Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki savunma işbirliğini sınırlayan kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini söyledi. İkili ticarette 100 milyar dolarlık hedefe dikkat çeken Fidan, Washington’dan İsrail üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını da beklediklerini belirtti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, New York’ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri” panelinde konuştu. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin geçmişini ve geleceğini değerlendiren Fidan; savunma, ticaret, enerji ve bölgesel güvenlik alanlarında işbirliğinin geliştirilmesine yönelik mesajlar verdi.
Savunma işbirliğinin Türkiye-ABD ilişkilerinin uzun süredir güçlü ayaklarından biri olduğunu vurgulayan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Devam eden sorunları çözmeli ve işbirliğini sınırlayan kısıtlamaları kaldırmalıyız. Bu kısıtlamaların, iki müttefik arasında yeri olmamalıdır. Cumhurbaşkanlarımız, ortak anlayışlarını somut sonuçlara dönüştürme konusunda güçlü bir siyasi irade ortaya koymuştur.”
Kısıtlamaların kaldırılmasının, iki ülke şirketlerinin dünyanın farklı bölgelerindeki ortaklıklarını geliştirmesine de katkı sağlayacağını belirtti.
“İLİŞKİMİZ, ZAMAN İÇİNDE SINANMIŞ VE KALICI DEĞERİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR”
Diplomatik ilişkilerin 100. yılına yaklaşılırken ortaklığın bugüne kadar sağladığı kazanımların ve gelecekteki imkânların değerlendirilmesi için bir fırsat doğduğunu söyleyen Fidan, şöyle konuştu:
“İlişkimiz, zaman içinde sınanmış ve kalıcı değerini ortaya koymuştur. Coğrafi olarak birbirinden uzak iki ülke, sınırlarımızın çok ötesinde etkisi olan ortaklar ve müttefikler haline gelmiştir. İlişkimiz; ihtilaflara, krizlere ve uluslararası sistemdeki dramatik değişimlere rağmen varlığını sürdürmüştür.”
Fidan, her iki ülkenin de ortaklığın kritik değerinin farkında olması sayesinde karşılaşılan zorlukların aşılabildiğini ifade etti.
ERDOĞAN VE TRUMP ARASINDAKİ İLİŞKİYE VURGU
Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlü ve yenilenmiş bir ivme kazandığını belirten Fidan, “Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ile (ABD) Başkanı Donald Trump arasındaki istisnai ilişki, mevcut atılımda merkezi bir rol oynamaktadır.” dedi.
Bu ivmenin hem iki ülke hem de bölgesel barış ve istikrar açısından somut kazanımlara dönüştürülmesi gerektiğini dile getiren Fidan, işbirliğinin kurumsallaştırılmasının önemine işaret etti:
“Diplomatik ilişkilerimizin 2’nci yüzyılına girerken, işbirliğimizin tam potansiyelini hayata geçirmeye ve önünde engel teşkil eden meseleleri çözmeye kararlıyız. Bunun için bulunduğumuz noktayı değerlendirmemiz ve birlikte neler başarabileceğimize ilişkin net hedefler belirlememiz gerekiyor.”
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2025’te Washington’a, ABD Başkanı Trump’ın ise bu yıl temmuz ayında Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin, ilişkileri her alanda ilerletme yönündeki ortak kararlılığı gösterdiğini söyledi. “Bu, uzun süredir devam eden meselelerde ilerleme kaydetmemize yardımcı oluyor.” ifadesini kullandı.
“TÜRKİYE VE ABD TÜM BU KRİZLERE BİRLİKTE YANIT VEREBİLİR”
Uluslararası sistemin derin bir dönüşümden geçtiğini anlatan Fidan; güç dengesinin değiştiğini, ekonomik rekabetin yoğunlaştığını ve teknolojinin dünyayı yeniden şekillendirdiğini kaydetti.
Küresel güvenlik ve yönetişim kurumlarının bu gelişmelere karşılık vermekte zorlandığını belirten Fidan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Çözülmemiş çatışmalar, enerji fiyatları, göç, ticaret, terörizm ve gıda güvenliği yoluyla diğer bölgeleri etkiliyor. Bu zorluklarla mücadele etmek, etkin ortaklık ve ortak sorumluluk gerektiriyor. Türkiye ve ABD, tüm bu krizlere birlikte yanıt verebilmek için deneyime, kapasiteye, diplomatik erişime ve en önemlisi siyasi iradeye sahip.”
TİCARETTE 100 MİLYAR DOLAR HEDEFİ
Ekonomik ortaklığın büyütülmesi için önemli fırsatlar bulunduğunu söyleyen Fidan, ticaret ve yatırımların istikrarlı biçimde genişlediğini belirtti:
“Ekonomik ilişkimiz, hem ticaret hem de yatırımlar bakımından istikrarlı şekilde genişliyor ve ikili ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılında ABD, Türkiye’nin 3. büyük ihracat pazarı ve 4. büyük ithalat kaynağı oldu. Dengeli ticaretimiz, genişleme için sağlam bir temel oluşturuyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikili ticarette 100 milyar dolarlık hedef belirlediğini hatırlatan Fidan, bu hedefe ulaşmak için ticaretin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı:
“Hedefimiz; yüksek katma değerli üretimi ve ekonomik güvenliği ilerleten daha geniş kapsamlı bir ekonomik ortaklıktır. Bu hedefe ulaşmak için özellikle ilave tarifeler olmak üzere engelleri kaldırmamız gerekiyor.”
ENERJİDE UZUN VADELİ İŞBİRLİĞİ
Enerjiyi, yakın işbirliğinin somut ve önemli kazanımlar sağlayabileceği alanlardan biri olarak nitelendiren Fidan, ABD’nin Türkiye’nin önde gelen enerji tedarikçileri arasında bulunduğunu söyledi.
Fidan, uzun vadeli anlaşmaların iki ülke arasındaki enerji ilişkisini güçlendirdiğini ifade etti.
SURİYE VE IRAK’TA ULUSAL KURUMLARIN GÜÇLENDİRİLMESİ
İkili ilişkilerdeki güçlü zeminin bölgesel barış ve güvenliğe de katkı sunabileceğini belirten Fidan, şunları söyledi:
“Bu sağlam ikili zemin ve ortak stratejik vizyon, aynı zamanda bölgesel barış ve güvenlik üretmemiz için bize daha güçlü bir temel sağlıyor. Orta Doğu’dan Kafkasya’ya ve Balkanlar’a kadar bölgesel ve küresel meselelerde zaten işbirliği yapıyoruz. Orta Doğu’da ortak çıkarımız, bölgemizde güvenlik ve refah sağlayabilecek kapasiteye sahip egemen ve istikrarlı devletlerin bulunmasında yatıyor.”
Bu yaklaşımın Suriye ve Irak’tan başladığını ifade eden Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ulusal kurumları güçlendirmeyi, böylece etkin şekilde yönetebilmelerini ve terör örgütlerinin faaliyet göstermesine herhangi bir imkan tanımamalarını hedefliyoruz. Terörizmden arındırılmış ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye, bölgesel güvenlik ve refah açısından önemli bir ilerleme olacaktır.”
“BÖLGESEL SAHİPLENMEYİ BENİMSEMEMİZ GEREKİYOR”
Güvenlik hedefleri doğrultusunda yerel çözümlerin hayata geçme ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Fidan, bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söyledi:
“Bu nedenle bölge ülkelerinin kendi coğrafyalarının güvenlik ve istikrarı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz ve ilerletmemiz gerekiyor. Bu anlayışla Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı kurduk. Bu ittifak, bölgesel sahiplenme ve güvenlik işbirliği ile bölgesel barış ve güvenliği desteklemek için kurumsal bir temel sağlıyor. Başkan Trump’ın bu girişime verdiği desteği memnuniyetle karşılıyoruz.”
ABD’YE İSRAİL ÇAĞRISI
Orta Doğu’da bölgesel güvenliğin güçlenmesinin, askeri güvenliğe ve Avrupa’nın güvenlik mimarisine de katkı sağladığını belirten Fidan, birbiriyle bağlantılı tehditlerin ortak çabaları sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
İran Savaşı, Yemen’deki çatışma ve İsrail’in bölge genelindeki politikaları ile eylemlerine işaret eden Fidan, şöyle konuştu:
“Bu tehditler, birbirini güçlendiriyor ve diplomasinin önünü tıkıyor. Bunlarla mücadele etmek etkin bölgesel sorumluluk ve ABD ile yakın işbirliği gerektiriyor. Özellikle ABD’nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz.”
GAZZE İÇİN VERİLEN TAAHHÜTLERİN UYGULANMASI ÇAĞRISI
Gazze’nin, bölgede ve ötesinde güvenlik, işbirliği ve refah oluşturma konusundaki ortak kapasite açısından merkezi bir sınama olmaya devam ettiğini belirten Fidan, Gazze’deki soykırımın ve Filistinli sivillere yönelik mezalimin küresel vicdanı derinden yaraladığını söyledi.
Yaşananların uluslararası sisteme duyulan güveni onarılamayacak şekilde sarstığını ifade eden Fidan, Filistin meselesine kalıcı çözüm bulunmasının Orta Doğu’nun ve diğer bölgelerin istikrarı açısından önemini koruduğunu vurguladı.
Türkiye’nin, Trump’ın Gazze krizini sona erdirmeye yönelik çabalarını desteklediğini belirten Fidan, barış planında yer alan taahhütlerin artık eksiksiz uygulanması gerektiğini kaydetti.
KAFKASYA VE KARADENİZ’DE İŞBİRLİĞİ MESAJI
Fidan, Türkiye ile ABD’nin komşu bölgelerde de barış ve istikrar için birlikte hareket edebileceğini söyledi. Kafkasya’da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediklerini belirtti.
Karadeniz’de ise gerilimin tırmanma riskini azaltmayı, seyrüsefer güvenliğini sağlamayı ve bölgeyi bir işbirliği alanına dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade eden Fidan, şu değerlendirmede bulundu:
“100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kimyanın güçlendirdiği bu güçlü ivmenin, farklı bölgelerde ve farklı meselelerde işbirliğimizi kurumsallaştırmamıza ve derinleştirmemize yardımcı olacağına kesinlikle inanıyorum.”
UKRAYNA’DA DİPLOMASİ, BALKANLAR’DA YAKIN KOORDİNASYON
Ukrayna’da kalıcı barış için diyalog ve diplomasiyi desteklediklerini söyleyen Fidan, bu doğrultuda hem Kiev hem de Moskova ile iletişim kanallarının açık tutulduğunu bildirdi.
Balkanlar’da Bosna-Hersek’teki ve Sırbistan ile Kosova arasındaki gerilimlerin derinleşmeden ele alınması gerektiğine dikkat çeken Fidan, şöyle konuştu:
“Yakın koordinasyon ve önleyici diplomasi, bu bölgelerdeki kırılgan istikrarın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Aynı ilkeyle hareket ediyoruz; meşru kurumları güçlendirmek, bölgesel sahiplenmeyi desteklemek ve güvenlik ile ekonomik fırsat arasında güçlü bir bağ kurmak.”
“ORTAKLIĞI KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN KULLANMAK”
Uluslararası düzendeki dönüşümün, bölgesel sahiplenmenin yanı sıra küresel güçlerle kapasitesi bulunan bölgesel aktörler arasında etkin ortaklıklar kurulmasını gerektirdiğini belirten Fidan, Libya, Sudan ve Afrika genelindeki krizlere de değindi.
Türkiye-ABD işbirliğinin uzun süreli çatışmalarda fark yarattığını ifade eden Fidan, konuşmasında şu mesajı verdi:
“ABD ile diplomatik ilişkilerimizin 2’nci yüzyılında hedefimiz; Türk-Amerikan ortaklığını küresel barış ve istikrarın daha büyük yararı için kullanmaktır.”




