Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamalarda konuşmasının önemli bölümünü 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ne ayırdı. Zirvenin Türkiye açısından diplomatik ve stratejik önemine dikkat çeken Erdoğan, organizasyonun uluslararası alanda büyük yankı uyandırdığını belirtti. Konuşmasına Srebrenitsa Soykırımı'nı anarak başlayan Erdoğan, Bosna Hersek'e Türkiye'nin desteğinin süreceğini vurguladı.
"Üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımı'nın açtığı yaralar hala kanamaya devam ediyor. Türkiye ve Türk milletinin desteğinin her zaman Bosna Hersek ile olacağını bir kez daha ifade ediyorum. Batı Srebrenitsa'da sivilleri koruyamadı."
"32 DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANI ANKARA'DAYDI"
Erdoğan, NATO Zirvesi'ne ilişkin ayrıntıları paylaşarak organizasyona çok geniş katılım sağlandığını söyledi.
"7-8 Temmuz'da 36. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertiplediğimiz zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanı iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Trump dâhil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra yüze yakın bakan, bin delege olmak üzere toplam 4 bin 800 üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetliyi Ankara'da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak, NATO'nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katıldı."
"GÜVENLİK TEDBİRLERİNDE İŞİ ŞANSA BIRAKMADIK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin güvenlik organizasyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
"Bir defa şu noktayı özellikle vurgulamak durumundayım: NATO zirveleri, güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, en küçük bir dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı."

Erdoğan, zirve hazırlıkları kapsamında altyapı çalışmalarının tamamlandığını ve Etimesgut Askerî Havalimanı'nın yeniden hizmete açıldığını da belirtti.
"Tespit edilen altyapı eksiklikleri yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı'nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek hem de resmî ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askerî Havalimanı'nı yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konukeviyle modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Etimesgut Askerî Havalimanı'nın şehrimize tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum."
ANKARALILARA TEŞEKKÜR ETTİ
Zirve sürecinde günlük yaşamı etkilenen vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, organizasyonun Ankara'nın uluslararası görünürlüğüne katkı sağladığını söyledi.
"Burada şunun da altını çizerek ifade etmek istiyorum: Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdik. Buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenen tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara, tarihi bir zirveye tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alandaki görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. İnşallah zirvenin etkileri turizmde de görülecektir."
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI ZİRVESİ MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer organizasyon başarısını Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde de sergilemeyi hedeflediklerini ifade etti.
"İnşallah aynı başarıyı, 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde de sergileyeceğiz."
Erdoğan ayrıca zirvenin dünya medyasında geniş yer bulduğunu belirterek, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nin Uluslararası Medya Merkezi olarak görev yaptığını ve organizasyonun yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi.
"5 DAKİKALIK GÖRÜŞME İÇİN MUHATAPLARINA YALVARAN ZAVALLILAR"
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise zirvede mehter marşı ve tarihî unsurların kullanılmasına yönelik muhalefet eleştirilerine verdiği yanıt oldu. Önce eleştirileri değerlendiren Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
"Tabii burada artık patolojik bir hâl alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum. Maalesef Türkiye'de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar ve gazeteciler dâhil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden övgüyle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, kabahatin konusu olan bu güruhu ve ortaya attıkları saçmalıkları gördükçe, inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların, sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere ise sadece gülüp geçiyoruz. Bakınız, yabancılaşma kötüdür. Ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür."
"ARTIK REDDİMİRAS YAPAN BİR TÜRKİYE YOK"
Erdoğan, milli konuların siyasi tartışmalara malzeme yapılmaması gerektiğini belirterek mehter marşı eleştirilerine şu sözlerle karşılık verdi:
"Millî meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle Mehter Marşı'ndan, Yeniçerilerden ve merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum: İster kabul edin, ister etmeyin; artık reddimiras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine, medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla ve şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde adeta tecessüm etmiştir."
Erdoğan, mehter takımı, Yeniçeri kıtası ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin zirveye ayrı bir anlam kattığını da vurguladı.
"Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla ve zurnalarıyla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı muhafız alayımız, zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır. Şunu açık ve net ifade etmek isterim: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân, milletin evidir. Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yol ayrımında olduğu, yeni sistemin ise yol sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var?' diyenlere, 'İktidara gelirsek külliyeyi yıkacağız.' diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini ve Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir."
"YENİ DÖNEM ANKARA ZİRVESİNDE SOMUTLAŞTI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin NATO açısından tarihi sonuçlar doğurduğunu savunarak Türkiye'nin ittifak içerisindeki konumuna dikkat çekti.
"Ankara Zirvesi ülkemizin merkezî rolünün berraklaşmasına vesile olmuştur. Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha adil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara Zirvesi'nde somutlaşması, toplantıyı ittifakın tarihî zirvelerinden biri hâline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayii kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde, NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır."
Erdoğan ayrıca zirvede savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılmasının gündeme geldiğini, Savunma Sanayii Forumu'nun yaklaşık bin katılımcıyla gerçekleştirildiğini ve Konya'da insansız sistemlere karşı koyma mükemmeliyet merkezi kurulmasına karar verildiğini açıkladı.
TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKA MESAJLARI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede Gazze, Lübnan ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin Türkiye'nin tezlerini liderlerle paylaştıklarını belirtti.
"Zirve, Türkiye'nin tezlerinin en güçlü şekilde dillendirildiği bir platform görevi görmüştür. Gazze'deki ve Lübnan'daki kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguladık."
Erdoğan ayrıca NATO Genel Sekreteri ile birlikte Kanada, Finlandiya, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Karadağ, Slovakya, Arnavutluk, Avrupa Birliği liderleri ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti.
Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump'ın 17 yıl sonra Türkiye'ye devlet başkanı düzeyinde gerçekleştirdiği resmî ziyarete de değinen Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda çalışmaların süreceğini ifade etti.



