Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu’nda Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın üst üste iki yıldır salonda yer alamamasına tepki gösterdi. Erdoğan, “Özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz” dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu genel görüşmeleri, “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM” temasıyla ABD’nin New York kentinde başladı. Devlet ve hükümet başkanları ile üst düzey temsilcileri buluşturan görüşmelerde küresel ve bölgesel krizler ele alınıyor.
Genel Kurul’a katılmak üzere 21 Eylül Pazartesi günü ABD’ye ulaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dördüncü konuşmacı olarak kürsüye çıktı. BM Genel Kurulu’na 16. kez hitap eden Erdoğan, Filistin’in tanınması çağrısında bulunurken dünyadaki savaşlara ve uluslararası toplumun sorumluluklarına dikkat çekti.
GUTERRES’E TEŞEKKÜR ETTİ
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, Genel Kurul’un insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Erdoğan, şunları söyledi:
“Sayın Başkan, değerli devlet ve hükümet başkanları, Sayın Genel Sekreter, kıymetli delegeler; sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu kürsüden sizlere bir kere daha hitap etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Sayın Baerbock'a teşekkür ediyor, başkanlığı devralan Sayın Rahman'a da başarılar diliyorum. 10 yıla yakın süredir Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla, hepsinden önemlisi cesaretle yürüten kıymetli dostum Sayın Guterres'e çabalarından dolayı tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyorum.”
“FİLİSTİN DEVLETİ’NİN SESİ OLACAĞIZ”
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın Genel Kurul’da bulunamamasına tepki gösteren Erdoğan, Türkiye’nin Filistin halkının mücadelesini dünyaya duyurmayı sürdüreceğini belirtti:
“Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim, üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli başkanı Sayın Mahmut Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin Devleti'ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.”
BM’NİN KURULUŞUNDAKİ TAAHHÜTLERİ HATIRLATTI
Erdoğan, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın imzalandığı dönemde ortaya konulan barış ve insan hakları hedeflerine işaret ederek şöyle konuştu:
“Sayın Başkan, değerli üyeler; 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: ‘Biz Birleşmiş Milletler halkları; bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.’ demişlerdi. Antlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.”
“SON 30 YILIN EN KANLI DÖNEMLERİNDEN BİRİ”
Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden çatışmalara değinen Erdoğan, son bir yılda yaşanan can kayıplarına dikkat çekti:
“Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok. Sadece son bir yıldaki tabloya göz atmak kafidir. Bakınız, geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşandı.”





