İngiltere siyasetinde tartışmaların odağına yerleşen büyükelçi ataması krizi büyüyor. Başbakan Keir Starmer, parlamentoda yaptığı açıklamada, Peter Mandelson’ın ABD Büyükelçisi olarak atanması sürecinde kritik güvenlik değerlendirmelerinin kendisine iletilmediğini duyurdu.
Starmer, bu durumun yalnızca bir iletişim hatası olmadığını, hükümetin işleyişine dair ciddi bir sorun olduğunu vurgulayarak, “Bana bu bilgilerin verilmemesi şaşırtıcı ve kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Başbakan, sürecin eksik ve hatalı yürütüldüğünü kabul ederek kamuoyu önünde sorumluluk aldı.
“BU BİLGİYİ SAKLAMAK AKIL ALIR GİBİ DEĞİL”
Parlamentodaki konuşmasında oldukça sert bir dil kullanan Starmer, Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki bazı yetkililerin kritik güvenlik verilerini üst düzey karar vericilerden gizlediğini söyledi. Başbakan, “Bu bilginin hükümetin en üst düzey isimlerinden saklanması akıl alır gibi değil. Bu hem benim hem de parlamentonun bilmesi gereken bir konuydu” diyerek tepkisini açıkça dile getirdi.

Ayrıca hükümet genelindeki güvenlik prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi talimatını verdiğini açıklayan Starmer, Kabine Ofisi’ne bağlı güvenlik birimlerinin de süreci baştan sona inceleyeceğini belirtti.
“ONU ATAMAMALIYDIM” DİYEREK ÖZÜR DİLEDİ
Başbakan Starmer, en dikkat çeken açıklamasını ise atama kararına ilişkin yaptı. Mandelson hakkında olumsuz güvenlik değerlendirmesinden haberdar olması halinde bu kararı asla vermeyeceğini vurgulayan Starmer, şu ifadeleri kullandı:
“Peter Mandelson’ı atamamalıydım. Bu kararın sorumluluğunu alıyorum ve özür diliyorum. Güvenlik incelemesini geçemediği bana söylenmedi. Eğer bu bilgiye sahip olsaydım, farklı bir karar verirdim.”
Starmer, kendisine yöneltilen istifa çağrılarına ise net bir şekilde karşı çıkarak görevine devam edeceğini açıkladı.
ESKİ MÜSTEŞARDAN ÇARPICI İDDİA
Krizin seyrini değiştiren bir diğer açıklama ise İngiltere Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Oliver Robbins’ten geldi. Robbins, yazılı beyanında Mandelson’ın atanması sürecinde Başbakanlık Ofisi’nin baskı uyguladığını öne sürdü. Robbins, sürecin sağlıklı ilerlemediğini belirterek, “Üzerimde baskı oluşturuldu” ifadesini kullandı. Bu açıklama, hükümet içindeki çatlağın daha da derinleştiği şeklinde yorumlandı.

EPSTEIN BAĞLANTISI TARTIŞMALARI ALEVLEDİ
Krizin merkezinde ise Jeffrey Epstein ile bağlantılar yer alıyor. Mandelson’ın Epstein ile geçmişte kurduğu ilişkilerin ortaya çıkması, kamuoyunda büyük tepki toplamıştı. Epstein’ın kız çocuklarına yönelik istismar ağı kurmakla suçlanması nedeniyle bu bağlantının ulusal güvenlik açısından risk oluşturabileceği tartışmaları gündeme gelmişti. Artan baskılar sonucunda Mandelson, görevinden çekilmek zorunda kalmıştı.
İFŞA EDİLEN YAZIŞMALAR KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ
Ortaya çıkan yazışmalar, skandalın boyutunu daha da büyüttü. Mandelson’ın, görevde bulunduğu dönemde Epstein ile hassas ekonomik ve siyasi konulara ilişkin bilgi paylaştığı iddiaları dikkat çekti. Söz konusu yazışmalarda, uluslararası finans politikalarına dair bilgiler, bankacılık sistemiyle ilgili öneriler ve Avrupa’daki ekonomik gelişmelerin önceden paylaşıldığı öne sürüldü. Ayrıca Epstein’ın Mandelson ve çevresine para transferi yaptığına dair iddialar da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.



