Oyun, yıllar sonra yeniden bir araya gelen iki çocukluk arkadaşının hikâyesini merkezine alıyor. Ancak bu buluşma, sıradan bir karşılaşmanın ötesine geçiyor. Yarı gerçek, yarı hayal bir düzlemde ilerleyen anlatı, karakterlerin zihinsel dünyasında dolaşırken izleyiciyi de hafızanın kırılgan yapısıyla yüzleştiriyor.
Unutmak ile hatırlamak arasında sıkışan karakterler, geçmişin izlerini silmeye çalıştıkça daha derine sürükleniyor. Oyunda, çocukluk anılarından politik kimliklere, gündelik hayatın parçalarından varoluşsal sorgulamalara uzanan çok katmanlı bir anlatım dikkat çekiyor.
POSTMODERN BİR ANLATI DİLİ
Metnin en çarpıcı yönlerinden biri ise parçalı ve akışkan dili. Karakterlerin birbirine yönelttiği sorular, çoğu zaman yanıt bulmaktan çok yeni sorular doğuruyor. “Neden unutmak istediğimiz şeyleri bir türlü unutamıyoruz?” gibi repliklerle izleyiciye doğrudan temas eden oyun, postmodern tiyatronun izlerini sahneye taşıyor.
Diyaloglar arasında sıçrayan düşünceler, bir parkta başlayan sahneyi bir lunaparka, oradan zihnin karanlık köşelerine sürüklüyor. Bu yönüyle oyun, yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda düşünsel bir deneyim sunuyor.
GÜÇLÜ KADRO
Oyunun yazarlığını ve yönetmenliğini Doğuş Elden üstleniyor. Aynı zamanda video tasarımı ve fotoğraf çalışmalarını da gerçekleştiren Elden, sahnede bütünlüklü bir estetik kurmayı hedefliyor.
Sahnedeki performanslar ise Elif Nisa Gapaylar ve Ali Eryılmaz imzası taşıyor. İki oyuncunun karşılıklı diyalogları, oyunun duygusal yoğunluğunu ve ritmini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
ANKARA’DA TEK PERDELİK BİR DENEYİM
Kült Sahne’de sahnelenecek olan oyun, 15 Nisan Çarşamba akşamı saat 20.00’de izleyiciyle buluşacak. Tek perdelik bu özel yapım, tiyatroseverlere alışılmışın dışında bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.
HAFIZAYA DAİR BİR SORGULAMA
“Sağlam Bir Zemin Arayışı”, bireyin kendi geçmişiyle kurduğu ilişkiyi sorgularken, izleyiciyi de kendi anılarıyla baş başa bırakıyor. Zihnin bir “çöplük” gibi biriktirdiği anılar arasında dolaşan oyun, unutmanın mı yoksa hatırlamanın mı daha ağır bastığını sorgulayan etkileyici bir sahne dili kuruyor.
Ankara’daki tiyatro izleyicisi için kaçırılmayacak bu yapım, hem metni hem de sahne estetiğiyle sezonun dikkat çeken işleri arasında yer almaya aday görünüyor.




