Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, ABB Konferans Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında İçişleri Bakanlığı tarafından verilen soruşturma izinlerine ilişkin yaptığı açıklamada, açıklamalarda bulundu. Hakkında verilen soruşturma iznine değinen Yavaş, Seçim Kanunu’nda seçim suçlarından doğan kamu davasının seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmaması durumunda kovuşturma yapılamayacağı hükmünün yer aldığını belirterek, “Yapılan soruşturma tamamen kanunsuz, hukuksuz ve Mansur Yavaş'ı CHP'li ABB'yi itibarsızlaştırmak için yapıldı.” ifadelerini kullandı.
Ankara Barosu Başkanı Köroğlu’ndan değerlendirme
Yavaş’ın açıklamalarının ardından Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, soruşturmaya ilişkin Ankara Net Haber'e özel değerlendirmelerde bulundu.
Köroğlu, açıklamasında Yavaş’ın ifadelerinin ciddi iddialar içerdiğini belirterek, “Sayın Yavaş’ın açıklamaları, yalnızca siyasi bir savunma değil; hukuk devleti, idarenin tarafsızlığı ve eşit işlem ilkesi bakımından dikkatle ele alınması gereken ciddi iddialar içermektedir.” dedi.
“Eşitlik ilkesi zedelenir”
Soruşturmayı evrensel hukuk çerçevesinde değerlendiren Köroğlu, “Evrensel hukukta temel prensip şudur: Benzer durumda olanlara benzer işlem yapılır. Eğer aynı nitelikteki fiiller karşısında bir kesim hakkında süratle soruşturma yürütülürken, başka bir kesim yönünden işlem yapılmıyor ya da görmezden geliniyorsa burada eşitlik ilkesinin, tarafsız idare anlayışının ve adalet duygusunun zedelenmesi söz konusu olur.” şeklinde konuştu.
“Denetimin meşruiyeti objektif kriterlere bağlı”
Kamu görevlileri ve seçilmişler üzerindeki denetimin gerekliliğine işaret eden Köroğlu, “Kamu görevlileri ve seçilmişler hakkında denetim elbette gereklidir. Hiç kimse soruşturmadan muaf değildir. Ancak denetimin meşruiyeti; objektif kriterlere dayanmasına, siyasi saikten uzak olmasına ve herkese aynı standartta uygulanmasına bağlıdır. Aksi halde soruşturma, hukuki araç olmaktan çıkar; siyasi baskı enstrümanına dönüşür.” ifadelerini kullandı.
“Mesele doğrudan hukukun güvenilirliği”
Köroğlu, açıklamasında hukukun güvenilirliği konusuna da dikkat çekerek, “Yavaş’ın dikkat çektiği husus tam da budur: Geçmişe ilişkin benzer iddialarda sessizlik, muhalefet belediyelerinde ise yoğun ve görünür adli/idari süreçler…Bu mesele kişiler değil doğrudan hukukun güvenilirliği meselesidir. Çünkü vatandaş, adaletin kişiye ve partiye göre değişmediğini görmek ister.” dedi.
“Masumiyet karinesi unutulmamalı”
Soruşturma açılmasının suçluluk anlamına gelmediğini vurgulayan Köroğlu, “Masumiyet karinesi de unutulmamalıdır. Soruşturma açılması suçluluk anlamına gelmez. Henüz yargı kararı olmadan kişileri suçlu ilan etmek, medya yoluyla itibarsızlaştırmak, özel hayat unsurlarını dolaşıma sokmak, evrensel hukukun reddettiği yöntemlerdir.” şeklinde konuştu.
“Hukuk devleti için şeffaflık ve tutarlılık şart”
Denetim mekanizmalarının şeffaf ve tutarlı işlemesinin önemine işaret eden Köroğlu, “Sonuç olarak; hukuk devleti, yalnız muhalifler için sert, iktidara yakın olanlar için yumuşak işleyen bir düzen olamaz. Hukuk ya herkes için vardır ya da hiç kimse için gerçek anlamda yoktur. Bu nedenle denetim mekanizmalarının ayrım gözetmeden, şeffaf ve tutarlı işlemesi demokratik sistemin zorunlu şartıdır.” dedi.






