Ortada bir sofra. Neredeyse ihtiyaç duyulan her şey üzerine konulmuş. Hem ruhen hem bedenen acıkmış, büyük bir topluluk etrafında çevrelenmiş. Ekmeği birinci sınıf. Salatasından, yoğurduna, tatlısından, ekşisine, ince bir zevkle dizilmiş. Çorbadan yükselen buhar hem iştah açıyor, hem daha da acıktırıyor. Yumruk gücüyle kırılmış baş soğan sofradaki bir eksiği daha tamamlıyor.
Aşçısı, servisi ve iştahlı kalabalığıyla neredeyse kusursuz bir sofra. Ancak unutulan bir şey var. Hem de en önemli eksik. ANA YEMEK yok. Çorba, salata, tatlı tamam, ancak insanları doyuracak, sofraya tokluğu yaşatacak asıl yemek unutulmuş.
İşte Haymana’ya yapılacak olanların, ya da yapılma aşamasındakilerin özeti bu sofra.
Kısaca bir hatırlamak gerekirse;
Bir bayanlar tuvaleti yıllardır dile getirildi. Eksik mi? Elbette. Sofra’nın tuzu biberi kadar olmazsa olmazı. Ancak bizim dışarı atılacak su’da önce, içeri atacağımız su daha önemli.
Sondaj çalışmaları yapılacak, hem sıcak su, hem soğuk su da yeni arayışlara girilecek. Elbette olması gereken bunlar. Çünkü su her canlıya, her yaşanılan yere hayat verir. Hele bizim gibi göbekten sıcak suya bağlı bir kaplıca şehrinin damarlarında ki kan kadar önemlidir sıcak suda yeni arayışlara girmek ve kaynakların daha coşkuyla akması. Sofradaki ekmek ne ise bizim içinde sıcak su o kadar önemli. Doyma sebebimiz, her şeyimiz.
Turizm planlaması, personel eğitiminden, tesislerdeki topyekün kullanım perspektifi yeniden gözden geçirilerek, değişen bir anlayış, değişen bir yapılanma olmazsa olmazımız. Soframızdaki çorbamız, tarhanamız, ezo gelinimiz, işkembemiz, sıcaklığı ve nefasetiyle kaşıklarımızın ucundaki yegane lezzet.
Otopark ve park sorunu ivedi çözüm istiyor. Otopark sorunu özellikle cuma günleri körbağırsak gibi birbirine dolaştıkça dolaşıyor. Ne duracak, ne gidecek yer kalıyor. Hem karın ağrısı, hem baş ağrısı. Kültür Merkezi altındaki otopark bir an önce kullanıma açılmalı. Yoksa sofrada çatal bıçak birbirimize gireceğiz. Tampon tampona bir yer olmaya başlayan memleketimde, teker üstü bir yolculuk kadar rahatsızlık vermeye başladı, hem trafik hem de otopark sorunu. Başdeğirmen ve diğer parklar zaten acilen soslanarak, tadı kaçırılmadan, ekşimeden servis edilmesi gereken yerler.
Ulaşım sorunumuz gün geçtikçe fazladan gaz yapmaya başladı. Artık EGO mu çözüm olur, yoksa başka bir çözüm mü bulunur, bilemem. Ancak bol sarımsaklı bir cacık kadar ağızlarda koku yapıyor. Hem taşıyanı, hem taşıtanı mağdur etmeden bir karanfil çiğnenmeli. Zira koku herkesi canından bezdirecek kadar ayyuka çıktı, biline.
Kapalı Pazar yeri ve mezarlık kenarına yapılacak taziye evi, camii, morg vs. Sofradaki salata ve tatlı ne ise, onlar kadar önem taşıyor. Hem renk katıyor, hem iştah açıyor. Yapılması olmazsa olmaz. Birçok kişi doyasıya mutlu olacak. Çeşni zenginleşecek, sofraya renk ve ahenk gelecek, besbelli.
Gelelim ANA MENÜ’ye; İşte görsel bir zenginliğin harmanlandığı bu sofrada herkese “doydum” hissi yaratacak bir ana yemek lazım. Yukarıdaki yapılacak hizmetler, kişilerin zevkine ve damak tadına göre ayrı ayrı iş görebilir. Ancak hem gelecek nesillerin, hem de bu zamanın esnafına, işçisine, köylüsüne, kısacası 7’den 70’e, herkese tam bir tokluk yaratacak ana yemek, bir büyük yatırımın tenceresini kaynatmaktır. Bu özerk bir Üniversite, ya da bir fakülte olabilir. Şöyle 1000-1500 öğrencilik. Belki de büyük bir Askeri birlik. Polatlı gibi olmasa da, en azından çarşıya insan sürkülasyonu sağlayacak, esnafı doyuracak, çarşıyı taşıracak bir üniforma akımı. Ya da büyük bir Termal Sağlık Merkezi. Tüm Türkiye’den insanların kayıtsız şartsız akacağı bir Sağlık platformu. İlk ve tek merkez. Biz zaten Türkiye’deki en şifalı yer değilmiyiz? Neden TEK ve Tekel bir yer olmayalım? İşte bizi doyuracak, kanatlandıracak, alıp götürecek, yaşatacak, gelecek nesillere taşıyacak ve her daim tok tutacak ANA YEMEK bu veya buna benzer bir yatırım olmalı. Yoksa yapılacak hizmetler, elbette ki bir çok kişiyi memnun edebilir, ama herkesi doyuracak şeyler olmayabilir. Herkes bir kaşık nasiplenir, ama herkes “Ah bir soda içsek, şiştim, doydum” diyemeyebilir. Geçmişten geleceğe bir açlığımız var bizim. İşte bu karın gurultusu doğrultusunda bir yatırım şart bize. Çorba ve diğer menüler, geçici doygunluklardır. Bunu tatmin edemez isek, tok oturup, aç kalkmaya mahkumuz. Ya da kaşıkta ki bir kıl, tüm iştahı kaçırabilir....
SAYGILARIMLA