Özgür Erdursun, emeklilik sisteminin temel mantığında ciddi bir kırılma yaşandığını söyleyerek, daha uzun süre çalışmanın ve daha fazla prim ödemenin her zaman daha yüksek emekli maaşı anlamına gelmediğini belirtti. Bunun özellikle 2000 yılı sonrası dönemde belirgin hale geldiğine işaret eden Erdursun, çalışanların sisteme olan güveninin bu nedenle sarsıldığını dile getirdi.

Erdursun’a göre çalışanlar, emeklilikte karşılığını alamayacağını düşündüğü bir sistemde uzun vadeli plan yapmaktan uzaklaşıyor ve bu da sosyal güvenlik yapısının sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Sistemdeki adaletsizliği somut bir örnekle anlatan Erdursun, 2000 yılına kadar asgari ücret düzeyinde çalışmış, yaklaşık 3600 prim günü bulunan ve 2000 yılından sonra hiç çalışmamış bir kişinin bugün yaklaşık 28 bin TL emekli aylığı alabildiğini kaydetti.

Buna karşılık 2000 yılından sonra çalışmayı sürdüren, 2008 sonrası dönemde de prim ödemeye devam eden ve toplam prim gün sayısı 9 binin üzerine çıkan birçok kişinin emekli maaşının 20–22 bin TL bandında kaldığını söyledi. Bu tablonun, sistemde “çok çalışan az kazanıyor” algısını güçlendirdiğini vurguladı.

Türkiye’de emekli aylıklarını belirleyen mekanizmanın iki önemli dönemde köklü şekilde değiştiğini hatırlatan Erdursun, bu değişikliklerin emekli maaşları üzerinde kalıcı etkiler oluşturduğunu söyledi.

2000 yılı sonrasında yapılan düzenlemelerle birlikte aylık bağlama oranlarının ve güncelleme yöntemlerinin emekli lehine olmaktan çıktığını belirten Erdursun, çalışma süresi uzadıkça maaşın artması ilişkisinin bu dönemde zayıfladığını aktardı.

2008 sonrası reformların ise sistemi daha da düşük maaş üreten bir yapıya dönüştürdüğünü ifade eden Erdursun, uzun yıllar sistemde kalan ve yüksek prim ödeyen kesimin beklediği karşılığı alamaz hale geldiğini söyledi. Bu nedenle bugün yaşanan sorunun, bazı emeklilerin az primle yüksek maaş alması değil, prim karşılığının sistematik şekilde zayıflatılması olduğunu vurguladı.

2019 yılında devreye alınan en düşük emekli aylığına tamamlama uygulamasının başlangıçta düşük gelirli emeklileri korumayı amaçladığını hatırlatan Erdursun, zaman içinde bu düzenlemenin emeklilik sisteminin merkezine yerleştiğini söyledi.

Bu yaklaşımın kısa vadede en alt gelir grubunu koruduğunu ancak uzun vadede prim ile maaş arasındaki bağı daha da zayıflattığını belirten Erdursun, ortalama emekli maaşının aşağı çekildiğini ve toplumda herkesin taban maaşa yaklaştığı yönünde bir algı oluştuğunu söyledi.

Özgür Erdursun, emekli maaşlarını kalıcı biçimde iyileştirecek tek yolun, taban aylık sistemini korurken prim etkisini yeniden güçlendiren yeni bir hesaplama modeli olduğunu ifade etti. Aksi halde primini yüksekten yatırmanın ve uzun süre çalışmanın anlamı olmadığı yönündeki algının yayılacağını belirtti.

Bu algının sadece bireysel mağduriyet yaratmakla kalmayacağını, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin finansman yapısını da zedeleyeceğini vurgulayan Erdursun, yeni bir hesaplama sisteminin en çok bugün çalışanlar için fayda sağlayacağını söyledi.

Yeni bir sistemin geleceğe dönük sonuçlar üreteceğini söyleyen Erdursun, halen emekli olan ve düşük maaşla geçinmek zorunda kalan milyonlarca kişi için intibak düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

İntibak düzenlemesinin, prim günü, sigortalılık süresi, emeklilik yaşı ve prime esas kazanç gibi kriterler dikkate alınarak geçmişte oluşan kayıpları kısmen telafi etmeyi amaçlayan bir düzeltme mekanizması olduğunu belirten Erdursun, emeklilikte adaletin ancak bu şekilde yeniden tesis edilebileceğini söyledi.

Editör Hakkında