Bu hafta elbette konu CHP ve kongresi. Her türlü tartışmaya açık olsa da, AKP’nin deyimi ile CeHaPe, 3 adayla kongreye giderek belki de demokrasi adına olması gereken bir tabloyu sergiledi.

CHP’nin Türkiye’de ve Haymana’daki başarısı veya başarısızlığı, aldığı oy günlerce sabahlara kadar tartışılabilir. Ama halk iradesine güvenerek, delegelerin tercihlerini ön planda tutularak seçime gitmesi, altı çizilmesi gereken bir olaydır. Diğer iki parti AKP ve MHP gibi tek adaya indirgeyip, “Ben seçtirmem, seçerim” mantığı ve atama yoluyla da bu işi çözerdi. Ama onlar sandığı kurdu, 3 adayın er meydanında gövde gösterisine ve propagandasına izin verdi ve “seçimle gelendir eftal olan” dedi. Hem ilçe başkanının elini güçlendirdi, saygınlığını arttırdı ve “atanmış değil, seçilmiştir. İşte bizim farkımız” denilmesine vesile oldu.

CHP’de delege listesi, özellikle seçimi kaybeden Kasım Koç ve Turgut Erdem tarafından çok tartışıldı, itirazlar edildi. Bence de etik olmayan yönleri çoktu. Köylerdeki ismi yazılı delegeler, belki de yazılı oldukları köylere ömürlerinde hiç gitmemişlerdi bile. Tamamen mevcut yönetimin seçime yönelik bir listesi olduğu muhakkaktı. Ancak kural dışı mıydı? Hayır. Kanuna, tüzüğe aykırı mıydı? Hayır. Gönüller kazanılıp seçimlerden de kazanarak çıkma olasılığı var mıydı? Bence evet. O zaman bu listeye yasa dışı diyemeyiz. Desek desek “etik veya centilmen olmayan, hatta şık olmayan” diyebiliriz.

Adaylardan birisi Kasım Koç’tu. Genç, kendine güvenen ve bu defa oldukça umutluydu. Yine gençlik enerjisini koşturmasıyla birleştirmişti. Bu ikinci adaylığıydı ve ikinci defa da kaybetti. Kasım Koç, hep söylediğimiz gibi genç ve daha önünde uzun bir yol var. Elbette sıra bir gün kendisine de gelecektir. Ancak pes etmemeli ve daha çok çalışıp mücadele etmelidir. Siyasette gençlere çok ihtiyaç var, zira.

Bir diğer aday Turgut Erdem’di. Konuşmasıyla, hitabetiyle, kendi söylemiyle “belagatıyla” belki de parti içinde, (buna Ankara’da dahil) en donanımlı ve kültürlü kişilerden birisiydi, diyebiliriz. Erdem; “Feodalların, derin partililerin ve delege listelerindeki ayak oyunlarının kurbanıyım” dedi. Dedi demesine ama, özellikle Haymana siyasetinde oyunun kurallarının çok farklı ve değişik enstürümanlarla oynandığının farkına varamadı. Belki şimdi varmıştır, ama iş işten geçti. Erdem yürüdüğünde ardından kütüphaneler yürüyebilir, ancak kitleleri yürütmek için daha başka şeyler de lazım. Bunu bilen iyi, hem de çok iyi bilir.

Gelelim mevcut ve kazanan başkan Naci Sezer’e. “Kazanan daima haklıdır” deriz. Sezer de, sandığı kurdurmuş ve rekabetten galip çıkarak kazanmıştır. Tebrik etmek lazım. Ancak CHP İlçe Başkanlığındaki başarısı ayrıca tartışılır. Kendisi bir öz eleştiri yaparak “başarısız” olduğunu söyledi. Benim bakış açıma göre de başarısız bir ilk dönem yaşamıştır Sezer. İlçede ve ülkede muhalafete bu kadar malzeme varken, Büyükşehirden, belediyeye, hükümetten kamuya muhalefet için ağız sulandıracak kadar leziz konular varken, Sezer zoraki birkaç kez konuşmuş, onlarda da hafif kalmıştır.

CHP birçok yerde oyunu yükseltirken, Haymana da sürekli kan kaybetmiş, oy oranları hep aşağıya doğru seyretmiştir. Sezer bu akışı ters çevirecek argümanları kullanamamış, söylemler geliştirememiş, küçülen, göç veren, istihdamsız bir Haymana’da ana muhalefet iken, susmuş, kabuğuna çekilmiş, kitleleri ve dinamikleri harekete geçirememiştir.

Şimdi delegeler kendisine bir şans daha vermiş, asli görevi olan ana muhalefet partisi ilçe başkanlığı koltuğunu doldurması gerektiğini hatırlatmışlardır. Duyumlarıma göre Sezer de bunun farkında, yepyeni bir kimlikle meydanlara ineceğinin sinyallerini etrafına ve partililerine söylemiştir. Bekleyip göreceğiz. Eğer eski Naci Sezer olacaksa, CHP ve kendi için kaybedilmiş bir seçimdir bu son kongre diyebilirim. Ama yok her şeyi sil baştan yapıp, meydanlara inerek, gümbür gümbür bir muhalefet yaparak, aynı zamanda CHP’nin oyunu ve üye sayısını artırırsa o zaman bize de tebrik etmek düşer. Yoksa bana malzeme lazım. Konuşsa da yazarım, sussa da yazarım, top Sayın Sezer ve CHP İlçe yönetimindedir artık.

HAFTANIN SÖZÜ: Ahiret diye diye bu dünyada malı götürdüler.

HAFTANIN HABERİ: Uruguay’dan ithal ineğini, Bulgaristandan ithal samanla besleyen Ş.A(58) ilk mitingde “Yaşasın milli ve yerli tarım” diye bağırdı.

SAYGILARIMLA