Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ev sahipliğinde “Yapay Rahim Teknolojisine Hukuk Nasıl Cevap Verecek?” başlıklı çalıştay 24 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Üniversitenin Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde düzenlenen program, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirdi.

Çalıştay, üniversite öğretim üyelerinden Dr. Fatma Umay Genç yürütücülüğünde ve TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenen “Kardeşliğin ve Hamileliğin Sonu: Yapay Rahim Teknolojisine Hukuk Nasıl Cevap Verecek?” başlıklı proje çerçevesinde düzenlendi.

Başkentte gerçekleştirilen çalıştay, biyoteknoloji alanındaki hızlı gelişmelerin hukuk düzeni üzerindeki etkilerini tartışmaya açması bakımından dikkat çekti.

Yapay Rahim Teknolojisi Nedir, Ne Anlama Geliyor?

Çalıştayda öncelikle yapay rahim teknolojisinin bilimsel altyapısı ele alındı. Tıp ve moleküler biyoloji alanındaki uzmanlar, henüz deneysel aşamada bulunan bu teknolojinin, erken doğan bebeklerin yaşatılmasına yönelik araştırmalar üzerinden geliştiğini aktardı.

Uzmanlar, yapay rahmin teorik olarak gebelik sürecinin tamamen ya da kısmen insan bedeni dışında sürdürülmesini mümkün kılabileceğini belirtti. Bu durumun, yalnızca tıbbi değil; aynı zamanda toplumsal ve hukuki sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

Oruç tutarken nelere dikkat edilmeli? Uzmanından ezber bozan tavsiyeler
Oruç tutarken nelere dikkat edilmeli? Uzmanından ezber bozan tavsiyeler
İçeriği Görüntüle

Ankara Yapay Rahim Çalıştay

Aile Hukuku ve Soybağı Tartışmaları

Çalıştayın hukuk oturumlarında, Türk Medeni Kanunu başta olmak üzere mevcut mevzuat çerçevesinde yapay rahim uygulamalarının doğurabileceği sonuçlar değerlendirildi.

Özellikle soybağı, annelik kavramı, velayet, ebeveynlik hakları ve yardımcı üreme tekniklerine ilişkin düzenlemeler üzerinde duruldu. Hukukçular, mevcut düzenlemelerin büyük ölçüde doğal gebelik ve mevcut yardımcı üreme yöntemleri esas alınarak hazırlandığını; yapay rahim gibi yeni teknolojilerin bu çerçevede yeni yorum ve düzenleme ihtiyacını gündeme getirebileceğini ifade etti.

Ayrıca, çocuğun üstün yararı ilkesinin bu tür teknolojilerde temel referans noktası olması gerektiği vurgulandı.

Etik ve Felsefi Boyut

Biyoetik ve felsefe alanındaki akademisyenler, gebelik sürecinin biyolojik ve toplumsal anlamı üzerinde değerlendirmelerde bulundu. Yapay rahim teknolojisinin kadın bedeni, üreme özgürlüğü ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerindeki olası etkileri tartışıldı.

Bu teknolojinin, kadınların gebelik sürecine ilişkin yükümlülüklerini değiştirebileceği; ancak aynı zamanda yeni etik ikilemleri de beraberinde getirebileceği ifade edildi. Katılımcılar, teknolojik ilerlemenin yalnızca bilimsel başarı olarak değil, insan hakları perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Hukuk Politikaları ve Olası Düzenlemeler

Çalıştayda, Türkiye’de yapay rahim teknolojisine ilişkin açık bir yasal düzenlemenin bulunmadığına işaret edildi. Mevcut mevzuatın yardımcı üreme tekniklerini sınırlı biçimde ele aldığı, bu nedenle kapsamlı bir normatif çerçeve ihtiyacının doğabileceği değerlendirildi.

Uluslararası hukukta ve bazı ülkelerde yürütülen tartışmaların da ele alındığı oturumlarda, karşılaştırmalı hukuk perspektifi üzerinden olası düzenleme modelleri masaya yatırıldı. Akademisyenler, teknolojik gelişmeler karşısında hukuk normlarının gecikmeli tepki verdiğini, bu nedenle akademik çalışmaların yol gösterici rol üstlenebileceğini ifade etti.

Başkentte Akademik Gündemin Yeni Başlığı

Ankara, üniversiteleri, yüksek yargı organları ve kamu kurumlarıyla Türkiye’nin hukuk ve kamu politikası tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu çalıştayın, hem akademik literatüre hem de ileride yapılabilecek yasal düzenlemelere katkı sunması bekleniyor.

Çalıştay sonunda elde edilen verilerin proje çıktılarında ve akademik yayınlarda kullanılacağı, ayrıca kısa süre içinde kapsamlı bir sonuç raporunun yayımlanmasının planlandığı bildirildi. Program, katılımcılara sertifika takdimi ile sona erdi.

Kaynak: Cansel Yıldız