Ankara'da kritik NATO Zirvesi başladı

Ankara, son yılların en kritik NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. Zirvenin gündeminde yalnızca Ukrayna veya İran'daki gelişmeler bulunmuyor. NATO'nun yeni güvenlik mimarisi, yüz milyarlarca dolarlık savunma harcamaları, müttefik ülkelerin yeni sorumlulukları ve ittifakın geleceğine ilişkin kararlar da masada yer alıyor. Araştırma direktörleri ve siyaset bilimci uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelere göre Ankara Zirvesi, alınan kararların açıklanacağı değil, daha önce verilen taahhütlerin uygulamada nasıl karşılık bulacağının test edileceği bir toplantı olacak. Bu nedenle zirve, açıklanacak yeni kararlardan çok mevcut hedeflerin nasıl hayata geçirileceğine odaklanacak.

Savunma harcamalarında yüzde 5 hedefi uygulama aşamasında

Geçen yıl Lahey'de alınan ve savunma harcamalarının 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarılmasını öngören karar artık siyasi bir taahhüt olmanın ötesine geçerek uygulama sürecine giriyor. Belirlenen hedef doğrultusunda harcamaların yüzde 3,5'lik bölümü çekirdek savunma ihtiyaçlarına ayrılırken, yüzde 1,5'lik bölüm ise kritik altyapı yatırımları, siber güvenlik çalışmaları ve savunma bağlantılı projelerde kullanılacak. Böylece NATO ülkeleri yalnızca askeri kapasiteyi değil, güvenlik altyapısını da güçlendirmeye yönelik kapsamlı bir yatırım sürecine hazırlanıyor.

Ankara'da yeni hedef değil uygulama planları konuşulacak

Ankara'daki zirvede yüzde 5'lik savunma harcaması hedefinin yeniden müzakere edilmesi beklenmiyor. Zirvenin temel beklentisi, üye ülkelerin bu hedefi hangi takvim doğrultusunda uygulayacaklarını, gerekli bütçeyi nasıl oluşturacaklarını ve yatırım planlarını hangi yöntemlerle hayata geçireceklerini ortaya koymaları olacak. NATO açısından bundan sonraki süreçte en önemli konu hedef belirlemek değil, belirlenen hedeflerin uygulanabilirliğini ortaya koyacak ulusal yol haritalarının hazırlanması olarak değerlendiriliyor.

Rutte'ye göre Ankara Zirvesi Lahey'den daha kritik

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi'ni geçen yıl gerçekleştirilen Lahey Zirvesi'nden bile daha kritik görüyor. Bunun temel nedeni, ittifak açısından en zor aşamanın savunma harcamalarına ilişkin hedefleri açıklamak değil, bu hedefleri finanse ederek hayata geçirmek olması. Özellikle savunma harcamalarının artırılmasına mesafeli yaklaşan bazı Avrupa ülkeleri nedeniyle sonuç bildirgesinde kullanılacak ifadelerin ve ülkelerin açıklayacağı ulusal uygulama planlarının ne ölçüde bağlayıcı olacağı zirvenin başarısını belirleyecek temel unsurlar arasında gösteriliyor.

Trump faktörü zirvenin en önemli başlıklarından biri

Ankara Zirvesi'nin arka planındaki en önemli başlıklardan biri ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO politikaları olarak öne çıkıyor. Washington yönetimi, NATO'nun hızlı reaksiyon gücünde bulunan bazı hava ve deniz unsurlarını geri çekmeyi, Almanya'da planlanan uzun menzilli füze konuşlandırmasını iptal etmeyi ve Avrupa'da görev yapan yaklaşık 5 bin ABD askerini geri çekmeyi değerlendiriyor.

Bu nedenle Ankara'daki tartışmalar artık yalnızca savunma harcamalarının artırılmasıyla sınırlı kalmıyor. Avrupa ülkeleri açısından asıl kaygı, ABD'nin sağladığı hava gücü, istihbarat, lojistik destek ve nükleer caydırıcılık gibi kritik kabiliyetlerin kısa vadede başka kaynaklarla karşılanamayacak olması. Bu nedenle zirvenin temel sorusu, Avrupa'nın daha fazla savunma harcaması yapıp yapmayacağından çok, ABD'nin NATO'nun güvenlik şemsiyesine ne ölçüde bağlı kalacağı olarak öne çıkıyor.

Liderlerin gözü Trump'ın vereceği 5. Madde mesajında

Ankara'daki NATO Zirvesi'nde liderlerin en fazla önem verdiği başlıklardan biri, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi'ne ilişkin vereceği mesaj olacak. Kolektif savunma ilkesini düzenleyen bu madde, ittifakın temelini oluşturuyor. Avrupa ülkeleri, Trump'ın NATO'nun ortak savunma anlayışına açık ve güçlü bir bağlılık mesajı vermesini bekliyor. Zirvenin başlangıcında yaşanan güven erozyonu da bu beklentiyi daha önemli hale getiriyor. Ankara'da yapılacak görüşmelerde yalnızca savunma harcamaları değil, müttefikler arasındaki güven ortamının yeniden güçlendirilmesi de gündemin ön sıralarında yer alıyor.

Washington ile Avrupa arasında güven tartışması büyüyor

Zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri de ABD ile bazı Avrupa ülkeleri arasında yaşanan görüş ayrılıkları oldu. Washington yönetimi, İran operasyonu sırasında bazı Avrupa ülkelerinin üslerini ve hava sahalarını kullanıma açmamasını müttefiklik ruhuna aykırı olarak değerlendiriyor. Avrupa tarafı ise asıl kırılmanın Trump'ın Grönland'ın ABD'ye katılmasına yönelik açıklamalarıyla yaşandığını savunuyor. Bu söylemin, ilk kez bir ABD başkanının bir NATO müttefikinin egemenliğini açık şekilde sorgulayabileceği yönünde endişe oluşturduğu belirtiliyor. Ankara Zirvesi bu nedenle yalnızca güvenlik politikalarının değil, ittifak içindeki siyasi güvenin de yeniden değerlendirileceği bir platform niteliği taşıyor.

Whitaker'ın açıklamaları zirvenin dikkat çeken mesajları arasında

Bu atmosferde ABD'nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker'ın yaptığı değerlendirmeler de zirvenin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Whitaker, gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5'ini savunmaya ayıran ülkelerin Washington ile daha yakın savunma iş birliği kuracağını, silah tedarikinde öncelik kazanacağını ve stratejik ortaklıklarının güçleneceğini ifade etti. İran operasyonunda destek vermeyen müttefiklerin ise daha zorlu görüşmelerle karşılaşabileceğini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara Zirvesi öncesinde ittifak içinde katkı düzeyinin giderek daha belirleyici hale geldiğine ilişkin değerlendirmeleri güçlendirdi.

NATO'da eşit ortaklık anlayışı dönüşüyor

Whitaker'ın verdiği mesajlar, NATO'nun geleneksel eşit ortaklık anlayışından katkı düzeyine göre farklılaşan yeni bir ittifak modeline doğru ilerlediğine işaret ediyor. Ankara Zirvesi'nin en önemli alt başlıklarından biri de bu dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Savunmaya daha fazla kaynak ayıran ülkelerin daha güçlü stratejik ortaklıklar kurabileceği yönündeki yaklaşım, NATO içerisinde yeni dönemin nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Zirvede yapılacak değerlendirmelerde yalnızca askeri kapasite değil, ülkelerin ittifaka sağlayacağı katkının niteliği de önemli ölçütlerden biri olacak.

ABD-İsrail-İran savaşı zirvenin gündemini şekillendiriyor

Şubat-Mayıs döneminde yaşanan ABD-İsrail-İran savaşı, Ankara Zirvesi'nin en önemli gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Çatışmalar, NATO'nun güney kanadını ilk kez bu ölçekte test etti. İttifak doğrudan savaşın tarafı olmadı ve NATO yönetimi defalarca çatışmanın parçası olmayacağı yönünde açıklamalar yaptı.

Ancak yaşanan süreç, müttefik ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını da görünür hale getirdi. ABD operasyonlarına verilen destek, askeri üslerin kullanımı ve bölgesel angajman konusunda ortak bir yaklaşım ortaya konulamadı. Bu nedenle Ankara'da yapılacak görüşmelerde güney kanadının güvenliği ve müttefikler arasındaki koordinasyon da öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Yorumlar