AİLEDEN KARAR SONRASI DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
10 Ağustos 2025 tarihinde Ankara'da yaşanan ve Hakan Çakır'ın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bıçaklı kavga davasında verilen mahkeme kararının ardından, hüküm giyen Zeynal kardeşlerin annesi Alev Zeynal açıklamalarda bulundu.
Olayın kamuoyuna farklı yansıtıldığını öne süren Zeynal, çocuklarının üzerine atılan taciz iddialarını reddederek, kavganın karşı taraf tarafından başlatıldığını iddia etti. Alev Zeynal, verilen cezaların hukuka uygun olmadığını savunarak hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.
OLAYDA AĞIR HAPİS CEZALARI VERİLMİŞTİ
10 Ağustos 2025 akşamı meydana gelen olayda iddialara göre, 22 yaşındaki Hakan Çakır ile 20 yaşındaki Ahmet Emir Zeynal arasında kavga çıktı. Çakır ve Zeynal ailelerinin de olaya dahil olmasıyla büyüyen kavgada Hakan Çakır bıçaklanarak hayatını kaybetti.
Yargılama sonunda baba Cemal Zeynal ile oğlu Ahmet Emir Zeynal müebbet hapis cezasına çarptırılırken, 14 yaşındaki T.Y.Z.'ye 25 yıl, 17 yaşındaki B.S.Z.'ye ise 32 yıl hapis cezası verildi. Ahmet Emir Zeynal'ın arkadaşı Umut Kılınç ise tutuklandıktan sonra serbest bırakıldı.
"YAPILAN HAKSIZLIKLARA KİMSE SES ÇIKARMADI"
Çocuklarının suçlamaları hak etmediğini öne süren anne Alev Zeynal, şu ifadeleri kullandı:
"Çocuklarımın üzerine atılı olan suçları hak etmediklerini düşünüyorum. Çocuklarıma karşı büyük haksızlıklar oldu. Olayın esas mağdurunun biz olmasına rağmen karşı tarafın mağdur gösterilmesi bizleri çok üzüyor. Yapılan haksızlıklara kimse ses çıkarmadı ve herkes destek oldu. İnsanların bizi nasıl gördüğünün bir önemi yok. Herkes kendine göre değerlendiriyor olayı. Bizi esas üzen adaletsizlik oldu. Ben çocuklarımı kendi ellerimle adalete teslim ettim ama hata yaptığımı düşünüyorum. Hak etmedikleri ağır cezalara çarptırıldılar. Oğlum bana, 'Sen iyi bir anne değilsin neden beni polise veriyorsun' dedi. Çocuğum an mecbur kalıp hata işledi. Bir insanın canına kast etti. Bunun dünyada cezasını çeksin istedim ve adaletimize güvendim. Bu süreçte o kadar hak etmediğimiz duruma maruz kaldık ki. Üzerimize 'taciz' suçu atıldı. Çocuklarımı sapık ve tacizci gibi kamuoyuna yansıttılar. Olayda herhangi bir taciz durumu olmadığından eminiz. Olmayan bir durumu çocuğuma yakıştırdılar."
"ÇOCUKLARIM TACİZ ETMEDİ, KAVGAYI KARŞI TARAF BAŞLATTI"
Olayın çıkışına ilişkin kendi anlatımını paylaşan Alev Zeynal, Hakan Çakır'ın annesinin yaşananların sorumlusu olduğunu öne sürerek şu açıklamayı yaptı:
"Olay günü oğlum Emir, arkadaşlarıyla buluşmak için evden çıktı. O sırada Hakan Çakır'ın annesi, eşiyle tartışıp kendilerine ait dükkandan gergin bir halde dışarı çıkmış. Çocuklarının yanına gelerek ağza alınmayacak kötü laflar söylemiş. Esas taciz edilen o gece benim çocuğumdu. Taciz edilmedikleri ve saldırıya uğramadıkları halde oğlunu arayıp sanki bunlar yaşanmış gibi yardım istemiş. İki gencin kavga etmesine neden oldu. Olay bundan başka bir şey değil. Eşim ve ben olay yerindeydik. Oğlum Ahmet Emir'in kafasına çivili sopalarla vurulmuş ve ağır şekilde darp edilmiş. Bir ara saldırganlardan kurtulmayı başarmış. Baş dönmesi yaşıyormuş. Fenalaştığını anlayınca kardeşi Samet'i aramış ve kendisini götürmesini istemiş. 'Bir kadın bana sapık ve tacizci dedi. Beni öldürtmeye çalışıyor' demiş. Samet de durumu öğrenince ağabeyinin yanına gitmek istemiş. Sorduğumda bir şeyler söyledi. İlk başta çok ciddiye almadım. Çıkmasına izin vermedim. Beni dinlemediler. Kardeşiyle birlikte ağabeylerinin yanına gittiler. Emir'i aradım ve neler yaşandığını öğrenmek istedim. Bana, 'Anne kadının biri beni öldürtmeye çalışıyor. Bana tacizci diyor. Ne olur yetişin' dedi. Çocuğumun yanına gittim. Üzerine kapanıp darp edilmesini önlemeye çalıştım. Vücudunu parçalamışlar. Esas mağdur biziz. Hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğim. Çocuklarımın hakkını aramaya devam edeceğim."
"OLAYIN BAŞINDA ÇOCUKLARIMIN ELİNDE BIÇAK YOKTU"
Eşi ve çocuklarının da saldırıya uğradığını öne süren Zeynal, olayın ilk anlarında çocuklarının üzerinde herhangi bir kesici alet bulunmadığını savundu.
"Kavganın olduğu yere en son gelen eşimdi. Görünce ona saldırdılar. Kafasına çivili sopalarla vurdular. Tüm bunların üzerine oğlum Taha maalesef korku ve heyecanın etkisiyle maalesef bıçak almaya gitmiş. Elinde sallama tabir edilen bıçaklı kişilerin bizler olduğu söyleniyor. Oysaki olayın başında çocuklarımın elinde kesici ve delici alet yoktu."
AVUKATTAN "YARGILAMA BASKI ALTINDA YAPILDI" İDDİASI
Ailenin avukatı Erdem Cömert de davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak mahkeme sürecinde savunma haklarının yeterince kullanılmasına imkan tanınmadığını ileri sürdü.
Cömert, şu ifadeleri kullandı:
"Türk yargı teşkilatı ve Türk mahkemeleri, kamuoyu vicdanını rahatlatmak ya da kamuoyunda oluşturulan bir infiali söndürmek amacıyla kullanılamaz. Bizim makamlarından, mahkemelerden beklediğimiz adaletin sağlanması. Mahalle kavgasında bir kişi hayatını kaybetti. Buna çok üzgünüz ama kamuoyu karşısında bir infiali kaldırmak için bir aile toplu şekilde cezalandırıldı. Basında yer alan haberlerle alakası olmayan bir dosya içeriği var. Tacize uğrayan kardeşini kurtarmak isteyen bir gençten bahsediliyor. Fakat ne iddianamede, ne kararda ne de gerekçeli kararda taciz durumundan ve kız kardeşi kurtarmadan söz edilmiyor. Gençler arasında kavga yaşanmış ve sonradan anne babanın olaya müdahale durumu var. İki tarafın da birbirlerini yaraladığı bir olay. Mahkeme bu olayda yargılama yaparken delilleri değerlendirdi mi, biz savunma hakkımızı eksiksiz kullanabildik mi, mahkeme bağımsız ve tarafsız olma özelliğini kullanabildi mi. Maalesef biz bunları yaşayamadık. Duruşmalar korkunç bir baskı içerisindeydi. Duruşma salonu dışında sloganlar atılıyordu. Milletvekilleri, siyasi parti liderleri oradaydı. Herkes siyasal bir kazanım elde etmek ve kendisine pay çıkarmak için durumu kullandı. Mahkeme bu baskı altında karar verdi."
"DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"
Cömert, dosyada önemli delillerin yeterince incelenmediğini savunarak şunları söyledi:
"Bizim hiçbir talebimiz ve deliller değerlendirilmedi. Dosyadaki en önemli delil video görüntüleri. O görüntülerde de Zeynal ailesinin fertleri satırlı, bıçaklı ve palalı kişiler tarafından kovalanıyor. Mahkeme bunu araştırmadı. Ses kayıtlarını değerlendirmedi. Şüphelilerin telefon kayıtlarının incelenmesini talep ettik. Kamera kayıtlarında ve tanık ifadelerinde Zeynal ailesine 8 ila 10 kişinin saldırması söz konusu. Tüm bunlar değerlendirilmedi. Taha'nın yaptığı olayın 'meşru müdafaa' kapsamında olup olmadığı, babasının yaşadığı durumun 'haksız tahrik' neticesinde olup olmadığı mahkeme tarafından değerlendirilmedi. Mahkeme, kamuoyundaki baskı ve infiali yatıştırmak için böyle bir karar verdi. Kararın hem delillerin değerlendirilmesi hem de eksik inceleme nedeniyle bozulması gerekiyor. Biz beraat kararı istemiyoruz. Hak edilen cezalar verilsin istiyoruz. Ceza kanundaki bütün unsurların ve hafifletici durumların değerlendirilmesi gerekiyor. Bu olayda bunların yapılmadığı ve hızlı, aceleci bir yargılama görüyoruz."
"YENİDEN YARGILAMA TALEP EDECEĞİZ"
Yeniden yargılama talebinde bulunacaklarını belirten Avukat Cömert, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Olay günü anne ve kızı dar bir sokaktan geçerken, Emir Zeynal ve bir arkadaşıyla karşılaşıp sürtüşme yaşamış. Aslında çok basit ve çözülebilir bir durumdu. Kadın orada sinirlenmese ya da gençler tepki vermese belki de bunlar yaşanmayacaktı. Çocukların kadına ya da kızına yönelik en ufak bir saldırı ya da tacizleri yok. Hakan'ın kız kardeşi ağabeyini aramış. 'Tacize uğradım' diyerek yalan söylemiş. Hakan da annesine ve kardeşine bir saldırı olduğunu düşününce olay yerine gelir gelmez direkt Emir'e saldırmaya başlamış. O sırada Çakır tarafından birçok kişi de olay yerine gelmiş. Ellerinde satırlar, döner bıçakları var. Emir saldırıya uğrayınca kardeşlerini aramış. Daha sonra anne ve baba da olay yerine gelmiş. Onları da dövmüşler. Taha da yapacak bir şeyi kalmayınca bir bıçak bulmuş ve ailesini savunmaya çalışmış. Bu olay önceden tasarlanmış ya da organize edilmiş değil. Verilen kararda iştirak halinde suç işlenmiş denilmiş. Oysa ki kişilerin olay yerine geliş saatleri fikir birliğinde bulunmaya müsait değil. Eylem birliğinde de hakimiyet kuracak sayıda değiller. Üç çocuk ve bir baba var. Karşılarında da bıçaklı kişiler. Taha'nın yaptığı elbette doğru değil ama zorunda kalmış. Hiçbir indirimde bulunulmadan karar verilmiş. İki katıyla verilmiş hem de. Mahkemeler vatandaşların içi rahatlasın diye karar vermiş. Türk yargısına güveniyorum. Hakimlerin birikimlerine, vicdanlarına güveniyorum. Onlar bu dosyayı incelediklerinde hakkaniyetli kararı verecektir. Anayasa ve kanunlara uygun kararlar verilmesini bekliyoruz."




