3 kulhuvallah 1 elham okuyuna, hiçbirşey olmaz inşallah”