“Nükleer Cin Şişeden Çıkmaya Devam Ediyor” başlığıyla yayımlanan açıklamada, nükleer enerji teknolojilerinin insanlık için ciddi riskler barındırdığı vurgulanarak nükleer santrallerin ekonomik, çevresel ve güvenlik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

EMO Ankara Şubesi tarafından yapılan açıklamada, nükleer enerjiye ilişkin yıllardır sürdürülen “ucuz ve temiz enerji” söylemlerinin gerçeklerle örtüşmediği savunuldu. Açıklamada, nükleer teknolojinin insanlık tarihinde hem askeri hem de sivil kullanım alanlarında ciddi felaketlere yol açtığı hatırlatılarak, özellikle nükleer santrallerde yaşanan kazaların bu riskleri açık biçimde ortaya koyduğu belirtildi.

1945 yılında ABD tarafından Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombalarının insanlık tarihinde derin izler bıraktığına dikkat çekilen açıklamada, ilerleyen yıllarda nükleer santrallerde meydana gelen kazaların da nükleer teknolojinin güvenliği konusundaki tartışmaları artırdığı ifade edildi. Japonya’nın hem atom bombalarının yıkımını yaşamış bir ülke olduğu hem de 2011’de Fukuşima nükleer felaketiyle karşı karşıya kaldığı hatırlatıldı.

FUKUŞİMA FELAKETİ NÜKLEER GÜVENLİĞİ TARTIŞMAYA AÇTI

11 Mart 2011’de Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki Tōhoku depremi ve ardından oluşan tsunami, Fukuşima I Nükleer Santrali’nde büyük bir nükleer kazaya yol açtı. Tsunami dalgalarının santralin elektrik altyapısını ve jeneratörlerini devre dışı bırakması sonucu soğutma sistemleri çalışamaz hale geldi ve üç reaktörde kısmi erime meydana geldi.

Resmi Gazete’de Yayımlandı: AYM Başkanvekili İrfan Fidan Oldu
Resmi Gazete’de Yayımlandı: AYM Başkanvekili İrfan Fidan Oldu
İçeriği Görüntüle

Yaşanan patlamalar ve radyasyon sızıntısı nedeniyle santral çevresinde geniş bir alan tahliye edildi. On binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken olay, 1986’daki Çernobil faciasından sonra dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olarak kayıtlara geçti. Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği’ne göre en yüksek seviye olan “7” ile değerlendirilen kaza, nükleer enerji güvenliği konusundaki tartışmaları küresel ölçekte yeniden gündeme taşıdı.

“NÜKLEER ENERJİ UCUZ DEĞİL, RİSKLERİ BÜYÜK”

EMO Ankara Şubesi’nin açıklamasında nükleer santrallerin ekonomik yönüne de dikkat çekildi. Nükleer enerji projelerinin yüksek kurulum maliyetleri ve uzun inşaat süreleri nedeniyle çoğu zaman vaat edildiği gibi ucuz bir enerji kaynağı olmadığı ifade edildi.

Türkiye’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali örneğine de değinilen açıklamada, elektrik üretimi için verilen uzun vadeli alım garantilerinin tüketiciler açısından önemli maliyetler doğurabileceği belirtildi. Ayrıca nükleer santral teknolojisinin büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu ve bu durumun enerji alanında yeni bir bağımlılık ilişkisi oluşturabileceği vurgulandı.

NÜKLEER TESİSLER GÜVENLİK RİSKİ OLUŞTURABİLİYOR

Açıklamada, nükleer santrallerin yalnızca teknik kazalar açısından değil, aynı zamanda savaş ve çatışma dönemlerinde de ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekildi. Nükleer tesislerin askeri hedef haline gelebileceği ya da nükleer teknolojiye sahip olmanın uluslararası gerilimlere neden olabileceği ifade edildi.

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gerilimlerin de nükleer teknoloji tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığı belirtilirken, nükleer silahların yayılmasının küresel güvenlik açısından ciddi tehdit oluşturduğu dile getirildi.

“NÜKLEERSİZ BİR GELECEK MÜMKÜN”

EMO Ankara Şubesi, açıklamasının sonunda insanlığın nükleer teknolojiler yerine daha güvenli ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini savundu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

İnsanlığın pahalı, kirli ve riskli olarak nitelendirilen nükleer teknolojilerden uzak bir gelecek kurma hakkı olduğu belirtilirken, Hiroşima, Nagazaki, Three Mile Island, Çernobil ve Fukuşima gibi felaketlerin bir daha yaşanmaması gerektiği vurgulandı.

Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, dünyanın hiçbir yerinde nükleer silah ve nükleer santral istemediklerini ifade ederek gelecek nesillere nükleersiz ve temiz bir dünya bırakılması çağrısında bulundu.

Kaynak: Fatma Doğanay