Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te Ankara’yı başkent ilan etmesiyle birlikte, genç Cumhuriyet'in amacı hem siyasi hem de kentsel ve mimari bir dönüşümdü. Gerçekleşmesi planlanan dönüşümün merkezinde ise bugünkü Kızılay aksı vardı. Toplumsal yaşamın modern, kamusal ve çağdaş mekânlarda şekillenmesi amaçlanırken, Ankara’nın kalbi olacak alanlar titizlikle planlandı. Bu kapsamda hazırlanan 1924 tarihli Lörcher Planı ve ardından gelen Hermann Jansen Planı, Kızılay ve çevresini yayalar için tasarlanmış, yeşil alanlarla desteklenen bir kent merkezi olacak şekilde kurguladı.
YEŞİL KUŞAK VİZYONU İLE İNŞA EDİLDİ
Alman şehir plancısı Hermann Jansen, 1932 yılında hazırladığı planla Ankara’nın 300 bin nüfusa ulaşacağını öngörerek, bugünkü Güvenpark’ın bulunduğu alanı yaya ve bisikletlilere ayrılmış bir gezinti ve rekreasyon alanı şeklinde tasarladı. Bahsi geçen alan, Jansen’in “Yeşil Kuşak” anlayışının önemli bir parçasıydı. Atatürk Bulvarı ile Milli Müdafaa Caddesi arasında kalan yaklaşık 26 bin metrekarelik alan, kentin merkezinde nefes alınabilecek simgesel bir kamusal park olarak planlandı.

EMNİYET ABİDESİ’NDEN GÜVENPARK’A
Jansen Planı’yla eş zamanlı olarak Ankara’nın birçok kamu yapısını tasarlayan Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister, Kızılay Meydanı’nın bir köşesinde anıtsal bir park ve anıt önerisini sundu. Holzmeister’in önerisi doğrultusunda, parkın merkezine Cumhuriyet’in güvenlik anlayışını temsil edecek bir anıt yerleştirilmesine karar verildi. Proje sayesinde Güvenpark; ideolojik ve simgesel bir mekân olarak gurgulandı.
Park, adını merkezinde yer alan ve yapıldığı dönemde “Emniyet Abidesi” olarak söz edilen anıttan aldı. Zamanla “emniyet” sözcüğü önce “güvenlik”, ardından da kısalarak “güven” kelimesiyle anılmaya başlandı. Anıtın kaidesinde yer alan “Türk, Öğün, Çalış, Güven” sözü de bu isimlendirmenin temelini oluşturdu. Anıt, Türk ulusunun polis ve jandarmaya duyduğu güveni, Kurtuluş Savaşı ve inkılap sürecinde Atatürk’ün yol arkadaşlarını simgeleyen figürlerle yorumlandı.

ANITIN YAPIM SÜRECİNDE TALİHSİZLİKLER YAŞANDI
Anıtın yapımına Avusturyalı heykeltıraş Anton Hanak öncülük etti. Ancak Hanak, 6 Ocak 1934’te geçirdiği kalp krizi sonucu yitirince, eser tamamlanamadan kaldı. Bunun üzerine anıtın tamamlanma görevi heykeltıraş Josef Thorak’a verilerek 1935 yılında tamamlandı.
Bu nedenle anıtın ön ve arka yüzleri farklı sanatçıların elinden çıkmış oldu. Sanat tarihçileri, ön cephenin arka bölüme kıyasla daha usta bir işçilik taşıdığını sık sık dile getirir. Bronz heykeller Avusturya’daki Viyana Erdberg Dökümhanesi’nde dökülürken, Mamak taşı kullanılan kaide üzerindeki kabartmaların üretimi Türkiye’de gerçekleştirildi.
GÜVENPARK’IN ALTIN YILLARIYDI
1930’lu ve 1940’lı yıllarda Güvenpark, Ankara’nın en canlı kamusal alanlarından biri haline geldi. Yaya öncelikli yapısı, geniş yeşil alanları ve merkezi konumu sayesinde çalışanlar, öğrenciler ve kent sakinleri için önemli bir buluşma noktası olmaya başladı. Ancak 1950’li yıllarda başlayan yol genişletme ve motorlu taşıt öncelikli ulaşım politikaları ile kullanım amacı değişmeye başladı.

1970’li yılların ortalarından itibaren Güvenpark’ın bir bölümü önce otobüs, ardından dolmuş duraklarına çevrildi. İlerleyen yıllarda metro çalışmaları, geçici yapılar ve güvenlik uygulamaları parkın bütünlüğünü daha da zayıflattı. Başlangıçta yayalara ayrılan alan, zamanla taşıt trafiğinin ve geçişlerin hâkim olduğu bir karmaşa alanına dönüştü.
ACI OLAYLARA SAHNE OLDU
Güvenpark, yaşadığı fiziksel dönüşümlerin yanı sıra, toplumsal olaylarla da hafızalara kazındı. Yıllar boyunca sayısız miting, yürüyüş ve protestoya ev sahipliği yapan park, Ankara’da gösteri denildiğinde ilk akla gelen noktalardan biri oldu. 13 Mart 2016’da terör örgütü PKK tarafından Güvenpark otobüs duraklarına düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybedenler için alana bir anı anıtı da dikildi.

BURASI ASLINDA BİR SİT ALANI
Güvenpark bugün birinci derece doğal sit alanı, aynı zamanda Güven Anıtı nedeniyle kültürel sit alanı statüsünde. Geçtiğimiz yıllardaAnkara Büyükşehir Belediyesi, parkın özgün dokusunu korumak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan gerekli onayları alarak restorasyon sürecini başlatmıştı. 2024 yerel seçimleri öncesinde hazırlanan Revize Kentsel Tasarım Projesi çerçevesinde yetişkin ağaçlar korunarak, havuzlar, oturma alanları ve çocuk oyun bölümlerinde yenileme çalışmaları gerçekleştirildi.
PARKIN KİMLİĞİ HÂLÂ TARTIŞMA KONUSU
Bugün Güvenpark, bir yandan Cumhuriyet’in modernleşme ideallerini yansıtan tarihsel bir miras, diğer yandan ulaşım, güvenlik ve kamusal kullanım tartışmalarının merkezinde yer alan bir yer olmayı sürdürüyor. Ankara’nın kalbindeki bu park, geçmişiyle olduğu kadar geleceğiyle de tartışılmaya devam ederken, kentliler Güvenpark’ın yeniden gerçek bir “park” kimliğine kavuşmasını umut ediyor. Bunun nedeni ise parkın bakımsız olan eski halinin yenisine göre daha iyi bulunması.


