Mahalle bekçilerinin işlerine anlamsız bir şekilde son verilince oldu ne olduysa! Ana cadde ve araarterlerde soygun ya da en azından soyguna teşebbüse maruz kalmayan esnaf yok gibi. Can çekişen Haymana esnafına bir de hırsız darbe vurunca, çölde susuz kalan bedevi gibi dizlerinin üstüne çöktü kaldı, bitkin çaresiz. Her terör olayından sonra atıp tutan savunmadan sorumlu devlet büyükleri gibi, her hırsızlık olayından sonra gündeme gelen ve olay soğuyunca unutulan “MOBESE” sistemi de Haymana’da aynı akıbeti paylaşıyor. Peki bu “MOBESE” ne kadar caydırıcı ya da suçu önleyici? Mobese ağıyla çevrili birçok şehirde hırsızlar kameralara baka baka suçu işliyorlar. Burada bu sistem olmadığı için ona göre geliyorlar. Ama sistem devreye girdiği zaman tedbirlerini de ona göre alacaklardır bu kesin. Ancak yine de şahısların en azından eşgal tespitinde çok önemli yer tutar. Haymana’da durum gösteriyorki, tüm bu yaşanan olaylarda kesinlikle Haymanalı biri, ya da birilerinin parmağı var, yardım eden veya istihbarat sağlayan olarak. Çünkü nerede ne var, güvenlik açığı nedir, çok iyi biliyorlar. Şehir girişlerine ve merkeze kurulacak sistem ve 24 saat ekran başında bir görevli ile izlenecek şehir de en azından gecenin belli saatlerinde giriş çıkışlar kontrol altında olur. Elbetteki şüpheli bir durum görülecek ve o zaman da polis ve sorumlu asayiş devreye girerek anında müdahale şansına sahip olacaktır. Heleki görüntüye takılacak tanıdık bir sima olayların daha kolay çözülmesinde önemli bir aşama demektir. Yoksa devriye atan bir polis otosu ile işin içinden çıkılamaz. Çünkü polisin devriyesini, çalışma sistemini, gezdikleri güzergahı ve zamanlamasını çok iyi bildikleri kesin. Bu sistem hırsızlık olaylarının yanında, kavga veya diğer asayiş ve güvenlik olaylarında da hem anında müdahale, hem de suçlu suçsuzun ayrılmasında önemli bir kanıt demektir. Her yönü ile önemli bir konu yani. Bu hafta yine gündeme geldi ama ne zamanki tam manası ile kurulur, o zaman inanırız hep beraber. Çünkü belediye başkanlığından tutunda, tüm STÖ’lerin hatta muhtar seçimlerinin bile “MOBESE sistemi kuracağız” adı altında sadece bir seçim vaadinden öteye gidemedi bugüne kadar. Somut adımlar atılmadı. Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp sürüldü önümüze. Artık bir nokta konmalı bu işe. Elbetteki, bir maliyeti olacak; ama atla deve değil ya, bir yerlerden kısılıp, ya da bir şekilde çözülmeli. Bir hırsızlıkta giden binlerce TL’nin hiç mi değeri yok? Hacıyatmaz mı zannediliyor Haymana esnafı? Her darbeden sonra hiçbirşey olmamış gibi dimdik kalkarak hayatına devam edecek. Ramazan ayında körler sağırlar birbirini ağırlar tarzında verilen gösterişli iftar yemekleri, ya da dostlar alışverişte görsün tarzı bazı faaliyetlere ayrılan bütçe, biraz da esnaflar için ayrılmıyor ise, Haymana esnafına yapılan muamele üvey evlat muamelesi değil de nedir? Açılan BİM, A101, ŞOK gibi marketlerle darbenin kallavisini yiyen esnaf, bir de hırsızın vurduğu silleden sonra, kepenk kapatacak pozisyona getiriliyor ise, bu suçun katili ve maktulu kim oluyor acaba? Esnafın koruyucusu adı altındaki tüm özel ve kamu kuruluşları bu konuda üzerine düşen maddi ve manevi yükü üstlenmeliler. “Kasamızda şu kadar mebla biriktirdik, bankamızdaki hesapta şu kadar paramız var’’ demekle olmuyor! Esnafa kol kanat gerilmesi gereken yerlerde, pamuk eller cebe, ya da kasaya gitmeli. Yoksa ne önemi var birikimlerin. “Biriktirdiğin değil, paylaştığın senindir” demiş Yunus EMRE. Çok ta doğru söylemiş. SAYGILARIMLA.