Türk filmlerinde öyle dramlar yaşanır ki, “yok artık” dersiniz.
Özellikle Küçük Emrah filmlerinde gayet mutlu başlayan film, daha sonra öyle bir hal alır ki, pişmiş tavuğun başına gelmeyen bizim Küçük Emrah’ın başına gelir.
Haymana da bazen öyle olaylar yaşanıyor ki, Küçük Emrah bizim halimizi görse kaşlarını daha bir çatar ve “Bunlar benim filmlerimde bile yok” der, eminim.
Çok uzak tarihe gitmeye gerek yok. Terörün had safhaya vardığı, canlı bombaların yaklaşık her hafta vatandaşlarımıza kabuslar yaşattığı günlerdi.
Gölbaşına birkaç kilometre ötede canlı bomba bulundu. Olayın geçtiği yer Haymana-Ankara Yolu üzerindeydi. Haber kanalları, ajanslar öyle bir süsledi püslediler, öyle bir dal budak saldılar ki, ihale direk Haymana’ya kaldı.
“Haymana da canlı bomba bulundu, yakalandı, akabinde patladı” falan diye, inanın Haymana’da yaşamasak biz bile inanacağız.
El insaf, el vicdan. Olay Gölbaşı’nın dibinde oluyor, Küçük Emrah’lık bize düşüyor. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını. Arayan soranın haddi hesabı yok; “Haymana’da bomba patlamış, teröristler Haymanalıymış, şehrin ortasında mı patlamış” diye. Canlı bomba değil Atom Bombası etkisi yaratıyor mübarek. Ondan sonra gel de çatlama, gel de şirazen kaymasın. Lan birinizde “Gölbaşı” deyin, elini yüreği yerine koyan bir hayırsever de; “Haymana ile şu kadar mesafe var, alakası yok” deyin. Elinizi yürek yerine nerenize koyuyorsunuz, anlayamadık?
Şimdi de Haymana’nın eğitimde gerçek manada yüz akı olan Nuri Bektaş Anadolu Lisesi patlak verdi. Olayı zaten herkes duydu öğrendi. Buradan tekrar etmeye gerek yok. Buradaki sıkıntı yine başrolde Haymana adının büyük harflerle yer alması.
Tüm haber kanallarında, gazetelerde Haymana’da, Haymana. Evet olay Haymana’da yaşandı. Ancak topyekün bir “tü..kaka Haymana’nın yine ısrarla altı çiziliyor veya çizilmeye çalışılıyor.
Olay adli makamlara yansımış, idari soruşturma başlatılmış. Suçlu kim veya kimler er geç ortaya çıkacak. Elbette ki büyük bir olay. Üstü örtülemez, geçiştirilemez, üç maymun oynanamaz. Ancak şahsi bir olay neticesinde zihinlerde yine Haymana adının kalacak olması nasıl telafi edilecek? Yarın tercihler yapılırken okulumuzu tercih edecek yabancı öğrenciler; “Haymana” ismini duyunca bir adım geri gitmeyecekler mi?
Meseleye taraf olmadım olmam da. Dediğim gibi adli süreç başlamıştır, olaya savcılar, hakimler el atmıştır. Bundan sonra son noktayı koyacak olan “Hukuk” tur. Suçlu var ise, her kim ya da kimler ise en ağır cezayı alsın. Ama ya Haymana’nın cezası, Haymana’nın kürek mahkumluğu, isminin afişe edilerek imajında onarılmaz çizikler açılması nasıl telafi edilecek?
Adımız çıkmıştı 9’a, zaten inmiyordu 8’e, şimdi çıkacak bilmem kaça.
Peki telafisi nasıl olur? Güzel şeyler yapmakla olur. İyi insanlarımızın da fazlaca var olduğunu ve zannedildiği veya algılandığı gibi bir yer olmadığımızı, yaptığımız güzelliklerle gözlerine gözlerine sokmamız lazım.
İşte size bir görev daha Sayın Levent Gök, Sayın Abbas Güçlü, Sayın Ömer Özkan. İlk etapta aklıma gelen bunlar. Haydi çıkın televizyonlara, gazetelere. Bağırın; “Biz de Haymanalıyız arkadaş” diyin. Bardağın dolu tarafını da anlatın insanlara. Kırın üzerimize yapışmış algıyı, sökün kara lekeleri, parlatın paslanmaya yüz tutmaya meyilli imajımızı. Bir ara, yeri geldiğinde, fırsatını bulduğunuzda değil, hemen, şimdi, kaybedecek bir dakikamız yok. Kaybede kaybede zaten Küçük Emrah’a fazla malzeme verdik ki, halimizi görse kendi derdini bırakır, bize ağlar. SAYGILARIMLA
HAFTANIN SÖZÜ: 14 Şubat Sevgililer değilde, çiçekçiler ve kuyumcular günü olarak kutlanmalı.
HAFTANIN HABERİ: Ülkenin birinde uzaya dördüncü kadın giderken, bir diğer ülkede bir diğer kadın araba kullandığı için 100 kırbaç cezası aldı.