Amerikan siyasetinde “gölge başkan” olarak anılan Cheney, hem ulusal güvenlik politikalarındaki sert tutumuyla hem de savaş kararlarındaki rolüyle uzun yıllar boyunca tartışmaların odağında yer aldı.
Amerikan kamuoyunda “karanlık güç”, “stratejik beyin” ve “derin devletin sesi” gibi tanımlarla anılan Dick Cheney, ABD tarihinin en güçlü başkan yardımcılarından biri olarak kabul ediliyordu.
Cheney, 2001–2009 yılları arasında görev yaptığı dönemde, 11 Eylül saldırılarının ardından Washington yönetiminin dış politikasını belirleyen en etkili isimlerden biri haline geldi.

IRAK SAVAŞI’NIN BAŞ MİMARLARINDAN BİRİ
Cheney, ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinde belirleyici rol oynadı. Saddam Hüseyin’in “kitle imha silahlarına sahip olduğu” iddiasını gerekçe göstererek savaş kararını savunan Cheney, bu süreçte dönemin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Başkan George W. Bush ile birlikte hareket etmişti.
Savaş sonrasında iddiaların asılsız çıkmasına rağmen Cheney, “verilen kararın doğru olduğunu” savunarak hiçbir pişmanlık duymadığını ifade etmişti.
GUANTANAMO VE ‘TERÖRE KARŞI SAVAŞ’ POLİTİKASI
Cheney, 11 Eylül saldırılarının ardından uygulamaya konulan “Teröre Karşı Küresel Savaş” stratejisinin de baş mimarlarındandı. Bu dönemde, terör zanlılarına yönelik ağır sorgu yöntemleri, insan hakları ihlalleri ve işkence iddiaları nedeniyle ABD yönetimi dünya kamuoyunun tepkisini çekmişti.
Küba’daki Guantanamo Körfezi Cezaevi’nde yaşanan yargısız infazlar, taciz ve kötü muamele raporları, Cheney’nin politikalarının en çok eleştirilen yönlerinden biri oldu.
Wyoming doğumlu Richard Bruce “Dick” Cheney, siyaset sahnesine 1970’lerde adım attı. Başkan Gerald Ford döneminde Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak görev yaptı, ardından 1989–1993 yılları arasında baba George H. W. Bush’un Savunma Bakanı oldu.
2000 seçimlerinde George W. Bush’un başkan yardımcısı adayı olarak sahneye çıkan Cheney, Bush yönetiminde güvenlik, enerji ve savunma politikalarının mimarı olarak etkisini sürdürdü.




