Denizbank kapandı. Ama aslı şu ki Denizbank kapanmıyor, biz kapatıyoruz. Babam ve Oğlum filmindeki gibi “Gollarımı açaydım iki yana, gitme diyeydim” desekte nafile. Gidiyor, gitmekte olan.

Denizbank veya bir özel bankayı bir yerde tutan sermaye, sıcak para, o sıcak paraya sahip iş insanları veya esnaflardır.

Denizbank’tan önce kepenk kapatan, işi bırakan veya Haymana dışında esnaflığa devam edenleri görmek lazım. Gidin Esnaf Odası Başkanı Ali Sıvacı’dan ya da Ticaret Odası Başkanı Ercan Özkan’dan kaç ticari işletme faaliyetini durdurmuş, kaç esnaf kaydını sildirmiş önce onu öğrenin.

Denizbank zurnanın son deliğidir. Ondan önce kapanan işyerlerini, dükkanları görmek lazım.

Denizbank kapanmasın diye çalışmalar falan oldu. Bu çalışmalar tutsa dahi sadece kapanmayı geciktirirdi. Ama önleyemezdi. Bugün tutsaydık bile yarın yine giderdi.

Zaman şube açarak, kira vererek, personel çalıştırarak bankacılık dönemi değil zaten. Banka herkesin cebinde, telefonunda, tabletinde artık.

Özel banka demek sıcak çil çil para demek. Paranın olmadığı bir banka bağlasan durmaz. Teşbihte hata olmaz ama bankaların, özellikle özel bankaların dini, imanı, ahde vefası, sadakati yeşildir. Cennet yeşili değil banknot yeşili elbette.

Kapısına gelen dilencinin cebindeki parayı almaya kurgulanmış bir banka düzeneğinde “Yav aslında biz Haymana’yı çok seviyoruzz...” diye inceden name dökmesini zaten bekleyemeyiz.

Haymana’da 7 bankanın olduğu zamanları bilirim. Ama o zamanlarda kıpır kıpır sokakları insan dolu, her cuma köy arabalarından panayır yeri gibi olan sokak aralarını da çok iyi bilirim. Kiralık ev bulmak için hatırlı dost arayan, masa başı işi gibi ev tutmak için torpil kovalayan memurlar dün gibi aklımda. Hani neredeler şimdi? Sokaklarımızı dolduran o kalabalık şimdi sabah ve akşamları Polatlı, Ankara otobüslerini dolduruyor.

O paralı insanlar, o güzel atlara binip “attaa” gittiğinden beri Haymana’da özel bankanın duracağını sanmak saflıktır.

Yarı devlet kuruluşu olan Halkbank bile yalvar yakar gelmedi mi? Bundan sonra bir özel bankanın bankamatiğini çaput bağlayıp, yüz sürelim icabında. Bakın birkaçı onu bile söküp götürdü. Bankayı burada tutmak için çil çil para lazım. “Parasız insan gereksiz insan demiş” birileri. Parasız bir şehirde banka şubesi için gereksizdir. Nitekim öyle de olduğunu görmüşler ki gidiyorlar. Şimdi bu durumu Denizbank’ın halini bilen, gören hangi özel banka buraya gelir? Evet doğru cevap “E”, yani hiçbirisi.

Denizbank kapanmıyor, biz kapatıyoruz. Tıpkı yıllar önce pılısını pırtısını toplayıp giden diğerleri gibi. Gidene değil yollayana bakacaksın. Bize bundan sonra ancak ardından mendil sallayıp su dökmek kalır.

Haa.. birde kuruluşlar gelirken, “Ben getirdim, benim sayemde geldi, tuttum çekip aldım” diye uzaya füze göndermiş gibi gezinenler neredeler? Kurum gelirken topyekün halaya duranlar, giderken başını kuma gömenleri gören var mı? Giden her kurum koparılan bir parçamızdır aslında. Ne demiş bir Japon atasözü; “Baldırımda kene var, kopar kopar gene var”

HAFTANIN SÖZÜ: Balık vermeyip balık tutmayı, yanında da rakı vermeyip evde rakı yapmayı öğretenlere selam olsun.