Türk edebiyatında “İstanbul öykücüsü” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri hiç kuşkusuz Sait Faik Abasıyanıktır. Modern Türk hikâyeciliğinin öncü isimleri arasında gösterilen yazar, özellikle İstanbul’un sokaklarını, kıyılarını, balıkçılarını, işçilerini ve gündelik yaşamın sıradan insanlarını eserlerine taşıyarak edebiyatta kendine özgü bir yer edinmiştir. Samimi anlatımı, gözlem gücü ve insan sevgisiyle öne çıkan Sait Faik, Türk öykücülüğünün yönünü değiştiren isimlerden biri olarak kabul edilmektedir.

SAİT FAİK ABASIYANIK KİMDİR?

Sait Faik Abasıyanık, 18 Kasım 1906 tarihinde Adapazarı’nda dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini farklı şehirlerde tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a geldi. Bir süre yurt dışında eğitim görse de öğrenimini tamamlamadan Türkiye’ye döndü. Hayatının büyük bölümünü İstanbul’da geçiren yazar, özellikle Burgazada ile özdeşleşti.

Yazarlık hayatı boyunca insanı merkeze alan eserler kaleme alan Sait Faik, 11 Mayıs 1954 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Ölümünden sonra eserleri Türk edebiyatının en önemli klasiklerinden biri haline geldi.

İSTANBUL ÖYKÜCÜSÜ KİMDİR?

Sait Faik’in hikâyelerinde İstanbul yalnızca bir şehir değil, adeta yaşayan bir karakterdir. Yazar; Beyoğlu’nun kalabalık sokaklarından Adalar’ın sakin atmosferine, kahvehanelerden balıkçı teknelerine kadar İstanbul’un farklı yüzlerini eserlerine taşımıştır.

Özellikle şehrin arka sokaklarında yaşayan insanları anlatması, onun diğer yazarlardan ayrılmasını sağlamıştır. Balıkçılar, işsizler, esnaf, göçmenler ve yalnız insanlar Sait Faik’in öykülerinde sıkça karşımıza çıkar. Bu nedenle edebiyat çevrelerinde ona “İstanbul’un hikâyecisi” ve “İstanbul öykücüsü” unvanları verilmiştir.

Kitap (1)-1

SAİT FAİK ABASIYANIK'IN ESERLERİNDE İŞLEDİĞİ TEMALAR

Sait Faik’in hikâyeleri belirli bir olay örgüsünden çok insan ruhuna ve yaşama odaklanır. Eserlerinde öne çıkan başlıca temalar şunlardır:

İnsan sevgisi

Yalnızlık

Deniz ve balıkçılık kültürü

Doğa tutkusu

Kent yaşamı

Yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik

Özgürlük arayışı

İstanbul’un kozmopolit yapısı

Yazarın en dikkat çekici özelliklerinden biri, toplumun görmezden geldiği insanları hikâyelerinin merkezine yerleştirmesidir.

SAİT FAİK ABASIYANIK'IN KİTAPLARI

Türk öykücülüğünün kilometre taşları arasında gösterilen birçok eser kaleme alan Sait Faik’in öne çıkan kitapları şunlardır:

Semaver (1936)

Sarnıç (1939)

Şahmerdan (1940)

Lüzumsuz Adam (1948)

Mahalle Kahvesi (1950)

Havada Bulut (1951)

Kumpanya (1951)

Havuz Başı (1952)

Emre Tezmen nereli? Emre Tezmen serveti ne kadar?
Emre Tezmen nereli? Emre Tezmen serveti ne kadar?
İçeriği Görüntüle

Son Kuşlar (1952)

Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)

Özellikle Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi ve Alemdağ’da Var Bir Yılan, Türk hikâyeciliğinin en önemli eserleri arasında gösterilmektedir.

Kitap (1)

MODERN TÜRK HİKÂYECİLİĞİNE KATKISI

Sait Faik, geleneksel hikâye anlayışından uzaklaşarak bireyin iç dünyasına yönelen bir anlatım geliştirdi. Hikâyelerinde kesin başlangıç ve sonuçlar yerine yaşamın doğal akışını yansıtan bir üslup kullandı. Bu yaklaşım, sonraki kuşak Türk öykücülerini derinden etkiledi. Günümüzde birçok edebiyat araştırmacısı, Sait Faik’i modern Türk öyküsünün kurucuları arasında değerlendirmektedir.

BURGAZADA’DAKİ EVİ MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Sait Faik’in uzun yıllar yaşadığı Burgazada’daki evi, ölümünden sonra müzeye dönüştürüldü. Sait Faik Abasıyanık Müzesi, yazarın kişisel eşyalarını, el yazmalarını, mektuplarını ve fotoğraflarını barındırmaktadır. Müze, her yıl çok sayıda edebiyatsever tarafından ziyaret edilmektedir.

SAİT FAİK HİKÂYE ARMAĞANI NEDİR?

Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık tarafından yazarın anısını yaşatmak amacıyla oluşturulan Sait Faik Hikâye Armağanı, Türkiye’nin en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olarak kabul edilmektedir. Her yıl yayımlanan en başarılı öykü kitaplarından birine verilen ödül, Türk öykücülüğünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir.

SAİT FAİK’İN EDEBİYATTAKİ KALICI MİRASI

Aradan geçen onlarca yıla rağmen Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatının en çok okunan ve üzerine en fazla araştırma yapılan yazarlarından biri olmayı sürdürüyor. İstanbul’un ruhunu, sıradan insanların yaşam mücadelelerini ve insan sevgisini benzersiz bir dille anlatan yazar, bugün hâlâ “İstanbul öykücüsü” denildiğinde akla gelen ilk isim olarak kabul ediliyor.

Kaynak: Haber Merkezi