Zamanın birinde Haymana’da iki şahsiyet dövüşür. Taraflardan birisine olayı öğrenmek için bir vatandaş giderek; “Hayırdır dövüşmüşsünüz?” der. O da tüm ciddiyetiyle; “Dövüş karşılıklı vuruşma ile olur. Ben dövüşmedim, dövdüm” der. AKP Kongresinde de Rüstem Kandemir seçilmedi, atadılar.
16 Ağustos tarihli köşe yazımda aynen şunları yazmışım; “Yakında AKP de kongre var. “Bir heyecan, bir telaş..” diyemeyeceğim. Çünkü son dakikada tek adayla girilecek ve halkın istediği değil de, genel merkezin işaret ettiği yeni ilçe başkanı olacak. “Allah Allah sürprize bak, nasıl oldu bu iş” durumları olmayacak, şaşırmayacağız.
9 Eylül’de yapılan kongrede Rüstem Kandemir’in tekrar seçildiği değil de atandığına hep beraber şahit olduk. Sizleri bilmem ama ben hiç şaşırmadım. AKP her zaman tek kişi ile yaptı bu işleri. O nedenle Perşembenin gelişi, Çarşambadan belliydi. Belliydi de yine de bir “acaba?” akıllarda yer etmişti.
Kongrenin kazananı ve kaybedenlerini herkes biliyor. Ama asıl kazanan ve kaybedene bakmak lazım. Yoksa “galiptir bu yolda mağlup” felsefesi işlerliğini koruyor.
Bence ilk kaybeden kazanmasına rağmen Rüstem Kandemir olmuştur. Çünkü o artık seçilen bir ilçe başkanı değil, atanan ilçe başkanıdır. Herkesin aklında böyle kalacak ve yer edecek. Bu gerçekliğin karşısında da en çok ezilen yine Rüstem Kandemir olacaktır. Kandemir diğer adaylarla beraber bu yarışa girse belki de güle oynaya kazanacaktı. Hem itibarı tavan yapacak, hem de güven tazeleyecekti. Göğsünü gere gere “ben partililerimce seçildim arkadaş, siz kim oluyorsunuz, delege beni istiyor” diyecek, itiraz edenin önüne kongre seçim sonuçlarını şak diye koyacak, tüm sesleri kesecekti.
Bir diğer kaybeden AKP’dir. Çünkü her meydanda onlar halk iradesinden, demokrasiden, milletin seçiminden ve sandığın gücünden dem vurdular. Bir zaman önce Başbakan Ahmet Davutoğlu halkın seçtiği ve ciddi oy alarak partisine zafer yaşatmışken, alaşağı edilmişti. Ne seçim ne de partililerin fikri soruldu. Yukarıdaki ses; “Ben ne dersem o olur” dedi ve her şey oldu bitti. Aynı Haymana’da da öyle oldu. O kadar partilinin, delegenin hür iradesi, özgür düşüncesi, aklı fikri bir çırpıda yok sayıldı. Bu AKP ve Rüstem Kandemir için asla bir zafer değildir. Olsa olsa Pirus Zaferidir.
Kongrede yıldızını parlatan kişi kesinlikle Hacı Aysu’dur. Gerek çıkışıyla, gerek kürsüdeki söylemleriyle AKP’de adalet denen olgunun bir kez daha sorgulanmasına vesile olmuştur. Belediye Başkanlığı döneminde Hacı Aysu’yu en çok eleştirenlerden birisi bendim. Tekrar başkan olsa hatalarında yine sonuna kadar eleştiririm. Ancak o gün Hacı Aysu bence demokrasinin yerle yeksan olduğunda en dik duran kişiydi.
Gelelim MHP’ye. Onlarda bundan birkaç hafta önce aynı doğrultuda İlçe başkanını seçti. Pardon atadı. İki adaya rağmen biri yok sayıldı ve Numan Öztürk İlçe başkanı oldu. Son günlerde hep söylenen “AKP’nin arka bahçesi, yedek lastiği” söylemlerini haklı çıkarırcasına, aynı üslup ve söylemle atadı ilçe başkanını. Yıllardır partinin içinde olanlar; “Biz muhalefet etsin diye MHP’ye oy veriyorduk, iktidara yamansın diye değil. Aynı dili konuşacaklarsa neden MHP’ye oy verelim. O zaman AKP’ye oy veririz, olur biter. Bizler yolu ayırıyoruz” dediler. Dediklerinde de sonuna kadar haklılar bence.
Şimdi sıra CHP de. Bu aralar onlar da ilçe başkanlığı için kongre yapacaklar. Adaylar şimdiden meydanlara indi bile. Bakalım onlarda tıpkı AKP ve MHP gibi seçecekler mi, yoksa atayacaklar mı? Hep beraber göreceğiz.
Yok onlarda “Ben seçtim, siz biat edin” diyeceklerse, ülkenin demokrasi kurumu olan siyasi partilerin hepsi ölmüşte, iş helvasını yemeye kalmış. Siyasi partiler “ben seçtirmem, seçerim” derse, sokaktaki vatandaşta, “dövüşmem, döverim” der. Aynı imam-cemaat ilişkisi gibi. İmam bilmem ne yaparsa, cemaat daha fazlasını hem de ıkınarak yapar. Bilmem anlatabildim mi?
HAFTANIN HABERİ: “Onu ye, bunu yeme” demekten bıkan Canan Karatay en sonunda isyan etti: “Ne b... yerseniz yiyin.”
HAFTANIN SÖZÜ: Temeli zayıf bir yapı nasıl yıkılırsa, adaleti olmayan devletler de bir gün çöker!.. SAYGILARIMLA