Daha 45 gün önce Başbakan; “Bedelli gündemde yok, fakir çocuğu askerlik yapsın, zengin çocuğu yapmasın, olmaz öyle şey” demişti. Demişti demesine de, ne oldu?

İmralı görüşmelerinde; “şapkadan tavşan çıktığı muhakkak”. Yoksa 45 günde herkes zengin mi oluverdi. Öyle olmadığı kesin, vatandaş zaten evde de, askerde de, kara şimşeğe talim ediyor. 45 günde kara şimşek, pirzolaya dönüşmedi illaki.

Eskiden deprem olurdu; bedelli çıkardı, şimdi fay hatları “yan gelip” yatıyor, o zaman ekonomik bir zelzele olduğu kesin. Ya da merkez üssü İmralı Adası olan ve rihteri birilerini zangır zangır titreten bir sarsıntı, daha akla yatkın geliyor.

Vatandaş da hazırlıksız yakalandı tabii. En kısa zamanda silah altına alınacağını zanneden gençlere baskın bir “bedelli” oldu. Oysa onlar; “Lan nasılsa bedelli yok” diye, kredi kartlarına akıllı telefon alıp, limiti doldurmuşlardı bile. Şimdi; babalarının visalarını kimle berdel edipte, bedel ödeyecekler acaba?

Arabalarında; “Babam sağ olsun” yazılarını kazıyıp, “o şimdi asker” yazdıranlar da, pek sevinmediler bu işe. E şimdi babası bu parayı verir mi? Velev ki verdi, o zaman “babam sağ olsun”u arabaya mı? yazdıracak çocuk, yoksa 21 günlüğüne asker olacağı kamuflajına mı? İş tepeden tırnağa karıştı.

Yavuklusuna ucu yanmış mektup yazacakların da, mutfakta 12 ay patates soyupta, “Anne; helikopterden, helikoptere havada geçiyoruz, üç öğün kurbağa, yılan yiyoruz” diye hava atacakları hayalleri de güme gitti.

Eskiden kişiye özel çıkardı bedelli’ler. Mesela; “sırf Tarkan askerlikten yırtsın” diye çıkmıştı bir zamanlar. Ömrü boyunca; “Kargadan başka kuş, Müslüm Baba’dan başka sanatçı” tanımayan gençler bile, fanatik Tarkan hayranı olmuşlardı. Tarkan’ın bot nöbeti tuttuğu haberleri, onlarca şehit haberinden daha popüler olmuştu. Bunca zaman Tarkan’a “kıl olanlar” o zaman kılına zarar gelmesin diye seferber olmuşlardı.

Askerlik’te bedelli tartışmaları her zaman öyle veya böyle gündeme bomba gibi oturur, günlerce tartışılır, çıkması bir derttir, çıkmaması başka dert. Bu sefer de öyle kolay kolay gündemden düşeceği yok.

18 bin TL Bedelli’nin bedeli. Kimine göre çok para, kimine göre bozuk para. İşte Türkiye gerçeklerindeki çelişki, her şeyin özeti.

Çelişki demişken; Zamanında Hüseyin ÇELİK; “Devlete cemaat sızmış diyorlar, buna kargalar bile güler” demişti. Kılavların karga olduğu anlaşıldı. Dönemin başbakanı; “Terörist başıyla müzakere ettiğimizi söylüyorlar, utanın yahu” demişti. Utandık o biçim. Utanmayanlar utansın. Şimdi de 45 günlük yan çizmek mi şaşırtacak bizi, kaşarlandık artık.

Her bedelli’nin bir bedeli olduğu muhakkak. Kimileri bedeniyle ödüyor, kimileri de bunlardan besleniyor. Asıl sıkıntı burada, yoksa askerlik falan hikaye.

Ama bu aralar çok fazla hikayeler anlatılan bir ülke olduk. İşin kötü tarafı anlatanlar memnun, dinleyenler daha da memnun.

Sanatı, sinemayı, tiyatroyu pek sevmeyen milletiz. Ama masallara bayılıyoruz. Ve her gün bir sürükleyici destanın peşinden koşmak pek hoşumuza gidiyor. Dağıtılan kömürlerin ısıttığı evimizde, TV’lerden alkışlarla, gözleri yaşlı dinliyoruz. Askerlik te bedelli hikaye. Zaten; “Her Türk Asker doğuyor” ya? İspata gelince; Askere giden de karaşimşek yiyor, bulup buluşturup, kredi çekip, evini arabasını satan da evde karaşimşek yiyor.

Parayı veren yan gelip yatacak, veremeyen tüfeği çatacak… Netice bundan ibaret…..

SAYGILARIMLA