SOSYAL MEDYADA BÜYÜK YANKI UYANDIRDI
X platformunda paylaşılan video kısa sürede yüz binlerce kişiye ulaştı. Paylaşım, yüzbinlerce görüntülenme ve binlerce etkileşim aldı. Videoda yeşil tonlarda bir arayüz üzerinde bir kişinin hareketlerinin ve vücut pozisyonunun gerçek zamanlı olarak takip edildiği görülüyor. Görüntüler, teknolojinin nasıl çalıştığını gösteren bir demo niteliği taşıyor.
Söz konusu sistemin temelinde, ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği “WiFi DensePose” adlı proje yer alıyor. Açık kaynak olarak paylaşılan yazılım, evlerde bulunan sıradan WiFi modemlerini kullanarak insan hareketlerini, solunum hızını ve kalp atışını tespit edebiliyor.
Sistem, WiFi sinyallerinin insan vücudu ile etkileşiminden doğan değişimleri analiz ederek çalışıyor. Sinyaller duvarlardan yansıyıp bozulduğunda, makine öğrenimi algoritmaları bu değişiklikleri yorumluyor ve insan vücudunun temel noktalarını haritalandırabiliyor. Böylece kamera ya da giyilebilir sensörlere ihtiyaç duyulmadan bir kişinin pozisyonu ve bazı biyolojik verileri ölçülebiliyor.
NASIL ÇALIŞIYOR?
Teknoloji, WiFi sinyallerinin taşıdığı “Channel State Information” adlı veriyi analiz ediyor. Ucuz donanımlar üzerinden alınan sinyallerdeki faz ve genlik değişimleri özel algoritmalarla işleniyor. Daha sonra yapay zeka destekli modeller bu verileri yorumlayarak insan vücudunun yaklaşık 17 temel noktasını belirliyor ve kişinin hareketlerini takip ediyor.
Sistem yaklaşık 5 metre mesafeye kadar çalışabiliyor ve aynı anda birkaç kişiyi izleyebiliyor. Ayrıca solunum ve kalp atış hızını da tespit edebildiği belirtiliyor. Yazılımın tamamen yerel olarak çalışması nedeniyle bulut sistemi kullanmadığı ve video kaydı oluşturmadığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu teknoloji, özellikle akıllı ev sistemleri ve sağlık takibi alanında önemli fırsatlar sunabilir. Örneğin yaşlı bireylerin evde düşme riskini tespit etmek, solunum takibi yapmak veya güvenlik sistemlerinde hareket algılamak gibi pek çok kullanım alanı bulunuyor.
Ancak teknolojinin potansiyel faydaları kadar riskleri de tartışılıyor. Duvarların arkasındaki hareketlerin algılanabilmesi, izinsiz takip ve gözetleme ihtimallerini gündeme getiriyor. Bu durum, teknolojinin etik ve hukuki boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
MAHREMİYET TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Sosyal medya kullanıcılarının bir bölümü teknolojiyi “geleceğin güvenlik sistemi” olarak değerlendirirken, bazıları ise mahremiyet açısından ciddi bir tehdit olarak görüyor. Uzmanlar ise sistemin doğrudan görüntü kaydı yapmadığını ve veri güvenliği açısından bazı standartlara uyduğunu belirtse de, bu tür teknolojilerin kötüye kullanılma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
WiFi sinyallerinin bu denli gelişmiş bir algılama aracına dönüşmesi, teknolojinin sınırlarını yeniden tanımlarken, toplumda “dijital mahremiyetin geleceği” üzerine yeni bir tartışmanın da kapısını aralamış durumda.