Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bölgesel güvenlik alanındaki iş birliğini yeni bir seviyeye taşıyacak Mekke Anlaşması için bugün Suudi Arabistan'da bir araya geliyor. Üç ülke arasında imzalanacak ortak savunma anlaşmasının, toprak bütünlüğünün korunması, ortak güvenlik tehditlerine karşı koordinasyon sağlanması ve savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesini amaçladığı bildirildi.
Ortadoğu'nun güvenlik mimarisinde yeni dönem
Bölgesel kaynaklara göre anlaşma, yaklaşık bir yıldır yürütülen diplomatik temasların ardından hayata geçiriliyor. Özellikle son dönemde İran ile yaşanan gerilimler, Körfez'deki güvenlik riskleri ve enerji nakil hatlarına yönelik tehditlerin artması, üç ülkeyi daha yakın bir savunma koordinasyonuna yöneltti. Anlaşmanın, yalnızca askeri iş birliğini değil, istihbarat paylaşımı, güvenlik koordinasyonu ve olası bölgesel krizlerde ortak hareket mekanizmalarının geliştirilmesini de kapsaması bekleniyor. Ancak anlaşmanın tüm maddeleri henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Liderler Mekke'de buluşuyor
İmza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Münirin katılması bekleniyor. Görüşmelerde savunma iş birliğinin yanı sıra bölgesel güvenlik, terörle mücadele ve stratejik ortaklık başlıklarının ele alınacağı belirtiliyor.
Türkiye-Suudi Arabistan savunma iş birliği son yıllarda hız kazandı
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkileri son yıllarda önemli ölçüde gelişti. 2023 yılında savunma sanayisi, enerji ve yatırım başta olmak üzere birçok alanda iş birliği anlaşmaları imzalanırken, son dönemde iki ülkenin savunma bakanları da bölgesel güvenlik konularında sık sık temaslarda bulundu. Son olarak Temmuz 2026'da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman arasında bölgesel güvenlik gündemiyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Anlaşmanın bölgesel etkileri yakından izlenecek
Analistler, Mekke Anlaşmasının İran-İsrail geriliminin gölgesinde şekillenen yeni güvenlik ortamında önemli sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor. Özellikle Körfez güvenliği, enerji arzının korunması, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret yollarının güvenliği ile terörle mücadele alanlarında üç ülkenin daha koordineli hareket etmesinin hedeflendiği ifade ediliyor.





