ABD’de manşet enflasyonun yüzde 2,6 seviyesinde açıklandığını anımsatan Eryılmaz, Fed’in yakından izlediği çekirdek enflasyonda ise düşüş eğiliminin dikkat çekici olduğunu dile getirdi. Uzun süredir yüksek seyreden çekirdek enflasyonun gerilemeye başlamasının, piyasalarda faiz indirimi beklentilerini güçlendirdiğini ifade etti.

Eryılmaz, tarifelerin enflasyonu yukarı yönlü baskılayacağına dair beklentilerin boşa çıktığını, bunun da piyasalarda pozitif bir algı yarattığını söyledi. ABD piyasalarında bu beklentinin tam anlamıyla fiyatlanmadığını ancak Asya seansıyla birlikte Fed’in iki değil, üç faiz indirimi yapabileceği senaryosunun konuşulmaya başlandığını aktardı.

Bu beklentilerle birlikte jeopolitik risklerin de devreye girdiğini belirten Eryılmaz, özellikle İran merkezli gerilimlerin değerli metalleri yukarı taşıdığını söyledi. Bu süreçte gümüş fiyatlarının sert şekilde yükseldiğini, altının ise daha sınırlı bir artış sergilediğini aktardı.

Gümüşün kısa sürede 91,5 dolar seviyesine kadar yükselerek rekor kırdığını belirten Eryılmaz, günlük bazda yüzde 4–5’e varan artışların yaşandığını ifade etti. Altın-gümüş rasyosunun tarihi dip seviyelere gerilemesinin, bu ayrışmanın en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Gümüşe olan yoğun talebin arkasında sadece yatırımcı ilgisinin olmadığını belirten Eryılmaz, yapay zekâ teknolojileri, yenilenebilir enerji yatırımları ve sanayi kullanımının gümüş talebini ciddi biçimde artırdığını vurguladı.

Arz tarafında ise önemli sıkıntılar yaşandığını belirten Eryılmaz; Çin’in ihracat kısıtlamaları, sınırlı üretim ve piyasalardaki manipülatif etkilerin fiyatları yukarı ittiğini ifade etti. Buna bir de yatırımcıların yükselişi kaçırma korkusu olarak bilinen FOMO etkisinin eklenmesiyle fiyatların çok hızlı yükseldiğini dile getirdi.

Gümüşün altına kıyasla çok daha güçlü bir performans sergilediğini belirten Eryılmaz, yatırımcı tercihlerinin bu yönde yoğunlaştığını söyledi. Gümüşe dayalı borsa yatırım fonlarının (ETF) son bir yıl içinde yüzde 260’a varan getiriler sağladığını hatırlattı.

Ancak bu yükselişin beraberinde aşırı alım riskini de getirdiğini vurgulayan Eryılmaz, kısa vadede sert düzeltmelerin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Altın cephesinde ise farklı bir tablo oluştuğunu ifade eden Eryılmaz, altın sertifikaları ile gram altın arasındaki fiyat ilişkisinin bozulduğunu söyledi. Normal şartlarda 100 sertifikanın 1 gram altına denk gelmesi gerektiğini hatırlatan Eryılmaz, sertifikaların uzun süre gram altına göre yüzde 80’in üzerinde primli işlem gördüğünü belirtti.

Bu durumun arkasında makas olmaması, vergi avantajı, fiziki altına dönüşebilme imkânı ve borsadaki zayıf seyir gibi faktörlerin bulunduğunu dile getirdi. Ons ve gram altın yükselirken sertifikaların sert düşüş yaşamasının bu kopuşu net şekilde ortaya koyduğunu söyledi.

Uzun vadeli yatırımcılar için altın tarafında kademeli alım stratejisinin önemine dikkat çeken Eryılmaz, fiyat geri çekildikçe parayı bölerek alım yapmanın daha sağlıklı olduğunu ifade etti.

Kısa vadede yüksek getiri arayan yatırımcılar için ise gümüşte büyük ölçüde fırsatın kaçtığını belirten Eryılmaz, yalnızca yüksek risk alabilen yatırımcıların sınırlı ve çok kademeli şekilde pozisyon alabileceğini söyledi.

Fiziki gümüş piyasasında ciddi bir arz sorunu yaşandığını belirten Eryılmaz, ürün bulmanın zorlaştığını ve teslim sürelerinin uzadığını söyledi. Bu durumun sahte ürün riskini de artırdığına dikkat çekti.

Bu nedenle fiziki gümüş yerine, uzun vadeli yatırımcılar için gümüş yatırım fonları ve fon sepetlerinin, kısa vadeli yatırımcılar için ise gümüş ETF’lerinin daha güvenli alternatifler sunduğunu ifade etti.

Değerlendirmesinin sonunda Filiz Eryılmaz, hem altın hem de gümüşte uzun vadeli görünümün yukarı yönlü olduğunu ancak özellikle gümüşte aşırı alım ve sert düzeltme riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yatırımcıların mutlaka kendi risk profiline uygun, kontrollü ve temkinli adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.

Editör Hakkında