Konuşmasına fuarın sanatseverlere sunduğu atmosferden söz ederek başlayan Deniz Zeyrek, ArtAnkara’nın insanlara farklı bir duygu dünyası sunduğunu ifade etti. Sanatın hayatın renklerini yeniden hatırlattığını vurgulayan Zeyrek, son yıllarda toplumda gülüşlerin ve renklerin azaldığını belirterek, fuarda insanların sanat eserlerine bakarken yüzlerinde oluşan gülümsemenin sanatın pozitif etkisini açıkça gösterdiğini söyledi.

Zeyrek, yapay zekânın yalnızca gündelik hayatı ve gazetecilik mesleğini değil, sanat alanını da doğrudan etkilemeye başladığını dile getirdi. Konuyla ilgili yaptığı araştırmalar sonucunda, yapay zekânın sanat dünyasına “adeta paraşütle giriş yaptığını” ifade eden Zeyrek, bu konunun üç temel başlık altında tartışılması gerektiğini belirtti: yaratıcılık, telif ve etik meseleleri ile koleksiyonculuk.

Yaratıcılık kime ait?
Yapay zekâ ile üretilen eserlerde yaratıcılığın kime ait olduğu sorusunun henüz net bir yanıtı bulunmadığını söyleyen Zeyrek, iyi bir “prompt” (yapay zekâya verilen yönlendirme metni) ile ortaya çıkan eserlerde sanatçının mı, yazılım geliştiricisinin mi yoksa sistemi kullanan kişinin mi pay sahibi olduğunun tartışılması gerektiğini vurguladı. Bu sorunun telif hakları açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Telif ve etik tartışması
Zeyrek, yakın zamanda yaptığı bir deneyi de katılımcılarla paylaştı. Aynı prompt’u farklı zamanlarda bir yapay zekâ platformuna girerek her seferinde farklı sonuçlar elde ettiğini belirten Zeyrek, bunun yazılımın da sürece aktif bir katkı sunduğunu gösterdiğini söyledi. Bunun yanı sıra bazı durumlarda ortaya çıkan eserlerin başka sanatçıların çalışmalarına benzerlik gösterebildiğini ifade ederek, bunun esinlenme mi yoksa telif ihlali mi olduğu sorusunun ciddi bir tartışma alanı oluşturduğunu dile getirdi.

Koleksiyonculukta yeni sorular
Söyleşide ele alınan bir diğer başlık ise koleksiyonculuk oldu. Zeyrek, sanatçıların eser üretimini bir yaşam biçimi olarak sürdürdüğünü ancak eserlerin ekonomik değerinin de önemli olduğunu belirtti. Bu noktada koleksiyoncuların yapay zekâ ile üretilen eserleri hangi kriterlere göre değerlendireceği sorusunun giderek önem kazandığını söyledi. Koleksiyoncuların popüler kültürün etkisiyle mi yoksa eserin niteliğine göre mi hareket edeceğinin henüz netleşmediğini ifade etti.

“Sanat yapay zekâyı araç olarak kullanacak”
Konuşmasının sonunda yapay zekâya ilişkin kişisel değerlendirmesini paylaşan Zeyrek, yapay zekânın hayatımıza hızlı ve etkileyici bir şekilde girdiğini ancak kalıcı sanat üretiminin merkezine yerleşeceğine inanmadığını söyledi. Yapay zekânın sanatçılar için güçlü bir araç olabileceğini belirten Zeyrek, sanatın tarih boyunca farklı teknik ve teknolojileri kullandığını, yapay zekânın da bu araçlardan biri olarak değerlendirileceğini ifade etti.

ArtAnkara kapsamında gerçekleştirilen söyleşi, sanat ve teknolojinin kesiştiği noktada ortaya çıkan yeni tartışmaları gündeme taşırken, fuarın yalnızca sergilere değil düşünsel paylaşımlara da zemin sunduğunu bir kez daha ortaya koydu.


