Çelişkilerin ortasında bir şehirde yaşadığımızı fark ettim son zamanlarda. Kalp ve gönül gözü açık her fani de mutlaka bunu fark etmiştir. İlginç bir paradoks ve keşmekeşin ortasında varların ve yokların başkentiyiz aslında. Ben divan sazımla bir giriş yapıp, birkaç misal vereyim, varın gerisini siz getirin.

-Mesela hiç olmadığı kadar araç var Haymana da. Sokaklarda araç park edecek yer yok. Aynı sokaklarda ne gariptir insan yok. Araçları gören İstanbul, insan kıtlığını gören Bayburt zanneder.

-İnsanların en büyük umut ve istihdam kapısı her zaman ki gibi yine belediye. Belediye çakılı işçi dolu. İşçiye maaş yok, ancak “Ben bedava niye çalışayım arkadaş” deyip işten ayrılan da yok.

-Tescillenmiş “Dünyanın en iyi Termal Suyu” belgesi elimizde, ama bunu ete kemiğe büründürüp “Dünyanın En İyi Termal Şehri” yapacak kudret, basiret yok.

-Her tarafımız arazi, birçok köyümüz var. Hayvancılığın ve tarımın dibine vurmamız gerekirken, bunu başaran çiftçimiz yok.

-İktidarın en önemli kalesi olmuşuz. Her seçimde ceketini koyan adayı ihya etmişiz. Ama madalyonun diğer yüzüne bakıyoruz, iktidarın bize bir faydası yok.

-Melih Gökçek’e köpürmüş, atmış tutmuşuz. ASKİ ve diğer Büyükşehir kurumlarına, arsız bir kaynanadan daha çok laf etmişiz. Ama gel gör ki, Gökçek ne zaman gelse, geçerken bile uğrasa yere göğe koyamamış, ucundan kıyısından yüzüne karşı çıkmış bir çatlak sesimiz yok.

- “Osmanlının Kurucu şehriyiz” demişiz, Türkiye Cumhuriyetin kurtuluş yeri “Son Kale” olmuşuz. Bu kadar kadim bir tarihe sahip şehirde, devletin bir çivisi yok.

- “Suyumuzu bulan kişi Cimcime Sultan” demişiz. Kendimiz demiş kendimiz inanmışız. Oysa hiçbir belge, kaynak, somut delil yok. Allah bilir türbesini yaptığımız yerde kimse de yok.

-“Haymana’nın altı deniz, her tarafında sular var” diye bunca yıl acaba kendimizi mi kandırdık? Çünkü musluğu açıyoruz, ya çamur akıyor, ya da “tısss..” dan başka bir şey yok.

-Elektriğimiz var, gidecek, halimizi anlatacak, şikayet edecek kurumumuz yok.

-Pazarımız var, pazaryerimiz yok.

-Neredeyse her gün cenazemiz var, taziye evimiz yok.

-Üniversitemiz var, içinde öğrenci, öğrencinin kalacağı yurt yok.

-Okulumuz var, içinde öğrenci, öğrenciye verilen tumturaklı eğitim, şehirde oturan öğretmenimiz yok.

-Sanayimiz var, usta yok.

-Esnafımızda siftah yok.

-Kısacası sağ gözden sol göze fayda yok.

-Un var, şeker var, yağ var…ortada helva yok.

HAFTANIN HABERİ: Organik gezen tavuk yumurtası istemeyen A.G(55) “Ben kümesinde oturan, orda burda sürtmeyen, civcilerinin anası tavuk yumurtası isterim arkadaş” dedi.

HAFTANIN SÖZÜ: Ülkede ifade özgürlüğü var. Ama ifade ettikten sonra olacakları bilemem. SAYGILARIMLA