3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü kapsamında TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, KESK Ankara Şubeler Platformu ve Ankara Tabip Odası ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte emekçilerin yaşam hakkı, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularına dikkat çekildi.
Katılımcılar, 1992 yılında Zonguldak Kozlu’daki kömür ocağında yaşanan grizu patlamasında 263 maden emekçisinin hayatını kaybettiği trajik olayın 34. yıl dönümünde kaybedilenleri saygıyla andı. Açıklamada, iş cinayetlerinin önlenebilir olduğu, ancak denetimsizlik, kar hırsı ve kamusal sorumluluğun ihmal edilmesinin ölümlere yol açtığı vurgulandı.
Açıklamada, AKP iktidarı döneminde en az 32.000 emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ise 20.000 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi. Her gün en az 6, yılda 2.000 emekçinin iş kazaları nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtilerek, bunun kader değil, siyasal tercihlerin bir sonucu olduğu vurgulandı.
Soma, Ermenek, Mecidiyeköy, Şirvan, Amasra, Gayrettepe ve Dilovası gibi örnekler üzerinden, iş cinayetlerinin denetimsizlik ve kar hırsı ile doğrudan bağlantılı olduğu dile getirildi. Ülke genelinde 2.290.160 işyerinin yalnızca %0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiği ifade edilerek, kamusal denetimin yetersizliği öne çıkarıldı.
"İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunları Yetersiz Kaldı"
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile diğer düzenlemelerin işçi haklarını korumaktan çok işveren çıkarlarını gözettiği bildirildi. Taşeronlaştırma, esnek çalışma ve örgütsüzleştirme uygulamalarının iş güvenliğini zayıflattığı vurgulandı.
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) aracılığıyla yürütülen iş sağlığı hizmetlerinin, mesleki bağımsızlığı zedelediği ve işyerlerinde gerekli önlemlerin alınmasını engellediği açıklandı. Aynı zamanda eğitim ve denetim eksiklikleri nedeniyle çalışanların fiziksel ve kimyasal risklere karşı yeterli korunma sağlayamadığı ifade edildi.
"Sendikal Haklar ve Güvenceler Öncelikli Olmalı"
Basın açıklamasında sendikal hakların kısıtlı olmasının, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkin uygulanmasını engellediği belirtildi. Sendikasız uzman ve işçi, örgütsüz bir çalışma yaşamı ile ciddi risklere maruz bırakılmakta; adil yargılanma ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadan iş kazalarının önüne geçilemeyeceği vurgulandı.
TMMOB yetkilileri, iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu belirterek, kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi ile üniversite, sendika ve meslek örgütlerinin yer aldığı ulusal bir işçi sağlığı ve güvenliği kurumunun oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Basın açıklamasının sonunda TMMOB, iş cinayetleri sona erene ve emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadeleye devam edeceklerini duyurdu. İşçi sağlığı ve güvenliği için kapsamlı politikalar, etkin denetim ve örgütlü çalışma ortamlarının sağlanması temel talep olarak açıklandı.

