“Ahh nerede o eski bayramlar kadar Ahh nerede o eski Haymana...” diye boşuna söylemiyormuş millet.

Bakın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı dönemsel olarak ilçelerin sosyo ekonomik gelişmişliğini ölçüyor. Bu ölçütte biz nerelerdeyiz? Türkiye'de sonlara doğru, Ankara'da en sonda. "Amaa Bala bizden kötüüü....." diye mızmızlanıp züğürt tesellisini duymak bile istemiyorum.

Neyi var Bala'nın..... hiç. Bizim neyimiz yok ki? Ama bunu şimdiye kadar verimli kullanan, katma değere çeviren, bir cevhere dönüştüren kim? Koskocaman bir sıfır.

Yav Ayaş bile bizden çok çok ilerideymiş. Ayaş’ın domates ve içmecesi ile bize fark atmasının izahı yoksa ancak mizahı olur. Dünyanın en şifalı sularının olduğu Haymana, Ankaralı dışında kimsenin neredeyse bilmediği Ayaş içmecelerinden fark yiyor. Sizde bir şişkinlik yapmadı mı bu durum? Gidek mi bir Ayaş içmecelerine?

Ya da Güdül. Gidip gören var mı bilmiyorum. Bizim Sındıran bile Güdül'den daha büyük. Biz "Bu yıl hangi lisemiz kapanabilir acaba?"diye papatya falı açarken, adamların Fen Lisesi var. Onların adı Güdül, bizim durum güldür güldür şov...

Bakın tabloda 966'da çiçek gibi mis gibi bir ilçeymişiz. Hatta daha öncesinde daha muazzam bir yer. Sinemaların, bağ bahçelerin, içkili lokantaların olduğu, evlerde sazların çalındığı, Cimcime'ye Ankara'nın sosyetesinin aktığı, banyo sezonunda gelenlerin yersizlikten neredeyse sokakta bile yatacak kadar rağbet ettiği, karizmatik, dirayetli, siyasette iş bitiren insanların yaşadığı Haymana...

Sonra ne mi oldu? O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler işte. Başka yerlere kaçtılar. Biz kiminin ırkından, kiminin köyünden, kiminin dininden, kiminin mezhebinden, kiminin yediğinden içtiğinden giydiğinden nem kapıp ötekileştirdik. Bugünkü Türkiye gibi. Bu memleketi terk eden vasıflı, eğitimli, donanımlı, zanaatkar kişiler yerine, sırf “Bizden” diye, sırf “köylümüz, akrabamız, hısmımız” diye önümüze gelene liyakatsiz sorgusuz yetki verdik. Eee verdik yetkiyi gördük etkiyi işte. Aha sana Haymana... 50 senede mum gibi adım adım erimiş. O güzel insanlar o güzel atlara binip giderken biz demirin tuncuna..... falan kaldık işte...

Sadece seçimden seçime siyasiler "Kahraman Haymana" diye gelir, sırtımızı sıvazlar, yanağımızdan makas alıp giderken, biz de harçlık dilenir gibi hizmet dileniriz. Onlarda “Kolay canım sizin iş. Hele siz bize şu kadar oy verin hizmet sizin köpeğiniz olsun” der giderler. Elimizde bir elma şekeri ile kalakalırız. Altta donumuzun bile alındığını umursamadan hemde...

Adamın birisi mahkemeye başvurarak “İsmimi değiştirmek istiyorum hakim bey” demiş. Hakim “İsmin ne oğlum senin” demiş? Adam “Süleyman Dangalak efendim”demiş.

Hakim “Haklısın evladım, değiştirelim. Peki ne olsun ismin?” demiş.

Adam “Valla efendim müsaade ederseniz bundan sonra ismim Hüsamettin Dangalak olsun...” demiş.

Valla bizde neredeyse 60 yıldır birşeyleri değiştirdiğimizi zannediyoruz ama, asıl değişmesi gereken zihniyetimiz hep yerinde duruyor sanki.

HAFTANIN HABERİ: Umre fiyatlarına yüzde 150 zam yapan Diyanet, bu zammı kuyruğu azaltmak için yaptıklarını açıkladı.