Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan, Ankara Net Haber muhabiri Cansel Yıldız ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Ankara’nın merkezinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve kamuoyunda tartışmalara neden olan Şükran Anıtı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Özaslan, yerel yönetimler ile merkezi idareye çağrıda bulunarak önemli açıklamalar yaptı.
“Hıdırlıktepe için hazırladığımız proje Cumhuriyet’in yüzüncü yılı içindi”
Hıdırlıktepe’deki projeyi Ankara Kulübü Derneği olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bizzat sunduklarını belirten Özaslan, projenin asıl amacının farklı olduğunu dile getirdi. Özaslan, “Hıdırlıktepe için hazırladığımız projemiz Cumhuriyet’in yüzüncü yılı içindi. Cumhuriyet Anıtı projesi olarak planlandı. 29 Ekim 2023’te açılması öngörülüyordu. Ancak projenin adı değiştirildi. Cumhuriyet’in yüzüncü yılı için bir anıt yapılıyorsa, bunun adı neden değiştiriliyor? Biz Ankara Kulübü Derneği olarak projeyi ‘Cumhuriyet Anıtı’ adıyla emanet ettik” dedi.
“Ankara’nın soyadı Cumhuriyet’tir”
Ankara’nın tarihi ile Atatürk ve Cumhuriyet’le olan bağlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özaslan, “Ahiler, 14’üncü yüzyılda Ankara’yı bir nevi Cumhuriyet idaresiyle yönetmiştir. Anadolu’nun birçok şehri babadan oğula geçen beylikler tarafından yönetilirken, Ankara’da Ahiler tepeden tırnağa seçimle gelen bir yapı kurmuş ve kenti bağımsız şekilde yönetmiştir. 19’uncu yüzyılda ise Osmanlı döneminde ‘Ankara Cumhuriyeti’ adıyla anılan ve makalelerle, kitaplarla tartışılan bir yönetim anlayışı vardır. Rejim tartışmaları yapılmıştır. Atatürk’ün çocukluğu ve gençliği bu tartışmaları izlemekle geçmiştir. Zihninde hep Cumhuriyet ve Ankara vardır. Atatürk’ün Ankara’yı önce millî merkez, yani 27 Aralık 1919’da millî merkez olarak seçmesinin ve dört yıl sonra başkent ilan etmesinin temel nedeni, Ankara’nın geçmişte bir Cumhuriyet şehri olmasıdır. Atatürk bunu aynen böyle ifade eder. Atatürk çocukluğundan beri Cumhuriyetçidir ve Ankara’yı çok iyi bilir. Ankara’nın bir Cumhuriyet şehri olduğunu, bir Cumhuriyet kültürüne sahip olduğunu bilir ve bunu anlatır. ‘Ben burayı Cumhuriyet merkezi olarak tanıdım. Geldiğimde ilk gördüğüm şey, bu kültürün hâlâ devam ediyor olmasıydı’ der. Atatürk bir zamanlama ustasıdır ama en az bunun kadar da bir zemin ustasıdır. Hilafeti ve saltanatı kaldırmış, yeni bir rejim olarak Cumhuriyet’i kurmuştur. Bunun için en uygun başkent neresi olabilir? Toplumsal ve kültürel zeminin en güçlü olduğu yer. Bu bir zemin ustalığıdır. O yüzden Ankara’yı seçtiğini söyler. Ankara’nın soyadı Cumhuriyet’tir. Bunun neresini tartışıyoruz? Ankara’nın soyadının Cumhuriyet olduğunun hangi yönünü tartışacağız?” dedi.
“Bu Anıt Binlerce Yıllık Birikimi Anlatmalı”
Anıtın isminin Cumhuriyet’le bağlantılı olması gerektiğini ifade eden Özaslan, “Biz bunları defalarca anlattık. Dedik ki, Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, 29 Ekim 1923’te açılmak üzere bunu dört yıl öncesinden dile getiriyoruz. Hıdırlıktepe’ye, Ankara’nın kadim merkezine ve tarihî merkezine bir Cumhuriyet Anıtı yapalım. Bu anıt öyle bir anıt olsun ki, sadece 1923’ü değil; aynı zamanda 14’üncü yüzyıldaki Ahi Cumhuriyeti’ni ve hatta Roma döneminde Ankara’nın en önemli merkezlerden biri oluşunu da kapsasın. Yani iki bin yıl öncesine uzanan bir Cumhuriyet geleneğini yansıtsın. Ankara’nın soyadının Cumhuriyet olduğunu, 1923’ü sembolize ederken aynı zamanda tarihsel derinliği olan bir anıtla anlatalım. Bunun için uluslararası bir yarışma düzenleyelim. Dünyanın en iyi mimarları bu yarışmaya katılsın. İyi bir ödül koyalım ki dünyanın en iyi tasarımcıları bu projeyi görsün. En iyi proje de güçlü bir jüri tarafından belirlensin ve bir Cumhuriyet Anıtı yapılsın. Çünkü Ankara’nın soyadı Cumhuriyet’tir. Bu anıt, Eyfel Kulesi ya da New York’taki Özgürlük Anıtı gibi olsun. Binlerce yıllık bir Cumhuriyet geleneğine beşiklik yapan bu kentin, Cumhuriyet’i sembolize eden bir anıtı olsun. Tasarımcılar araştırır, okur, yazar, çizer; bilgi ve birikimlerini projelerine yansıtır. Ortaya çıkan projelerin hepsi satın alınabilir ama birincilik alan proje o alanda hayata geçirilir. Diğer dereceye giren projeler de Ankara’nın başka noktalarında uygulanabilir; bunda bir sakınca yok. Sonuçta uluslararası isimler tarafından hazırlanmış projeler bunlar. Bundan daha güzel bir yaklaşım olabilir mi? Zor mu bu? Bugün Türkiye’de ülkenin tüm kaynaklarını tüketen merkez–yerel tartışmaları varken, hem başkent Ankara’yı hem de Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden, güçlü bir simge ortaya konulamaz mı?” ifadelerini kullandı.
“Cumhuriyet Anıtı Kadim Merkezde Olmalı”
Projenin isim ve yer değişikliğinin yanlış olduğunu belirten Özaslan, “Cumhuriyet Anıtı projesinin Hıdırlıktepe yerine Çaldağı’na yapılacağını öğrendim. Bunun doğru olmadığını söyledim. Ankara’da 14’üncü yüzyılda bir Cumhuriyet geleneği varken, dağlık bir alanın tercih edilmesi ne anlama geliyor? Bir anıt yapılacaksa, yerinin çok önemli ve anlamlı olması gerekir. Anıtın temsil ettiği kimlik kadar, bulunduğu yer de büyük önem taşır. Bunun yeri kadim merkezdir.” diye konuştu.
“Cumhuriyet Anıtı ne oldu da Şükran Anıtı’na dönüştü?”
Özaslan, “Daha sonra anıtın adının Şükran Anıtı’na dönüştüğünü gördük. ‘Şükran’ kavramının bizim geleneğimizde karşılığı yoktur. Bu daha çok Hristiyan kültürüne, özellikle Amerika’daki Hristiyanlık geleneğinde yer alan belirli bir güne işaret eder. Cumhuriyet Anıtı ne oldu da Şükran Anıtı’na dönüştü? Cumhuriyet’in size ne zararı var? Cumhuriyet ne yaptı? Neden şükran?” şeklinde konuştu.
"Polatlı ve Haymana’daki şehitlikler ortaya çıkarılmalıdır”
Daha sonra anıtın isminin şehitlik anıtı olarak duyurulduğunu dile getiren Özaslan, “Elbette şehitlerimize saygımız sonsuzdur. Ancak Çanakkale zaten başlı başına bir şehitliktir; çok geniş bir alandır ve her yıl binlerce, hatta milyonlarca insan tarafından ziyaret edilir. Orayı korumamız gerekir. Ankara’da asıl yapılması gereken, Polatlı ve Haymana’daki şehitliklerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bölgelerde hâlâ toprağın altında yatan şehitler vardır; toprak sıkıldıkça şehit fışkırıyor. Şehitlik anıtları oralara yapılmalıdır.” diye konuştu.
“Sinsin Ateşi varken buna ‘Hıdırellez ateşi’ denmesi son derece yanlıştır”
Proje içerisinde yer alan “Hıdırellez ateşi”nin kültürel açıdan hiçbir anlamı olmadığını ve bu ismin de yanlış olduğunu dile getiren Özaslan, “Projenin içine ‘Hıdırellez ateşi’ diye bir ifade konmuş. Ben böyle bir kavramı ilk defa duyuyorum. Bunun adı Sinsin Ateşi’dir. Sinsin Ateşi, Türkistan coğrafyasını ve Orta Asya’yı temsil eder; eski inançlarımızdan, Şaman kültüründen gelen bir ateş geleneğidir. Anadolu’ya geldiğimizde bunu tüm şehirlerimizde, köylerimizde yaşattık. Sinsin Ateşi herkesin bildiği, özellikle elli–altmış yaş üzerindeki herkesin yaşadığı bir gelenektir. Ankara özelinde de bu gelenek hem köylerimizde yaşatılmıştır hem de Seymenler için büyük önem taşır. Kızılca Gün’ün başlangıcıdır, Seğmen Alayı’nın dizilmesinin ilk törenidir; bir davettir. Ateş yakıldığında bu, ‘Ağalar, hanımlar silahlanın, atlanın, gelin; devlet kuruyoruz, baş taşıyoruz’ demektir. Bakın, bu ülkenin genetiğinde, sosyolojisinde ve tarihsel hafızasında Sinsin Ateşi’nin çok somut karşılıkları vardır. Madem bir ateş yapılacak, neden Hıdırellez ateşi? Hıdırellez kutlamaları vardır; yemekleri, ritüelleri, gül ağacı dibine bırakılan dilekler vardır. Bunların hepsi geleneklerimizde yer alır. Ama ateş bu şekilde adlandırılmaz. Sinsin Ateşi varken buna ‘Hıdırellez ateşi’ denmesi son derece yanlıştır. Bunun adı Sinsin Ateşi’dir. Türk’ü temsil eder. Binlerce yıllık tarihini, eski inançlarını, devlet kurma iradesini, Seymenleri, Anadolu yiğitliğini, köylerdeki eğlence kültürünü, düğünleri, millî günleri ve bayramları temsil eder. Türkiye’nin her yerinde vardır.” dedi.
“Ankara’nın kalıcı bir projeye ihtiyacı var”
Bilgi alınmadan yapılan projelerin yanlış olduğunu ifade eden Özaslan, “Bilmiyorsanız sorun. Ya da hiçbir şey yapmayın. Kirletmeyin. Ankaralı’nın parasını ve düşüncelerini çöp projelere harcamayın. Bilmediğiniz bir şeyi yapmak zorunda değilsiniz” dedi.
Projenin aslıyla bir ilgisi olmadığını dile getiren Özaslan, “Burada iki tane uzantı var, fabrika bacasını andırıyor. Ben bilmiyorum, nedir bu? Biz uluslararası bir yarışmayla temasını verelim dedik. Cumhuriyet Anıtı teması verelim; hem 1923’ü temsil etsin hem de 14’üncü yüzyılı, binlerce yıllık birikimi yansıtsın. Çünkü Ankara’nın soyadı Cumhuriyet’tir. Bir başka şehir ‘benim de Cumhuriyetim var’ diyemez. Hepsi beylik kökenlidir. Ankara bu yüzden merkez seçilmiştir” diye konuştu.
Ankara’nın kalıcı bir projeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Özaslan, “Öyle bir şey yapalım ki bir kere yapalım ve yüzlerce, binlerce yıl orada kalsın. Uluslararası bir yarışmayla, sanat değeri çok yüksek, gerçekten tüm insanlığa hitap eden bir proje ortaya koyalım. Yüzlerce, binlerce yıl geleceğe uzanacak çok güçlü bir eser olsun. Bu Ankara için olmazsa olmazdı. Ancak Cumhuriyet Anıtı’nda bu kadar yer ve isim değişikliği yapılması kabul edilemez. Hıdırlıktepe’nin şehitlikle ne ilgisi var? Kim bunun arkasında durabilir?” dedi.
“Kervan Yolda Düzülmez: Bu Proje Önceden Planlanmalıydı”
Projenin plansız şekilde hayata geçirilmesini de eleştiren Özaslan, “Merkezi idareyle önceden konuşulmalı. Bu işler ‘kervan yolda düzülür’ mantığıyla olmaz. Önceden planlanır, konuşulur. Bu zor bir şey değil. Kurumlar arası yetki ve eşgüdüm sağlanabilir. Hatta denir ki, bu sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin ve Cumhuriyet’in projesidir. Gelin iş birliği yapalım. O zaman bütçeyi birlikte karşılayalım; bir kısmını siz, bir kısmını biz üstlenelim. Kültür ve Turizm Bakanlığı ya da Cumhurbaşkanlığı ile birlikte yapılsın, açılışı da birlikte yapılsın. Ama bunların hepsi önceden planlanmalı” ifadelerini kullandı.
“Ankara için doğru olan neyse ben oradayım”
Daha önceki yönetim dönemlerinde de Ankara’da yıllarca yanlış projeler yapıldığını dile getiren Özaslan, “Bu şehir yıllarca çöp projelerle kirletildi. Ankara’nın sınırlı kaynakları harcandı. Ankara, yoksulluk ve işsizlikte, bu nüfus oranıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir noktaya geldi. Bu büyüklükte bir metropol bu kadar yoksulluk barındırmaz. Metropoller zenginlik ve istihdam kaynağıdır. Ancak Ankara’da ciddi bir yoksulluk var. Ankara’nın sınırlı kaynakları çöp projelere harcanıyor. Yazıktır, günahtır. Benim siyasetim Ankara’dır. Ankara’nın kültürünü, geleneklerini ve değerlerini savunuyorum. Bunun A siyaseti, B siyaseti yok. Ankara için doğru olan neyse ben oradayım. Ankara için doğruyu kim yaparsa Allah razı olsun, bin kere teşekkür ederim. Ama kim olursa olsun, babamın oğlu da olsa yanlış yapanı eleştiririm” dedi.
“Ankara’yı Ankara Yapan Değerlere Kulak Verin”
Ankara’nın soyadının Cumhuriyet olduğunu ve sembol olarak yansıtılması gereken bir projeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Özaslan, “Oranın adı Cumhuriyet Projesi’ydi ve bu proje bizim projemizdi. Böyle olmamalıydı. Ankara için son derece önemli, anlamlı ve çok güzel bir fikir vardı. Başkent Ankara’nın soyadını sembol olarak ortaya koyacağımız bir projeydi. Ankara’yı Ankara yapanları, bu kenti bilenleri dinleyin; Ankaralılara sorun” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin De Dünyaya Kendini Anlatığı Bir Simgesi Olmalıdır”
Anıtın öneminin altını çizen Özaslan, “Ortak akılla yapılacak bu proje hem başkent Ankara’yı temsil etmeli hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olmalıdır. Türkiye’nin de dünyaya kendini anlatığı bir simgesi olmalıdır. Burada yapılacak Cumhuriyet Anıtı’nın olağanüstü bir önemi vardır. Bu anıt, Ankara’nın yüzlerce, binlerce yıllık köklü Cumhuriyet geleneğini temsil edecektir.” ifadelerine yer verdi.
“Ankara’ya Yakışan, Uluslararası Nitelikte Bir Eser”
Ankaralıların kaynaklarıyla yapılacak anıtın ne olduğu belirsiz yapılar şeklinde olmaması gerektiğinin altını çizen Özaslan, “Buradan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne de sesleniyoruz: Geleneğimizde olmayan, ne şehir kültürümüzde ne de ülke geleneğimizde yeri bulunan ‘şükran’ gibi kavramlarla bu iş sulandırılmamalıdır. Şehitlik meselesine gelince; mevcut şehitlikleri ortaya çıkarmak varken, Kurtuluş Savaşı şehitlerinin yattığı Polatlı ve Haymana’da toprak kazıldıkça şehitler ortaya çıkıyorken, bu alanların ayağa kaldırılması gerekir. Buralar, Çanakkale’de olduğu gibi geniş bir alanda, bütüncül bir anlayışla ele alınmalı ve düzenlenmelidir. Şehitlik meselesini buraya taşıyarak algının farklı yönlere kaydırılmaması gerekir. Hıdırlıktepe’de yapılacak anıt tektir ve adı Cumhuriyet Anıtı’dır. Cumhuriyet, Ankara’nın soyadıdır; asıl adıdır. Ankara’nın köklerinde Cumhuriyet vardır. Atatürk’ün çok iyi bildiği ve dikkate aldığı da bu Cumhuriyet geleneğidir. Böylesine önemli bir tarih ve geçmiş varken, yer değişiklikleriyle, isim değişiklikleriyle bu işi siyasi bir malzemeye dönüştürmek doğru değildir. Ankaralıların kaynaklarıyla yapılacak bu anıt; ne olduğu belirsiz yapılar şeklinde değil, uluslararası bir yarışmayla, dünyanın en iyi mimar ve tasarımcılarının katılımıyla, sanat değeri yüksek bir eser olarak ortaya konulmalıdır. Güçlü bir jüri tarafından seçilecek bu eser hem başkent Ankara’yı hem de Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyaya anlatmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“Yetkililere Ortak Akıl Çağrısı”
Tüm yetkililere çağrıda bulunan Özaslan, “Buradan sesleniyoruz; hem merkezi kuruluşlara, bakanlıklara, Cumhurbaşkanlığımıza ve ilgili kurumlara hem de Ankara Büyükşehir Belediyemize çağrımızdır. Kavga ederek değil, kafa kafaya vererek, ortak akıl ve ortak çabayla bu projeyi bir an önce tamamlayalım. Başkentimize ve ülkemize kazandıralım.
Cumhuriyet Anıtı’nı yalnızca bir yapı olarak değil, çevresiyle birlikte Cumhuriyet’i temsil eden bütüncül bir proje olarak ele alalım. Bu yapının adı konusunda da netiz. Ne olursa olsun, hangi isim verilirse verilsin, buraya Cumhuriyet dışında bir isim yakışmaz. Başka adlar yapay ve sentetik kalır. Ankara’nın soyadı Cumhuriyet’tir. Buraya yakışacak olan da Cumhuriyet Anıtı’dır” dedi.












