Her seçim arifesinde Haymana sokakları milletvekili adaylarından geçilmiyor. Seçimden sonra numunelik arasan yok. Eskiden köyde harman zamanı Kur’an kursuna yardım için dolanırlardı. “Biz Yozgat’ın bilmem neresindeniz. Kur’an kursu yaptırıyoruz da, bir yardım” Rahmetli amcam da; “Yav hep harman zamanı almaya geliyorsunuz, birinizde tohum zamanı bir avuç buğday vermeye geldik deyin” derdi.
Şimdi durumda aynen öyle, oy almaya geldik. İyi de bir günde vermeye gelin, ne var.
Midas Otel yapıldığında zamanın milletvekili “Koray Aydın sayesinde yapıldı” dediler. “Sedat Çevik’in de köylere çok yardımı oldu” denildi. Başka? Başka yok. Bir Allah’ın kulu da desin ki, “şuradaki çiviyi şu milletvekili çaktırdı” Nerede hani?
Almadan vermek Allah’a mahsus, ama bunlar hep alma dalında büyümüşler. Kazandıktan sonra bir hizmet verin, “E..Allah versin” diyorlar.
“Seçimden önce bize oy ver, seçimden sonra size Allah versin.” Yıllardır durum bu.
Yıllardır, sırtımızı sıvazladılar;
“Kahraman Haymanalılar” dediler, hoop… Askeriye Polatlıya gitti.
“Havası sert, İnsanı mert Haymana” dediler, haydii…cezaevi Sincan’a kaydı.
“Aslansınız, kaplansınız, en çok sizi seviyoruz” dediler, yürü.. kurum kalmadı bitti.
Eyy vekiller..Şu memlekete istihdam adına bir gıdım bir şeyiniz var mı? Ne gezer!
Eğitim adına bir katkınız, bir yatırımınız oldu mu? Olmadı, olacağı da yok.
Sosyal, kültürel en küçük bir adım var mı? Cık…esamesi yok.
Can çekişme bize, yatırım başkalarına. “Acı var mı Haymana acı?” Her yerimiz acıyor merhem yok. Ne var? “öpeyim de geçsin” var. Milletvekili sokakta tuttuğunu öpüyor. Öpücük bize, hizmet elaleme. Gösterip gösterip vermiyorlar.
En son Melih bey çıkıyor sahneye. İki bayrama arası duble yol yapacaktı. 20 senede iki km yol yaptı. O da güya en çok bizi sevdi. Çok sevdiğinden kıyamadı Termal yatırımları termal su olmayan yerlere yaptı. Su bizde, termal yatırım Kazan’a, Çubuk’a .
Bize “Kahraman, aslan, kaplan, yiğit, mert” demeyi bırakın. Kedi olalım, kuzu olalım, mülayim olalım ama hizmet alalım. Hangi partiden, kim gelirse gelsin, halk olarak ilk önce soracağımız soru şu olmalı; “Elinde Haymana için yapacağın, hizmetin ya da yatırımın, planlı, projeli, taahütlü ve alt-üst yapısıyla hazırlanmış bir dökümanını göster, bana Ankara’ya, bana Türkiye’ye yaptıklarının veya yapacaklarının hikayesini anlatma, bana Haymanayı anlat, Haymanaya yapacaklarını anlat ve garantisini ver, ondan sonra öpüşelim. Yap ki bir daha geldiğinde neremden istersen oradan öp, ama bugün öpme, ama bugün atıp tutma.”
Olur mu? Zor. Gel anlat, uyut, at, tut oyu cebine koy git. Ondan sonra bir sonraki seçime kadar görünme ortalarda. Kaşıkla verip sapıyla gözümüzü çıkar. Bizde kaşık havasına devam edelim. Ne diyordu Angaralı Namık; “Çağırın gelsin Ceyar’ı, soysun gitsin hıyarı” durum bu.
HAFTANIN SÖZÜ; Pırlantadan alınmayan vergi kitaptan alınıyor. Çünkü pırlanta alandan değil kitap okuyandan korkuyorlar.
HAFTANIN HABERİ; Sınıf başkanlığını 2 oy farkla kaybeden Y.Y(7) başkan seçilememesini paralel yapıya ve dış mihraklara bağladı.
SAYGILARIMLA