Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayında Orta Doğu’daki gerilimin en kritik başlıklarından biri haline gelen Hürmüz Boğazı krizine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Özellikle İran’ın boğazı kapalı tutma ihtimali üzerinden konuşan Fidan, bu durumun hem bölgesel hem de küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.
Fidan, mevcut süreçte iki ayrı çalışma yürütüldüğünü belirterek, bir yandan sahadaki pratik sorunların çözümüne odaklanıldığını, diğer yandan ise kalıcı bir çözüm zemini oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti. Bu çerçevede yürütülen temasların, ileride sağlanabilecek bir ateşkes ve barış anlaşmasının temel taşlarından biri olabileceği değerlendirildi.
KALICI ÇÖZÜM ARAYIŞI
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların giderilmesine yönelik teknik çalışmaların sürdüğünü dile getiren Fidan, özellikle gemi geçişleriyle ilgili sorunların çözümünün öncelikli gündem olduğunu aktardı. Bununla birlikte uzun vadeli bir düzenlemenin de kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Fidan, bu sürecin yalnızca teknik değil aynı zamanda siyasi ve askeri boyutları olan çok katmanlı bir kriz olduğunun altını çizerek, uluslararası toplumun da çözüm arayışında aktif rol oynadığını ifade etti.
ABD VE AVRUPA ARASINDA FARKLI YAKLAŞIMLAR
Krize ilişkin uluslararası yaklaşımlara da değinen Fidan, özellikle Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde yürütülen girişimlere dikkat çekti. ABD’nin, olası bir askeri senaryoda nasıl bir güç mobilizasyonu sağlanabileceği ve hangi ülkelerle ittifak kurulabileceği yönünde çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Buna karşın Avrupa ülkelerinde daha temkinli bir yaklaşımın hâkim olduğunu ifade eden Fidan, birçok ülkenin Hürmüz krizi ile İran-ABD-İsrail gerilimini birbirinden ayrı değerlendirme eğiliminde olduğunu söyledi. Bu tutumun arkasında ise Avrupa kamuoyunun savaşa yönelik hassasiyetlerinin bulunduğu kaydedildi.
TİCARET VE ENERJİ HATTI ENDİŞESİ
Dünya enerji arzı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nda ticaretin kesintiye uğraması ihtimali, birçok ülkeyi doğrudan etkiliyor. Fidan, bu nedenle bazı ülkelerin askeri gerilimden bağımsız olarak boğazdaki ticaret akışının sürdürülmesini öncelediğini vurguladı.
Müzakereler sırasında ABD tarafının, belirli ülkelere ait gemilerin geçişine izin verilmesini “iyi niyet göstergesi” olarak değerlendirdiğini aktaran Fidan, İran tarafının da bu öneriye olumlu yaklaştığını ifade etti. Bu kapsamda Türk bayraklı gemilerin de süreçten faydalanabileceği yönünde sinyaller verildi.
“KOALİSYON KAÇINILMAZ OLABİLİR”
Krizin seyrine ilişkin en dikkat çekici uyarı ise olası senaryolara yönelik oldu. Fidan, sürecin diplomasi ve diyalog yoluyla çözülmesinin en güçlü beklenti olduğunu vurgularken, aksi bir durumda bölgesel dengelerin hızla değişebileceğine işaret etti.
Fidan, “Sürecin diplomasi ve diyalog yoluyla çözülmesi en büyük temennimizdir. Aksi takdirde, krizin uzaması hâlinde bölgede İran karşıtı daha geniş bir koalisyonun oluşması kaçınılmaz görünmektedir.” sözleriyle olası riskleri açık şekilde dile getirdi.




