Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda dünya liderlerine hitap etti. New York’taki BM Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen konuşmada Gazze ve Filistin meselesi geniş yer tutarken, Suriye, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz’de ticari gemilerin güvenliği, İran, Hürmüz Boğazı, Kıbrıs ve uluslararası sistemin geleceği de gündeme geldi.
Erdoğan, konuşmasında ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yapısının değiştirilmesi gerektiğini savunarak “Dünya 5'ten büyüktür” yaklaşımını yineledi. Uluslararası hukukun herkese eşit uygulanması, bölgesel sahiplenmenin güçlendirilmesi, açık diplomasi, gelir adaletsizliğiyle mücadele ve insan merkezli teknoloji olmak üzere beş temel prensip sıraladı.
FİLİSTİN İÇİN ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünü Filistin meselesine ayırdı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste ikinci yıl BM Genel Kurulu'nda bulunamamasına değinen Erdoğan, Türkiye'nin Filistin'in sesi olmaya devam edeceğini söyledi.
Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas bizzat bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacağız” ifadelerini kullandı. Filistin devletini henüz tanımayan ülkelere de kararlarını yeniden değerlendirme çağrısında bulunan Erdoğan, iki devletli çözüm vurgusu yaptı.
Türkiye'nin 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini belirten Erdoğan, Filistin devletinin kurulmasına yönelik girişimlerin engellenemeyeceğini söyledi. “Filistin Devleti'ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin'in vücut bulacağı güzel günleri göreceğiz” dedi.

GAZZE'DEKİ İNSANİ KRİZİ GÜNDEME TAŞIDI
Erdoğan, son dönemde dünya genelinde artan çatışmalara dikkat çekerek son 12 ayda 60'tan fazla çatışma ve savaş yaşandığını belirtti. Gazze, Rusya-Ukrayna savaşı, Myanmar, Darfur, İran ve Lübnan gibi farklı bölgelerdeki çatışmaların ağır insani sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Gazze'deki can kayıplarına da değinen Erdoğan, son üç yılda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 74 bin kişinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini söyledi.Gazze'deki sağlık altyapısının durumuna dikkat çeken Erdoğan, yakıt sıkıntısı nedeniyle hastanelerdeki jeneratörlerin yüzde 70'inden fazlasının çalışamadığını belirtti.
“Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak bu kürsüde içim parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım” diyen Erdoğan, Gazze'ye ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.”
Erdoğan ayrıca Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin arttığını ve Kudüs'teki kutsal mekanlara erişim konusunda Müslümanlar ile Hristiyanların karşılaştığı sorunları gündeme getirdi.
“MAZLUMLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Konuşmasında BM'nin mevcut yapısına ilişkin eleştirilerini de dile getiren Erdoğan, örgütün uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasındaki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler'in kuruluş amacının uluslararası barış ve güvenliği korumak olduğunu hatırlatan Erdoğan, Güvenlik Konseyi'nin reforme edilmesi gerektiğini belirtti. “Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir.”

Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin “Dünya 5'ten büyüktür” anlayışı doğrultusunda reforme edilmesi gerektiğini ifade etti:
“Tayyip Erdoğan olarak, büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların hakkını savunmaya, sesi olmaya devam edeceğim. Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.”
SURİYE VE BÖLGESEL GELİŞMELER
Erdoğan, konuşmasında Suriye'deki gelişmelere de yer verdi. Suriye'nin güvenli ve huzurlu bir ülke olma hedefinde ilerlediğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin Suriye halkına desteğini sürdüreceğini söyledi. “Suriye'nin güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı ayrıca Pakistan ile Suudi Arabistan arasında kurulan savunma ittifakının bölgesel dayanışmaya katkı sunduğunu belirtti.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ'DE SEYRÜSEFER GÜVENLİĞİ
Rusya-Ukrayna savaşı konusunda Türkiye'nin yaklaşımını da açıklayan Erdoğan, savaşın Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde sona ermesini istediklerini söyledi. Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılara da değinen Erdoğan, taraflara seyrüsefer güvenliğinin korunması çağrısında bulundu. “Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son saldırıların kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum” dedi.
Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nda da seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini ifade etti. Karadeniz'deki ticari gemilerin güvenliği konusu daha sonra BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirilen görüşmede de gündeme geldi.
KKTC İÇİN TANIMA VE İZOLASYON ÇAĞRISI
Kıbrıs meselesi de Erdoğan'ın BM konuşmasındaki başlıklardan biri oldu. Erdoğan, uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması çağrısında bulundu. “Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya davet ediyorum” diyen Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerektiğini belirtti.

KKTC'ye yönelik izolasyonların sona erdirilmesini isteyen Erdoğan, diğer ülkelerin KKTC ile siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri Guterres ile yaptığı görüşmede de Kıbrıs konusunu gündeme getirerek Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanımayan önerilerin sonuç vermeyeceğini ifade etti.
“TÜRKİYE İSTİKRAR ADASI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Erdoğan, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi alanındaki konumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. “Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle, çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürmektedir” diyen Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa'nın güvenlik mimarisinin dışında tutulmasının Avrupa'nın güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını savundu. Türkiye'nin Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik bir perspektifle geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
ERDOĞAN ULUSLARARASI SİSTEM İÇİN 5 PRENSİP SIRALADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sorunların çözümü için uluslararası sistemin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek beş temel prensip açıkladı. İlk olarak uluslararası hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini belirten Erdoğan, güçlü ve zayıf devletler arasında farklı hukuk anlayışlarının uygulanmaması gerektiğini söyledi.
İkinci başlıkta bölgesel sahiplenmeye dikkat çeken Erdoğan, uluslararası mekanizmaların yetersiz kaldığı krizlerde bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Karadeniz Tahıl Girişimi'ni bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösterdi.
Üçüncü olarak açık diplomasi ve işbirliğinin yeniden devletlerarası ilişkilerin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, sorunların diyalog yoluyla çözülmesine vurgu yaptı. Dördüncü başlıkta gelir adaletsizliğiyle mücadele çağrısı yapan Erdoğan, küresel ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi için yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Beşinci olarak ise teknolojiye erişimde yeni eşitsizliklerin oluşmaması gerektiğini belirten Erdoğan, insan merkezli bir teknoloji anlayışının benimsenmesini istedi. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin küresel ölçekte ortak kurallarla ele alınması gerektiğini de vurguladı.

BM GÜVENLİK KONSEYİ'NDE VETO SİSTEMİNE ELEŞTİRİ
Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısına yönelik eleştirilerini New York'taki temasları kapsamında yayımlanan değerlendirmelerinde de sürdürdü. Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin veto yetkisine sahip olması, Erdoğan'ın uzun süredir gündeme getirdiği BM reformu başlıkları arasında bulunuyor. Erdoğan, küresel sorunların çözümünün sınırlı sayıdaki ülkenin kararlarına bağlı kalmaması gerektiğini savundu:
“Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır. Reform, aynı imtiyazın başka devletlere de tanınması anlamına gelemez.”
Erdoğan ayrıca BM Genel Kurulu'nun rolünün güçlendirilmesini ve Güvenlik Konseyi üyelerinin belirli dönemler için Genel Kurul tarafından seçildiği bir model oluşturulmasını önerdi.
“GELECEĞİ GEÇMİŞİN HİYERARŞİLERİYLE KURAMAYIZ”
Uluslararası sistemdeki güç dengelerinin değiştiğini belirten Erdoğan, mevcut kurumların savaşlar, iklim krizi, düzensiz göç, ekonomik kırılganlıklar ve teknoloji alanındaki hızlı dönüşüm gibi sorunlara yanıt verecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Ticaret, lojistik, ulaşım ve enerji koridorlarının güvenliğinin de giderek daha önemli hale geldiğini ifade eden Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkının ve finansmana erişiminin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. “Geleceği geçmişin hiyerarşileriyle kuramayız” diyen Erdoğan, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki reform arayışlarına katkı vermeyi sürdüreceğini belirtti.
GUTERRES İLE GAZZE, UKRAYNA, İRAN VE KIBRIS GÖRÜŞÜLDÜ
BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasının ardından Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi. Görüşmede Gazze, Batı Şeria, Kudüs, İran, Ukrayna, Karadeniz ve Kıbrıs başlıkları ele alındı. Erdoğan, Gazze'deki gelişmelerin yanı sıra Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ve Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik saldırıların durumu ağırlaştırdığını belirtti.
İki devletli çözüm zemininin korunması gerektiğini söyleyen Erdoğan, İran ve Ukrayna'daki gerilimin azaltılması gerektiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı konusunda ise bölge ülkelerinin öncülüğünde ortaya çıkabilecek bir sürecin faydalı olabileceğini dile getirdi. Karadeniz'de ticari gemilerin hedef alınmasından duyulan rahatsızlığı da aktaran Erdoğan, seyrüsefer güvenliği için tarafların sorumlu hareket etmesi gerektiğini belirtti.

NEW YORK'TA YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ
Erdoğan'ın New York'taki temasları BM Genel Kurulu konuşmasıyla sınırlı kalmadı. Cumhurbaşkanı, Guterres'in yanı sıra farklı ülke liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdi. İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile yapılan görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra savunma sanayisi, ticaret, Gazze, Ukrayna, İran ve Kıbrıs konuları ele alındı.
Erdoğan ayrıca Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani, Senegal Devlet Başkanı Bassirou Diomaye Faye, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman ile ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.
EMİNE ERDOĞAN'DAN ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENLİ DİJİTAL SİSTEM ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan da BM 81. Genel Kurulu kapsamında çocukların dijital dünyadaki güvenliğine ilişkin programa katıldı.
Emine Erdoğan'ın himayesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF ve BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Ofisi işbirliğinde düzenlenen “Görünmeyen Mimari: Çocuklar için Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek-Uluslararası Standartların ve Ortak Sorumluluğun Geliştirilmesi” başlıklı etkinlikte çocukların dijital güvenliği ele alındı.
BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı olan Emine Erdoğan, programa katılan lider eşlerini de karşılayarak sohbet etti.
Dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Emine Erdoğan, çocukların güvenliğinin yalnızca ebeveynlerin sorumluluğunda görülmemesi gerektiğini söyledi. “Çocuğun güvenliğini sağlama sorumluluğu yalnızca ebeveynlerin değil, hepimizindir” diyen Emine Erdoğan, dijital sistemlerde güvenliğin sonradan eklenen bir unsur değil, tasarım aşamasından itibaren temel bir özellik olması gerektiğini belirtti.
Küresel teknoloji şirketlerine ilişkin farklı ülkelerde farklı düzenlemelerin uygulanmasının ortak standartlar oluşturulmasını zorlaştırdığını ifade eden Emine Erdoğan, çocukların dijital güvenliği konusunda uluslararası düzeyde ortak standartlar geliştirilmesi çağrısında bulundu.





