Ekonomide milyonların merak ettiği “rahatlama ne zaman gelecek?” sorusuna yanıt geldi. Ekonomist Sefer Humar, TGRT Haber canlı yayınında yaptığı kapsamlı değerlendirmede Türkiye ekonomisinin son dönemde oldukça hassas bir dengeden geçtiğini vurguladı.
Humar’a göre ekonomi, bir yandan enflasyonu düşürmeye çalışırken diğer yandan büyüme hedeflerini korumaya çalışıyor. Bu ikili denge ise kısa vadede hem piyasaları hem de vatandaşın alım gücünü zorlayan bir süreci beraberinde getiriyor.
Sefer Humar, mevcut tabloyu “ekonomi hem enflasyonla mücadele hem de yavaşlama riski arasında sıkışmış durumda” sözleriyle özetledi. Bu süreçte atılan adımların uzun vadeli sonuçlar doğuracağını belirten Humar, kısa vadede hızlı bir rahatlama beklenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ekonomi yönetiminin önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu ifade eden Humar, bu yaklaşımın sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah için kritik olduğunu vurguladı.
Merkez Bankası’nın faiz politikasına da değinen Humar, politika faizinin sabit tutulmasını “bekle-gör ama sıkı duruşu bırakma” mesajı olarak değerlendirdi.
Yüksek faiz ortamının bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Humar, şu ifadeleri kullandı:
Yüksek faiz tüketimi yavaşlatıyor
Krediye erişimi zorlaştırıyor
Ekonomik aktiviteyi baskılıyor
Ancak buna rağmen erken bir faiz indiriminin enflasyonu yeniden tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Humar’ın en dikkat çeken değerlendirmelerinden biri de enflasyon algısına ilişkin oldu.
“Enflasyonun düşmesi fiyatların düşeceği anlamına gelmez” diyen Humar, fiyat artış hızının yavaşlayacağını ancak fiyatların eski seviyelerine dönmeyeceğini vurguladı.
Bu durumun özellikle sabit gelirli vatandaşlar üzerinde ciddi bir alım gücü kaybı yarattığını belirtti.
Humar, milyonların beklediği rahatlama için net bir takvim de paylaştı:
2026’nın sonlarına doğru sınırlı bir rahatlama hissedilebilir
Daha güçlü ve belirgin toparlanma 2027 öncesinde zor
Bu süreçte ekonomik iyileşmenin kademeli olacağını ve ani bir düzelmenin beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Asgari ücret konusuna da değinen Humar, iki yönlü bir değerlendirme yaptı:
Makro ekonomik açıdan bakıldığında ara zam yapılmamasının daha doğru olabileceğini söyleyen Humar, buna karşın vatandaşın yaşadığı alım gücü kaybının da göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Bu noktada çözüm olarak şu önerileri sundu:
Doğrudan maaş artışı yerine vergi indirimi
Gelir destekleri
Sosyal yardımların artırılması
Bu yöntemlerin enflasyonu körüklemeden denge sağlayabileceğini ifade etti.
Humar, çözümün sadece faiz indirimi olmadığını vurgulayarak “akıllı finansman” modelini gündeme getirdi. Buna göre:
Üreticiye düşük maliyetli kredi sağlanmalı
KOBİ’lere uzun vadeli finansman sunulmalı
İhracatçılar desteklenmeli
Aksi halde yüksek kredi maliyetlerinin üretimi baskılayacağını ve ekonomik toparlanmayı geciktireceğini söyledi.
Humar, artık ekonomik öngörülerin sadece Türkiye içindeki verilerle yapılamayacağını da vurguladı.
Enerji fiyatlarındaki belirsizlik, küresel arz zinciri sorunları ve jeopolitik risklerin ekonomiyi doğrudan etkilediğini belirterek, hızlı bir normalleşmenin bu nedenle zor olduğunu söyledi.
Artan enflasyon beklentisinin vatandaşın davranışlarını da değiştirdiğini ifade eden Humar, şu uyarıyı yaptı:
“Tüketiciler fiyatlar daha da artacak düşüncesiyle erken harcama eğilimine giriyor. Bu da enflasyonu besleyen bir döngü oluşturuyor.”
Bu nedenle vatandaşların daha temkinli ve rasyonel hareket etmesi gerektiğini vurguladı.