Ankara’nın en eski yerleşimlerinden biri olan Altındağ ilçesi, kale çevresindeki tarihî yapılarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Bu yapıların en çok dikkat çekenlerinden biri de mimarisi ve taşıdığı tarihî değerle öne çıkan Saraç Sinan Camii. Atpazarı Sokak’ta, Hisar semtinde yer alan cami, yüzyıllara dayanan geçmişiyle hem araştırmacıların hem de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor.
1288 YILINDAN BERİ AYAKTA
Saraç Sinan Camii’nin girişinde bulunan Arapça kitabe, yapının tarihine ışık tutan en önemli kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor. Kitabede yer alan bilgilere göre cami, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud döneminde, Hicrî 687 (Miladî 1288) yılında Yusuf bin Hasan (El Hac Siraceddin) tarafından inşa ettirildi.

Bazı sosyal medya paylaşımlarında ve ikincil kaynaklarda yapım yılına ilişkin farklı tarihlere yer verilse de, uzmanlar ve yazılı kaynaklar, kitabe bilgisinin esas alınması gerektiğini işaret ediyor. Farklı tarihlendirmelerin ise sonraki dönemlerde yapılan onarımlar ya da kayıt farklılıklarından kaynaklanabileceği belirtiliyor.

YÜKSEK KAYA ÜZERİNE İNŞA EDİLDİ
Saraç Sinan Camii, Ankara Kalesi çevresindeki eğimli arazi yapısına uygun şekilde, yüksek bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiş. Yapıya, sokak kotundan yükselen taş merdivenler aracılığıyla ulaşılabiliyor. Konumlandırması da caminin hem savunmalı şehir dokusuna uyumunu hem de sembolik görünümünü güçlendiriyor. Doğu cephesi, iri ve düzensiz devşirme taş bloklarla örülürken; üst kısımlarda kaba yonu ve moloz taş örgüsü dikkat çekiyor. Yapının batı ve kuzey cepheleri ise zaman içinde bitişik yapıların eklenmesi nedeniyle günümüzde kapalı.

SELÇUKLU MİMARİSİNİN ÖRNEKLERİNDEN
Dikdörtgen planlı yapı, doğuya açılan ve son cemaat yeri olarak kullanılan beşik tonozlu bir eyvan etrafında şekilleniyor. Eyvanın iki yanında mescit ve türbe bölümleri bulunuyor. Düzenleme, Ankara’daki Selçuklu dönemi ibadet yapılarında sıkça görülen “ibadet mekânı + türbe” birlikteliğinin karakteristik bir örneği olarak yorumlanıyor. Eyvanın güney duvarında, üç sıra mukarnas kavsaralı bir mihrap nişi bulunuyor. Kuzey duvarda ise bitişikteki türbeye açılan küçük bir pencere yer alıyor. Eyvandan, ahşap çift kanatlı bir kapıyla mescit bölümüne geçiliyor.

KUBBELİ İBADET MEKÂNI
Mescit bölümü, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir mekân olarak tasarlanmış. İbadet alanı, üçgen geçişlerle oluşturulan ongen kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülüyor. Kubbe eteğinde bulunan stalaktitli süslemeler, yapının en dikkat çekici iç mekân detayları arasında gösteriliyor. Güney duvarındaki mihrap nişi, yapılan son onarımlar sırasında yenilenmiş olması nedeniyle özgün Selçuklu dönemi süsleme özelliklerini yansıtmıyor. Mekânın batı cephesinde ise tek bir pencere yer alıyor.

TÜRBEDEN BAHÇEYE UZANAN TARİH
Mescidin sağ tarafında bulunan dar kapıdan geçilen türbede sekiz adet lahit yer alıyor. Zamanın izlerini taşıyan sandukalar, günümüzde sade ve yıpranmış bir görünüme sahip. Yapının bahçesinde ise baş taşı bulunan tek bir mezar dikkat çekiyor. Cami ve türbenin birlikte ele alınması, yapının yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda manevî ve tarihî bir durak olarak da görüldüğünü de ortaya koyuyor.
Saraç Sinan Camii, Atpazarı bölgesi, hanlar, dar sokaklar ve kale surlarıyla birlikte Ankara’nın tarihî yürüyüş rotalarının önemli durakları arasında yer alıyor. Fotoğraf meraklıları ve kültür gezisi yapan ziyaretçiler için cami, “zamanın yavaşladığı” hissini yaşatan özel mekânlardan biri.




