Bazı Köyler ayrılmak istiyor. “Vay siz misiniz ayrılmak isteyen, vay Haymana’ya bu yapılır mı?” Feryatları dağları aştı. Daha önceden ayrılan diğer köyler içinde bu evham tavan yapsa da, gidene dur demek zor.

Ayrılmak isteyip istemedikleri tam net olmasa da, bu köyleri anlamak lazım. Köylü ne istiyor da bulamıyor Haymana da? Bence çok şey. “Ayrılacaklarmış” diye köylere suç atarken, biraz aynaya bakmak, aynadaki aksimizle hesaplaşmamız gerekmiyor mu?

O köyleri çok iyi bilirim. Onları Haymana’ya bağlayan yol ağı maalesef şu gün için iyi değil. Büyükşehir ve belediye birşeyler yapmaya çalışsa da yeterli gelmiyor. Eksik çok. Çatağı, Kerpiç’i bir köy öteye geç, Konya’nın köyleri başlar. Güzelyayla’ya, Kandil’e, Çimen’e, Çölköy’e varırsınız.Konya ile aynı anda büyükşehir’e bağlanmamıza rağmen Konya köylerinde çalışma daha ön planda, köylerin içi neredeyse ayak yoluna kadar sıcak asfalttan nasibini almıştır. Önce yollarını tam manasıyla yapıp, sonra “Nereye gidiyorsunuz ey bilader” dememiz lazım. Demekki beklenti daha fazla.

Bu köylerin bizden kafa olarak kopma sebeplerinden en başta geleni; kapanan kurumlar ve mevcut olanların yetersizliği.

Bu kurumlar birkaç yıl önce tek tek kapandığında bu kopmaların yaşanacağını bilmek için müneccim olmaya gerek yoktu. Kim kapattı kurumları? 10 puanlık uzmanlık sorusu işte burada gizli. TEK kapandığında; “Ne yani elektrikleriniz yanmıyor mu?” denmişti. İşte elektriklerin hali.

Telekom pılını pırtısını toplayıp göç eylediğinde; “Telefonla konuşmuyormusunuz, gitti de ne fark etti” demişlerdi. Bir abonelik için bile Polatlı’ya gitmek ağır geliyor işte.

Askerlik şubesi kalkıp göç eylediğinde; “Uğurlar olsun, ne yani üç-beş kişi gittiyse” diye atıp tuttuk. Şimdi sülüs’ü başka yerden alıp orda asker halayı çekmek koyuyor be tertip.

Sonuçta her giden kurum bir parçamızı da alıp götürdü, kaldık dımdızlak. Şimdi dizimizi dövmek neye yarar, kırıp dizimizi oturup düşünmemiz lazım.

Köylü sanayiye gelir, usta yok, usta olsa parça yok, parça varsa bahane çok. Haydi doğru Polatlı’ya. Şanzumanına kuvvet, anca gidersin.

Köylü hastaneye gelir, birçok branşta doktor yok, doktor varsa o gün yok, başka gün gelse sıra çok, haydi Ankara’ya marş marş, bademciği güzel.

Köylü’ye kredi lazım, nakit lazım, ya da banka işi var, banka yok. Klasik devlet bürokrasisini aşamamamış Ziraat Bankası ile Halk Bankası asla ihtiyaçlara cevap veremiyor. O zaman geçti buranın pazarı, sür eşeğini Gölbaşına.

Büyükşehir’e bağlandık bağlanalı, köy yerinde masraflar katlandı. Suya, elektriğe güç yetmez oldu. Köylü’nün hali Deli Dumrul Hikayesine döndü, köprüden geçsen para, geçmesen para. Nefes alın yeter, o sizden para alacak bir sebep buluyor. Her köye çöp varili ile kefen ile tabut ile olmuyormuş demek ki? Köylü büyükşehirden daha fazla hizmet, daha az masraf istiyor.

Suyu sıcak, havası sert, insanı mert ama devletten alınan hizmet dersen kıt olan bu köyler fazlasını istiyor. Daha önce kopan diğer köylerin arayışındalar. Buralardan yüzde 80 oy almış, 2019 da yüzde 99 oy isteyen iktidara, Büyükşehir’e, “Kaşıkla ver ama kepçeyle alma” yakarışındalar. Biraz da haklı değiller mi sizce?

HAFTANIN SÖZÜ: Tüm dostların, İyi ve Yürekli İnsanların, düşünebilen, anlayabilen, düşündüklerini özgürce dile getirebilen, başkalarının düşüncesine katılmadığı halde buna katlanabilen, saygı duyan, bundanda mutlu olabilen, yiğitçe davranan, sevgiye layık tüm sevdiklerimin Yeni Yılını Kutluyorum. (Alıntı Turgut ERDEM)

HAFTANIN HABERİ:”Elim kaşınıyor para gelecek, ayağım kaşınıyor yolculuk var, kulağım kaşınıyor biri beni andı” diyen B.G (39)’e son cevabı babası verdi; “Sen bitlenmişsin bre gafil hamama git” SAYGILARIMLA