Din-İman konusuna pek dalmak olmaz. Hem hassasiyeti yüksek konular, hem kapasitesi dünya üzeri olunca ahkam kesmek bir kul’a ağır gelir. Ancak “İman ile paranın kimde olduğu belli olmaz’’ sözünden yola çıkınca, paranın bizde olmadığı kesin. O zaman hem devletlerin, hem şahısların “Din-İman’’ yaklaşımlarına bakınca, kul ile Allah arasında köprü ve aracı olmaya o kadar hevesli olmaları bambaşka amaç güdüyor gibi.

Etrafa etraflıca bakınca için için kaynamayan, karışıklık yaşamayan, birbirinin gözünü oymayan bir tane Müslüman devlet yok. Asırlardır hep aynı hengame, terane. Bu işin ihalesini ajanlara, dış güçlere ve yabancı gayrımüslüm devletlere atmak ta, işin günah çıkarma ve kolayına kaçma yolu. Elbette onların da parmağı haddinden fazla işin içinde, ancak önce insana saygı göstermeyi, insan kendi içinde halledip, sonra ona buna kabahati bulacak.

Buyurun en yakın tarihte yangın yeri olan Mısır, buyurun Suriye, Irak, her daim Filistin, hatta Türkiye. Tarihe daldığınızda zaten dimağınız alt-üst oluyor. Kelle koltukta bir hayat yaşamak isteyen buraları seçsin. Maceranın envai çeşidi buralarda. Herkes “başını vermeyen şehit’’, ama geri tarafı ona buna emanet.

Rahmetli Erbakan; “Bunlar patates dinindendir’’ demişti. Bu sözü bunlar için söylemese de, şimdiki anlayışla işaretler bunlar üzerinde yoğunlaşıyor. Hatta ne patatesi, adını koyacak ne bir patates, ne bir bakliyat, ne de bir turfanda zerzevat bulmak mümkün.

Bir din ancak bu kadar sömürülür, ancak bu kadar yanlış aksettirilir, ancak bu kadar şahsi menfaatlere alet ettirilir, anlatılır, uygulanır.

İki cihanda iki yakası bir araya gelmeyeceği aşikar olan Ortadoğu ve onunla aynı zihniyeti paylaşan sözde Müslüman devletler TV’lerde insanın kanını donduruyor. Kan üzerine bir iktidar, hırs, kin ve menfaat oluşturuyorlar.

“Allahuekber’’; Allah’ın yüceliğine biat, saygı ve rızasını kazanma gibi birçok ulu anlamlar taşırken, bu bedevilikten kurtulamamış, bırakın Allah’a, önce kul’un rızasını ve sevgisini kazanamamış devletler ve şahıslar ağız dolusu haykırıyorlar her eylemlerinde. İnsanları hayvanlardan daha vahşi şekilde öldürürken ağızlarında; “Allahüekber’’,… Çocukları taşıyan servise roketatarla saldırırken; “Allahüekber’’…, din kardeşini kurbanlık koyun gibi yatırıp boğazını keserken; “Allahüekber’’…., kadınları, çocukları, sivilleri katlederken; “Allahüekber’’…., tecavüzcüsünü nerdeyse onurlandırırken, tecavüz edilen kadını taşlayarak “Recm’’ ederken; “Allahüekber’’…. Allah’ı anmak, övmek, yüceltmek, rızasını almak bu mu? “Bugün Allah için ne yaptın?’’ Kan, kin tohumları ekmekten başka.

Savaş halinde her şey mübah’’ mantığına dayanak arayan bu patates dinliler, ruhu yerin dibine batmış, ama kandan kanat takarak havalandırma gayreti taşıyan güya Müslümanlar, Hz. Muhammed’in savaşlarda; bırakın kadın, yaşlı, çocuk öldürmeyi; ağaçların bile kesilmesine müsaade etmediğini bilmiyorlar mı? İlk emri “Oku’’ olan bir dinin bu kadar cahil olan tebaası’na nasıl “Müslüman’’ aidiyeti konabilir ki? Adam dinini bilmeden, alim ulema, şıh gibi tepeden inme nam’lar kazanıyor. Salla sakalı, sal cübbeyi namın yürüsün. Halkın yerinde sayarsa saysın. Allah adına, peygamber aşkına masum CAN’lar almayı, ağaçlardan daha “odun’’ zihniyete nasıl anlatacaksın. Bırakın en yukarılara camii yapmayı, önce bir insanın yüreğinde mekanınız olsun.

Tüm dünya, Müslümanlığı bu rezil insanlar sayesinde yanlış tanıyor, yanlış öğreniyor. Cat STEVENS, şimdiki adı ile Yusuf İSLAM; “Bugünkü Müslümanları görseydim, Müslüman olmazdım, iyi ki İslamı Kur’an dan öğrenmişim’’ derken ne kadar da haklı. Afganistan’da yönetimi ele geçiren Talibanların sakal bırakmayanları kırbaçladığı, sakalı çıkmayanların takma sakalla gezdiği bir yönetimi kime nasıl “İslam’’ diye anlatırsınız?

Hala saçla, sakalla, kılla, tüyle, giyimle İslam’ın derin felsefesini anlamaya çalışanlar var. Elalem uzayda fink atarken, hala sarıkla cübbeyle, elindeki asayla “Sünnet’’i yaşadığını zannedenler var. Evdeki son model JİP’i binit yapıyor ama. O zaman deveye binsene, madem onlarca asır evveli yaşayacaksın. Takiyye’nin safları sık tuttuğu bir ahir zaman alametleri kol geziyor. Bu ne İslam’ın, ne de Müslümanlığın suçu. Suç; bilmemek, doğruyu analiz edip yaşamamaktan kaynaklanıyor.

Hala Şerri bir devlet yönetiminin hayalini kuranlar var. Maalesef mevcut liderlerin gölgesinde bu bir hayal ötesi. Çünkü bakın sağınıza solunuza, baş tacı ettikleriniz liderlerinize; Hiçbirisi adaletin, mertliğin ve hak-hukuk’un çelik bileği Hz.Ömer, ne de Peygamberimizin daha peygamber bile olmadan hak ettiği “El-Emin’’ değil...

SAYGILARIMLA