Cansız Hoca kimdir sorusu, Trabzon’da anlatılan olayların yeniden gündeme gelmesiyle birlikte pek çok kişinin araştırdığı başlıklar arasında bulunuyor. Nükteli sözleri ve sıra dışı dinî yorumlarıyla tanınan Cansız Hoca’nın hayatı, onu ilk kez duyanların dikkatini çekiyor. İşte detaylar...
CANSIZ HOCA KİMDİR?
Trabzon’un Dernekpazarı ilçesinden çıkan, klasik medrese geleneğini güçlü bir entelektüel birikimle harmanlayan Cansız Hoca, sadece yetiştirdiği talebelerle değil, cesur yorumları ve din sömürüsüne karşı tavrıyla da hafızalarda yer eden sıra dışı bir din âlimi olarak biliniyor.
CANSIZ HOCA BABASI KİMDİR?
Cansız Hoca olarak tanınan Mustafa Cansız, 1311/1895 yılında Trabzon’un Dernekpazarı ilçesine bağlı Kondu Köyü’nde dünyaya geldi. Bölgenin köklü ailelerinden Cansızoğulları (Ağa sülalesi) mensubu olan Mustafa Cansız, Ahmet Efendi’nin oğludur. Henüz iki yaşındayken babasını kaybeden Cansız, annesinin himayesinde büyüdü. Çocukluk ve gençlik yıllarında nüktedanlığı, hazırcevaplığı ve şakacı kişiliğiyle çevresinde tanındı.
CANSIZ HOCA ANNESİ KİMDİR?
Annesi, Çaykara’nın Akdoğan Köyü’nden Müftüoğulları (Velioğulları) sülalesine mensuptu. Bu ailenin bölgede çok sayıda din âlimi yetiştirmesi, Mustafa Cansız’ın ilim yoluna yönelmesinde belirleyici oldu.
MUSTAFA CANSIZ'IN HOCASI KİMDİR?
Cansız Hoca, küçük yaşlarda Kondu Köyü’ndeki medresede müderrislik yapan, Çaykaralı ve “Gargar” lakabıyla tanınan Muhammet Müslim Efendi’den ders almaya başladı. Öğrencilik yıllarında sorgulayıcı tavrı nedeniyle hocasıyla sık sık ilmî tartışmalara girdiği, bu nedenle zaman zaman dersten çıkarıldığı ancak görüşlerine ihtiyaç duyulduğunda yeniden çağrıldığı anlatılıyor.

Tahsil hayatını Kondu, Fındıkoba (Mavran) ve Maraşlı (Paçan) medreselerinde sürdüren Mustafa Cansız, R.1330 / M.1909 yılında Muhammet Müslim Efendi’den icazet aldı. Din ilimlerini bu hocadan tahsil eden Cansız Hoca, fıkıh, tefsir, hadis ve kelâm alanlarında derinleşti. İcazet silsilesinin Serahsî’ye kadar uzandığı belirtiliyor. Farsça bilgisini ise hem hocası Muhammet Müslim Efendi’den hem de Musullu Abdülgani Efendi’den edindi.
CANSIZ HOCA BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
Mustafa Cansız, 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda seferberliğe katıldı ve askerlik hizmetinin büyük bölümünü Erzurum’da yaptı. Of’un Rus işgaline karşı savunmasında yer aldı. İstiklal Savaşı yıllarında ise Of ve Sürmene Askerlik Şubelerinde görev alarak Millî Mücadele’ye destek verdi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında bir süre Sadıkzadelerin vapur işletmelerinin İstanbul şubesinde kâtiplik görevinde bulunan Cansız Hoca, bu dönemde Batı kültürüyle yakın temas kurdu. Batılı bilim insanlarının eserlerini, Eski Yunan ve Roma filozoflarını okudu. Ancak okuduklarını sorgusuz kabul etmeyen Cansız Hoca, felsefi görüşlere eleştirel yaklaşımıyla dikkat çekti. Güçlü hafızası ve sürekli okuma alışkanlığı, onu döneminin birçok âliminden ayıran önemli özellikler arasında gösterildi.
CANSIZ HOCA TRABZON
1920-1923 yılları arasında Of Merkez İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Mustafa Cansız, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu kapsamında açılan Of İmam-Hatip Mektebi’ne öğretmen olarak atandı. Ancak sağlık sorunları nedeniyle bu görevini devam ettiremedi.
1926-1949 yılları arasında Of’u temsilen Trabzon İl Genel Meclisi üyeliği yapan Cansız Hoca, tek parti döneminde siyasetin içinde yer aldı. Bu süreçte Trabzon’un yöneticileri ve elit çevreleriyle yakın ilişkiler kurdu. İlmi birikimi ve kültürü sayesinde bu çevrede saygın bir konum edindi.

CANSIZ HOCA NE İŞ YAPIYORDU?
1949-1965 yılları arasında Trabzon, Gümüşhane ve Rize illerini kapsayan bölge gezici vaizliği görevinde bulunan Cansız Hoca, 1965-1970 yılları arasında ise Trabzon ihtisas vaizi olarak görev yaptı. Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı Karadeniz Bölge Müfettişliği görevini de yürüttü.
CANSIZ HOCA FIKRALARI
Cansız Hoca, dinin şekilci yorumlarına ve din sömürüsüne karşı sert eleştirileriyle tanındı. Cenaze namazı, cennet-cehennem tartışmaları ve duaların mahiyeti gibi konularda verdiği cevaplar, aradan geçen yıllara rağmen anlatılmaya devam ediyor. Bu sözler, onu halk arasında hem tartışmalı hem de unutulmaz bir figür hâline getirdi. Hâlâ onun zekasına hayranlık duyuluyor.
CANSIZ HOCA NE ZAMAN ÖLDÜ?
Sigara ve nargile içmeyi, tavla oynamayı seven Mustafa Cansız, bu alışkanlıkları nedeniyle zaman zaman şikâyetlere konu oldu. 1966 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e tavla oynadığı gerekçesiyle şikâyet edildiği, ancak yapılan soruşturmanın sonuçsuz kaldığı biliniyor. Uzun yıllar prostat kanseri ile mücadele eden Cansız Hoca, bu hastalıkla yaklaşık on yedi yıl süren bir yaşam mücadelesi verdi.
CANSIZ HOCA KAÇ YAŞINDA ÖLDÜ?
Cansız Hoca, 1975 yılında yaklaşık 80 yaşındayken hayatını kaybetti. Cenazesi doğduğu köy olan Kondu Köyü’ne götürülerek aile mezarlığına defnedildi. Bugün Mustafa Cansız, yalnızca Trabzon’da değil, Türkiye genelinde dinci ile dindar arasındaki farkı net biçimde ortaya koyan, sorgulayan ve düşündüren bir din âlimi olarak anılmaya devam ediyor.





