Türkiye’de okuma yazma öğrenme sürecinin simge karakterlerinden biri haline gelen Cin Ali, Ankara’daki müzesinde farklı kuşakları bir araya getiriyor. Öğretmen ve yazar Rasim Kaygusuz tarafından 1968 yılında hazırlanan Cin Ali Hikâye Kitapları, çocuklara okumayı öğretmek ve okumayı sevdirmek amacıyla oluşturuldu. Kitapların çizimleri ise Selçuk Seğmen tarafından yapıldı.

Ankara’da bulunan Cin Ali Müzesi, karakterin ortaya çıkışından eğitim anlayışına, dönemin sınıf ortamından Ankara’nın geçmişine kadar pek çok ayrıntıyı ziyaretçilerle buluşturuyor. 2022 yılından bu yana müzede görev yapan Çiğdem Çiçek Akay, müzenin kuruluş sürecini ve Cin Ali’nin kuşaklar üzerindeki izini anlattı.

A W795172 01

CİN ALİ’NİN YENİDEN GÜNDEME GELMESİ MÜZE FİKRİNİ DOĞURDU

Cin Ali’nin 2000’li yıllarda eğitim sistemindeki değişiklikle yeniden gündeme geldiğini belirten Akay, müzenin ortaya çıkış sürecini şöyle anlattı:

“Cin Ali müzesinin sorumlusuyum. 2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı sistemde bir değişikliğe gidiyor. Fiş sistemi kaldırılır, yerine ses temelli sistem gelir. Sistemdeki bu değişikliği gazeteler Cin Ali kitapları üzerinden duyuracak. 'Cin Ali müfredattan kaldırıldı' diye haberleri çıkar. Bu haberlere karşılık başka bir gazete 'Cin Ali bizimdir' diye karşılık verir. İki gazetenin karşılıklı atışması Cin Ali'yi gündeme taşır ve Cin Ali'yi okuyan kuşaklar Cin Ali'yi aramaya başlar. Benim çocukluk arkadaşımda, ilk okuma arkadaşımda Cin Ali nerede demeye başlayacaklar. Bu arayış bu müzenin kuruluş hikayesini başlatacaktır.”

Cin Ali Eğitim ve Kültür Vakfı 2016 yılında kuruldu, müze ise 2019 yılında ziyaretçilere açıldı. Müze, Ankara’nın Kavaklıdere semtindeki Bülten Sokak’ta yer alıyor.

A W795172 02

Yenimahalle Rotary Kulübü'nden can dostlara anlamlı destek
Yenimahalle Rotary Kulübü'nden can dostlara anlamlı destek
İçeriği Görüntüle

1968’DEN KALAN KİTAPLAR VE DÖNEM SINIFI

Müzenin koleksiyonunda Cin Ali serisinin eski baskılarının yanı sıra Rasim Kaygusuz’un eğitim çalışmalarına ilişkin materyaller de bulunuyor. Dönemin sınıf düzeninin canlandırıldığı bölümde siyah önlükler, kara tahta ve eğitim araçları ziyaretçilere geçmişteki okul ortamını gösteriyor. Müzenin farklı bölümlerinde ise oyunla okuma öğretiminde kullanılan araçlar, Cin Ali ile ilgili materyaller ve dönemin Ankara’sına ilişkin içerikler yer alıyor. Akay, müzede görme engelli çocuklar için hazırlanan özel çalışmaların da bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Fiş sistemi bir diğer adı cümle yöntemi metodu. Öğrenciler fiş üzerindeki cümleleri ezberler ve keser, kelime kelimeden, hece heceden sese doğru bir yolculuğa çıkar. Sesi anlamlı bir cümle içerisinde öğrenir ve bütünü verebilmeyi öğreten bir sistemdir. Müzemizde Cin Ali'nin aslında hikayesini anlattığımız ilk odada, yazarın ve ailesine ait eşyalar var. 1968 yılına ait Cin Ali kitapları var. Görmeyen çocuklar için Braille alfabesiyle bastığımız kitaplarımız var. Yazarın 60'lı yıllarda tasarladığı oyunlu okuma yöntemindeki oyunları 3 boyutlu hale getirdik. Bunları görebileceğiniz bir alanımız var. Dönem sınıfımız var ve dönem sınıfımızda 60'lı, 70'li, 80'li yıllara ait eğitim materyallerini görebileceğimiz bir alanımız var. Görme engelli çocukların sevdiği bir müzeyiz. Müze de biz görmeyen çocuklarımız için Cin Ali kitaplarını özel olarak bastırdık. Yazarımızın oyunu okuma metodundaki bazı oyunları yine onlar için özel olarak tasarladık. Bu müzeye geldiklerinde kendilerine ait oyunlar gördükleri zaman çok mutlu oluyorlar ve çok mutlu bir şekilde ayrılıyorlar.”

A W795172 03

Cin Ali Müzesi’nde Braille materyallerinin yanı sıra çocukların dokunarak ve oynayarak keşfedebileceği eğitim araçlarının bulunması, müzenin yalnızca nostalji odaklı bir sergi alanı olmadığını da ortaya koyuyor. Vakıf tarafından müzede farklı sergi alanlarında Cin Ali’nin hikâyesi, ailesi, Ankara ile ilişkisi ve Rasim Kaygusuz’un eğitim çalışmalarına yer veriliyor.

CİN ALİ ANKARA’DA DOĞDU, BAHÇELİEVLER SOKAKLARINDA BÜYÜDÜ

Cin Ali’nin hikâyesinde Ankara’nın da özel bir yeri bulunuyor. Kitaplarda Ankara’nın Bahçelievler semtindeki sokaklar, parklar ve dönemin kent yaşamından izler yer alıyor. Akay, Cin Ali’nin Ankara ile bağını şu sözlerle anlattı:

“Cin Ali Ankara'da, bizim on kitap Ankara Bahçelievler sokaklarında geçer. Kitaplarımızın Anıtkabir etrafında şekillenen bir hikayesi var. Biz bu kitaplarda 1. Cadde'yi gezeriz, 5. Cadde'yi gezeriz ki 5. Cadde'de de 8. kitapta göreceksiniz Cin Ali'nin gittiği bir park var ve şu anda Metin Oktay Parkı olarak karşımıza çıkar. Hatta biz her sene Temmuz ayının ilk pazarı bu parkta dönemin çocuk oyunlarını oynarız. 7'den 77'ye herkesi bu oyuna çağırırız. O parkı da biraz canlandırmak istiyoruz ve bizim için önemli bir park. Cin Ali hep 7 yaşında hiç büyümedi çünkü onun bir amacı var. O tüm Türkiye'yi okumayı basit bir şekilde öğretmeyi istedi. Büyümeyen bir karakter olarak bizimle beraber.”

A W795172 05

Cin Ali’nin Ankara ile bağlantısı müzenin sergi alanlarına da yansıtılıyor. Ziyaretçiler, eski Ankara ve Bahçelievler’e ilişkin görseller ve çeşitli materyaller üzerinden karakterin yaşadığı dönemin kentini de tanıma fırsatı buluyor.

CİN ALİ NEDEN ÇÖP ADAM ŞEKLİNDE ÇİZİLDİ?

Rasim Kaygusuz’un hazırladığı Cin Ali karakterinin sade görünümünün de çocukların okuma ve yazma sürecini kolaylaştırma amacı taşıdığı belirtiliyor. Akay, karakterin isminin ve çiziminin arkasındaki düşünceyi şöyle anlattı:

“Yazarımız Cin Ali'nin kitaplarını bir metot kitabı olarak tasarlıyor. Dolayısıyla isim de seçerken çok dikkatli seçiyor. Alfabenin ilk sesinin a ile başlaması, Ali isminin 3 sesten oluşması bir çocuğun her an okuyabileceği isim. O yüzden Ali ismini tercih eder. Bizim Ali akıllı çalışkan Cinliği oradan geliyor. Peki neden çöp adam figürleri derseniz de parmak kası gelişememiş bir çocuğun çizebileceği en rahat çizimlerden. Kurumsal rengimiz sarı. Müzede en çok sarı rengi göreceksiniz. Çünkü Cin Ali'nin birinci kitabı yani Cin Ali'nin atı kitabı sarı renkli bir kitap, uyaran bir renk, sıcak bir renk. Biz müzeyi tasarlarken de birinci kitabı kurumsal renk olarak belirledik.68 yılı baskılarında ziyaretçilerimiz bu bizim hazine dediğimiz odaya girdiği zaman kitabın 68 yılı baskılarını görecekler ve onları orada bir sürpriz karşılayacak. Yazarın imzalı tek kitabı, torunu Başağa imzaladığı kitabı görecekler. Bu kitabı da imzaladıktan çok kısa bir süre sonra da 62 yaşında aramızdan ayrılacak.”

A W795172 06

Cin Ali serisinin temelinde, çocuklara okumayı aşamalı biçimde öğretme anlayışı bulunuyor. Müze ve vakıf çalışmalarında da Rasim Kaygusuz’un oyunla öğrenmeye yönelik geliştirdiği araçlar ve yöntemler özel bir bölüm oluşturuyor.

CİN ALİ HEP 7 YAŞINDA KALDI

1968 yılında yayımlanmaya başlayan Cin Ali Hikâye Kitapları, toplam 10 kitaptan oluşan bir seri olarak çocukların okuma sürecine eşlik etti. Karakterin kitaplarda sürekli yedi yaşında kalması da bu nedenle sembolik bir anlam taşıyor. Cin Ali Müzesi’nin anlatısında karakter, okuma yazmayı yeni öğrenen çocuklarla buluşan ve yaşlanmayan bir çocuk olarak ele alınıyor.

Rasim Kaygusuz’un amacı, çocukların okumayı daha kolay öğrenmesini sağlamak ve bunu oyunla desteklemekti. Bu yaklaşım doğrultusunda geliştirdiği materyaller ve kitaplar, Cin Ali serisinin ortaya çıkışında önemli rol oynadı.

A W795172 07

YETİŞKİNLER ÇOCUKLUK YILLARINA DÖNÜYOR

Müzeyi ziyaret eden yetişkinlerin önemli bir bölümünün Cin Ali ile kendi ilkokul yıllarını hatırladığını belirten Akay, farklı yaş gruplarının müzeye verdiği tepkilerin de birbirinden ayrıldığını söyledi. Akay, ziyaretçilerin müzede kendi çocukluklarından izler bulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Müze 7'den 77'ye herkese hitap eden bir müze. Dolayısıyla çocukların ve yetişkinlerin verdikleri tepkiler çok farklı oluyor. Ben burada ağlayan yetişkini çok gördüm. Çünkü kendi çocukluk arkadaşına doğru bir yolculuk yapıyorlar. Kendi 7 yaşlarına doğru gidiyorlar. Kendi okul hatıraları, Cin Ali'yi nasıl okuduklarını anlatıyorlar bize. Onlar çok duygulanıyor, onlar için çok nostaljik bir müze. Küçük ziyaretçilerimizin keşiflerle karşılaştığı bir müze oluyor. Çünkü yazarı 7. kitapta Cin Ali'yi oynattığı oyunlar var. Küçük ziyaretçilerimiz o karakterin oynadığı oyunları burada oynayabiliyor. Karakteri daha yakından tanıyabiliyor. Dönem sınıfında anne babası ile siyah önlük giydiği zaman mutlu oluyor, heyecanlanıyor. Bunları sorgulamaya başlıyor. Çok farklı tepkilerle karşılaşıyoruz. Biz 7'den 77'ye bütün herkesi bu müzeye davet ediyoruz. Çünkü her nesil kendine ait hikayeler bulacak. Kendine ait, çocukluğuna ait, o sürece ait birçok şeyi burada yaşayacaklarına inanıyoruz. O yüzden herkesi buraya bekliyoruz.”

Kaynak: İhlas Haber Ajansı