"2 bin 964 hektarlık orman alanı tehlikede"

Ankara’nın geleceğini yakından ilgilendiren içme suyu tartışmasına yeni bir başlık eklendi. Başkent Ankara'nın su kaynaklarını besleyen havzada yer alan binlerce hektarlık orman arazisinin orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiası, çevre örgütleri ve meslek kuruluşlarının tepkisine neden oldu. Uzmanlar ve çevre temsilcileri, söz konusu kararın hayata geçirilmesi halinde Ankara’nın su güvenliğinin yanı sıra çevre illerin su kaynaklarının da risk altına girebileceğini savundu.

Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği, Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi ile TMMOB Ankara birimleri tarafından “Başkent'in İçme Suyu Tehlikede” başlıklı bir açıklama gerçekleştirildi. Açıklamada, orman sınırları dışına çıkarılan arazilerin fiilen orman ekosistemi özelliklerini taşıdığı ve Ankara'nın içme suyu havzası açısından kritik öneme sahip olduğu ileri sürüldü.

Ankara Başkentin Içme Suyu (1)

2 bin 964 hektarlık alan için dikkat çeken iddia

Açıklamada, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 16'ncı maddesi kapsamında gerçekleştirilen orman sınırı dışına çıkarma işlemlerine dikkat çekildi. Türkiye genelinde 17 ilde bulunan orman alanlarına ilişkin kararlar kapsamında, toplam 2 bin 964 hektarlık bölümün Ankara'nın Kızılcahamam ilçesindeki bazı köy ve mahallelerin sınırlarında bulunduğu belirtildi. Orman Kanunu'nun Ek 16'ncı maddesinin, belirli şartları taşıyan ve fiilen orman niteliği bulunmayan alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin hükümler içerdiği hatırlatıldı. Ancak açıklamayı yapan kuruluşlar, Kızılcahamam'daki söz konusu arazilerin bu kapsamda değerlendirilmesine itiraz etti. Alanların halen orman ekosistemi özelliklerini taşıdığı, meşe ormanları ve ağaçlandırma sahalarının bulunduğu ifade edildi.

Ankara'nın barajlarını besleyen havzada bulunuyor

Tepkinin en önemli gerekçelerinden biri ise söz konusu arazilerin Ankara'nın içme suyu kaynaklarıyla olan bağlantısı oldu. Açıklamada, alanın Ankara'nın içme suyunu sağlayan barajların su toplama havzası içerisinde yer aldığı ve uzun mesafeli koruma alanıyla ilişkili olduğu belirtildi. Bu nedenle orman niteliği taşıyan arazilerin koruma dışına çıkarılmasının yalnızca ağaç varlığı açısından değil, su kaynaklarının geleceği bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Kuruluşlar, bölgede orman vasfı bulunmadığı yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savunarak, mevcut ekosistemin göz ardı edildiğini ileri sürdü.

Ankara Başkentin Içme Suyu (5)

Türkiye Sağlık Vadisi projesi de gündeme geldi

Açıklamada, bölgede yapılması gündeme gelen Türkiye Sağlık Vadisi projesi ve olası endüstriyel yapılaşma da eleştirildi.Söz konusu alanda endüstri bölgesi veya farklı gerekçelerle yapılaşmaya gidilmesinin bölgeye beklenen refahı getirmeyeceğini savunan kuruluşlar, böyle bir sürecin baraj havzasındaki doğal dengenin bozulmasına, su kaynaklarının zarar görmesine ve yöre halkının yaşam koşullarının olumsuz etkilenmesine neden olabileceği uyarısında bulundu.

Ankara Başkentin Içme Suyu (3)

Tehlike yalnızca Ankara ile sınırlı değil

Açıklamada, su havzasının etkisinin Ankara sınırlarıyla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi. Ankara'da toplanan suların Ankara Çayı ve Hatip Çayı üzerinden Sakarya Nehri sistemiyle bağlantısına işaret edilerek, olası olumsuzlukların Eskişehir, Bursa, Bolu, Kocaeli ve İstanbul'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada su kaynaklarını etkileyebileceği savunuldu. Kuruluş temsilcileri, riskin yalnızca içme suyuyla sınırlı kalmayacağını, çevre illerdeki tarımsal alanların ve yer altı su kaynaklarının da bu süreçten etkilenebileceğini ifade etti.

Ankara Valisi Canbolat'tan çocuk ve yaşlı bakım merkezlerine yakın takip
Ankara Valisi Canbolat'tan çocuk ve yaşlı bakım merkezlerine yakın takip
İçeriği Görüntüle

Ankara Başkentin Içme Suyu (4)

Kararın iptal edilmesi çağrısı

Ankara Net Haber'e yapılan değerlendirmede ise, Orman ekosistemi özelliklerini taşıdığı belirtilen arazilerin orman sınırları dışına çıkarılmasına yönelik kararın yeniden değerlendirilmesi istendi. Kuruluşlar, söz konusu kararın iptal edilmesini, orman vasfı bulunmadığı yönündeki değerlendirmelere dayanak oluşturan raporların incelenmesini ve hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasını talep etti.

Kaynak: Cansel Yıldız