Cebeci semtinde, Öksüzler Sokağı’nda yer alan Yörük Dede Türbesi, Ankaralılar tarafından yeterince bilinmese de geçmişin izlerini bugüne taşıyan nadir eserlerden biri. Gelin, birlikte bakalım...

YÖRÜK DEDE KİMDİR?

Kaynaklarda “Yörük Dede”, “Yürüyen Dede” ve “Doğan Bey” isimleriyle anılan zâtın hayatına dair bilgiler oldukça sınırlı. Tarihçiler ve araştırmacılar, Yörük Dede’nin Osmanlı Devleti’nin fetret döneminde yaşamış bir Türkmen beyi olabileceği görüşünde hemfikir. Doğrudan biyografik bilgilere ulaşılamasa da, dönemin vakıf kayıtları önemli ipuçları sunuyor.

Yörük Dede

Karaca Bey Vakfiyesi’nde geçen “Çeribaşı Doğan Bey Zaviyesi” ifadesi, Yörük Dede’nin Ankara’daki sosyal ve dini hayatta etkin bir figür olduğunu düşündürüyor. Ayrıca 1530-1571 yıllarına ait Vakıf ve Tapu kayıtlarında Doğan Bey Zaviyesi’nin adının geçmesi de bu kanaati güçlendiriyor. Aynı kayıtlarda Doğan Bey Medresesi isminden de söz edilmesi, Yörük Dede’nin eğitim ve irfan çevreleriyle ilişkili bir şahsiyet olabileceğini gösteriyor.

ANKARA’DA TEK ÖRNEK KÜMBET MİMARİSİ

Yörük Dede Türbesi, Ankara’da kümbet mimarisinin tek örneği olmasıyla mimari açıdan ayrı bir öneme sahip. Yapının, mimari özellikleri dikkate alındığında 14. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor. Beş kenarlı planıyla dikkat çeken kümbetin beden duvarları moloz taşla örülmüş, taşlar arasına tuğla parçaları yerleştirilerek kasetli bir teknik uygulanmış.

Yörük Dede2

Yapının kasnağı sekizgen formda tasarlanmış ve üç sıra halinde tuğla hatıllarla güçlendirilmiş. Dıştan sekiz kenarlı piramit biçimindeki külah, türbenin en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Külahın alt bölümlerinde kullanılan tuğlaların daha uzun, yukarıya doğru çıkıldıkça daha küçük boyutlarda olması ise dönemin mimari inceliğini ortaya koyuyor.

Ankara Üniversitesi Avrupa Üniversiteleri Sıralamasında Atılım Yaptı
Ankara Üniversitesi Avrupa Üniversiteleri Sıralamasında Atılım Yaptı
İçeriği Görüntüle

İÇ MEKÂNDA SELÇUKLU İZLERİ VAR

Kümbetin iç planı da dış cephede olduğu gibi beş kenarlı olarak tasarlanmış. Ancak kıble köşesine yerleştirilen dar mihrap sayesinde iç mekânda altı kenarlı bir algı oluşuyor. Batı ve doğu cephelerde yer alan kırık sivri kemerli nişler sayesinde, mekân daha geniş ve ferah gösterilmek istenmiş.

Yörük Dede1

Giriş kapısının hemen solunda yer alan küçük mihrap, yapının dini işlevini vurgulayan önemli detaylardan biri. Selçuklu türbelerinde sıkça görülen şekilde, konik çatı altında kubbeli bir örtü sistemi tercih edilmiş. Kubbe, kasnaksız olarak inşa edilirken, kubbeye geçişte küçük mukarnaslı pandantifler kullanılmış. Beş kenarlı plana rağmen pandantiflerin altı adet olması, yapıyı mimari açıdan daha da özgün hale getiriyor.

BULUNDUĞU BÖLGEYİ KORUDUĞUNA İNANILIYOR

Yörük Dede Türbesi, yalnızca mimari değeriyle değil, halk arasında anlatılan manevi hikâyelerle de biliniyor. Ankaralılar arasında, Yörük Dede’nin geceleri bulunduğu bölgeyi koruduğuna inanıldığı yönünde yaygın bir kanaat hakim.

Yörük Dede3

Bütün tarihi ve kültürel anlamına rağmen, Yörük Dede Türbesi’nin bakımsız durumda olduğu görülüyor. Zamanın yıpratıcı etkilerine karşı direnen yapı, gerekli koruma ve restorasyon çalışmalarını bekliyor. Başkentin merkezinde yer alan türbe, hem Selçuklu mimarisine tanıklık etmek hem de Ankara’nın derin tarihini hissetmek isteyenler için keşfedilmeyi bekleyen gizli bir durak olma özelliğini koruyor.

Kaynak: Haber Merkezi