Ankara için hazırlanan 2050 Yılı Hedefli Ankara Çevre Düzeni Planı kapsamında Afet ve Deprem Odak Grup Toplantısı, akademik ve kurumsal geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin başkanlık etti. Plan çalışmaları, kentin uzun vadeli gelişimini bilimsel veriler ve risk analizleri üzerinden şekillendirmeyi amaçlıyor. Süreçte özellikle deprem, iklim krizi ve diğer doğal afetlere karşı kentsel dayanıklılığın artırılması temel hedef olarak öne çıkıyor.
Toplantıda, 2026 itibarıyla şekillenen planın ana yaklaşımının “afetlere dirençli kent” vizyonu olduğu vurgulandı. Bu kapsamda Ankara’nın yalnızca mevcut sorunlara çözüm üreten değil, gelecekteki riskleri de dikkate alan bir şehir modeline dönüştürülmesi hedefleniyor. Planın temel amacı, kenti deprem başta olmak üzere iklim krizi ve farklı afet türlerine karşı kırılganlıktan çıkararak daha güvenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak olarak ifade edildi.
Bütüncül Afet Yönetimi ve Üst Ölçekli Planlama
Çalışmalar kapsamında parçacıl imar kararları yerine, ilin tamamını kapsayan 1/100.000 ölçekli üst ölçek plan yaklaşımı benimsendi. Bu modelle birlikte arazi kullanım kararlarının afet risk analizlerine göre belirlenmesi planlanıyor. Bu çerçevede deprem, heyelan ve benzeri doğal afet riskleri bulunan alanların bilimsel veriler ışığında değerlendirilerek imar süreçlerinin yeniden ele alınacağı belirtildi.
Ortak Akıl ve Geniş Katılımlı Süreç
Toplantıya üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve toplam 55 paydaş kurumdan 600’ü aşkın temsilci katıldı. Süreçte ortak akıl, bilimsel veri kullanımı ve çok paydaşlı planlama modeli öne çıktı. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kamu kurumlarının yanı sıra Ankara Kent Konseyi de sürece katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı. Katılımcılar, planlamanın yalnızca teknik bir süreç olmadığını, aynı zamanda toplumsal katılımı içeren dinamik bir yapı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Doğal Verilere Dayalı İmar ve Alan Koruma
Toplantıda alınan temel kararlar arasında, afet riskli alanların imara açılmaması, tarım ve kırsal alanların korunması ve yapılaşmanın bilimsel veriler doğrultusunda yönlendirilmesi yer aldı. Doğal eşikler, zemin yapısı ve risk analizlerinin planlamada belirleyici olması gerektiği ifade edilirken, şehirleşmenin kontrolsüz büyümesinin önüne geçilmesi hedeflendi. Planın yalnızca statik bir belge olmadığı, aynı zamanda “planı nasıl yapacağımızı planlamak” anlayışıyla başlayan süreç odaklı bir model olduğu belirtildi. Bu yaklaşımın mahalle ölçeğine kadar inen katmanlı bir planlama sistemi öngördüğü ifade edildi.
Toplantının sonunda, sürece katkı sunan üniversitelere, akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına, kamu kurumlarına ve tüm paydaşlara teşekkür edildi. Bilim ve akademik veriler ışığında yürütülen çalışmanın Ankara’nın geleceği açısından stratejik önem taşıdığı vurgulandı.




