Orta Doğu’da ABD-İsrail ile İran arasında çatışmalar devam ederken istihbarat savaşlarında kullanılan yöntemler de gündeme geliyor.

İRANLI YETKİLİLERİN DİŞLERİNE MİNYATÜR TAKİP CİHAZLARI YERLEŞTİRİLDİ

Sosyal medyada ve bazı istihbarat çevrelerinde dolaşıma giren çarpıcı iddialara göre, İsrail dış istihbarat servisi Mossad ajanları İran’da yıllarca doktor ve diş hekimi kılığında faaliyet yürüttü. İddialar, askeri ve devlet kademesindeki üst düzey isimlerin rutin tedavi sırasında dişlerine ya da vücutlarına minyatür takip cihazları yerleştirildiği yönünde.

Erdoğan’dan İran mesajı: Yangın büyümeden söndürülmeli
Erdoğan’dan İran mesajı: Yangın büyümeden söndürülmeli
İçeriği Görüntüle

Resmi makamlarca doğrulanmayan bu iddialar, son dönemde İran’daki üst düzey askeri ve bürokratik isimlere yönelik nokta atışı saldırıların ardından yeniden alevlendi.

Screenshot 2026 03 03 At 10 15 31 (1) Dilek Güngör (@Dilekgungor ) X

“TIBBİ CASUSLUK” SENARYOSU

Söz konusu iddiaya göre Mossad ajanları, İran’da uzman doktor veya diş hekimi kimliğiyle görev aldı. Özellikle askeri personel ve rejime yakın elit kesimlerin tercih ettiği kliniklere sızıldığı öne sürülüyor.

İddiaya göre rutin diş kontrolleri sırasında çürük dolgusu yapılırken dişlerin içine nano ölçekte takip cihazları yerleştirildi. Benzer şekilde, bazı gastroenteroloji işlemleri sırasında da işaretleme sistemlerinin vücuda entegre edildiği iddia edildi. Böylece hedef kişilerin farkında olmadan “canlı izleme cihazına” dönüştürüldüğü öne sürüldü.

Bu teoriyi savunan çevreler, son saldırılarda 400’den fazla üst düzey askeri ve devlet yetkilisinin kısa sürede etkisiz hale getirilmesini bu “derin sızma” ile açıklıyor. İddialara göre hedeflerin konumları anlık olarak tespit edilebildi ve operasyonlar eş zamanlı yürütüldü.

Image(1)-8

PARANOYA VE GÜVENLİK KRİZİ

Viral raporlarda Mossad’ın erişiminin, İran’daki en güvenli yerleşkelere kadar uzandığı ileri sürülüyor. Hatta Yüksek Lider’in en korunaklı komplekslerinden görüntü sızdırıldığı, rejime en yakın danışmanların dahi potansiyel güvenlik açığına dönüştüğü iddialar arasında.

Bu söylemler, İran’da güvenlik bürokrasisi içinde ciddi bir güvensizlik ve paranoya ortamı oluştuğu yorumlarına yol açtı. Her tıbbi kontrol, her şifreli mesaj ve her personel artık potansiyel bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor.

H C V Rp Wka8 A Ei Q B1

“PATLAYAN ÇAĞRI CİHAZLARI” OPERASYONU HAFIZALARDA

İddialar, Eylül 2024’te Lübnan’da yaşanan ve dünya çapında yankı uyandıran “patlayan çağrı cihazları” operasyonunu yeniden gündeme getirdi. O dönemde Hizbullah’ın güvenli olduğu düşüncesiyle cep telefonu yerine kullandığı binlerce pager cihazı aynı anda infilak etmişti.

Olayın merkezinde yine Mossad’ın olduğu ileri sürülmüştü. İddialara göre İsrail istihbaratı, tedarik zincirine sızarak Tayvan merkezli Gold Apollo markasına ait AR-924 model çağrı cihazlarının üretim sürecine müdahil oldu. Macaristan merkezli bir paravan şirket üzerinden sağlanan cihazların içine küçük miktarda PETN tipi patlayıcı yerleştirildiği öne sürüldü.

17 Eylül 2024’te gönderilen özel bir mesajla cihazların aynı anda patlatıldığı, yaklaşık 12-15 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bine yakın kişinin yaralandığı bildirilmişti. Ertesi gün benzer şekilde bazı telsizlerin de infilak ettiği kaydedilmişti.

Bu operasyonun klasik bir siber saldırı değil, doğrudan bir “tedarik zinciri sabotajı” olduğu değerlendirilmişti. Uluslararası kamuoyunda geniş tartışmalara yol açan olay, istihbarat savaşlarının ulaştığı teknik kapasiteyi gözler önüne sermişti.

Kaynak: Haber Merkezi