Ankara’nın Ulucanlar semtinde bulunan Cenabi Ahmet Paşa Camii, Osmanlı mimarisinin en büyük ustası Mimar Sinan’ın başkentteki tek eseri olarak dikkat çekiyor. Tezkiretü’l-Bünyân, Tezkiretü’l-Ebniye ve Tuhfetü’l-Mi‘mârîn gibi Sinan’ın eserlerini kayıt altına alan kaynaklarda caminin adı açıkça geçiyor. Üslubu, plan şeması ve mimari detaylarıyla da bu büyük ustanın izlerini taşıdığı biliniyor.
Cami, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Anadolu Beylerbeyi olarak görev yapan Cenabi Ahmed Paşa adına yaptırıldı. Kitabesine göre yapı, 973 yılına yani 1565–1566 yıllarına tarihleniyor. Cenabi Ahmed Paşa’nın vefatının ardından tamamlanan cami, yüzyıllardır Ankara siluetinin önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor.
KLASİK OSMANLI MİMARİSİNİN SADELİĞİ
Cenabi Ahmet Paşa Camii, kare planlı ve tek kubbeli yapısıyla klasik Osmanlı cami mimarisinin sade ama güçlü örneklerinden biri olarak yerini koruyor. Ana mekân, yaklaşık 14 metreye 14 metre ölçülerinde kare bir alan üzerine kurulu. Yapımında tamamen Ankara taşı kullanılmış, devşirme malzemeye yer verilmemiş olması ise yapının özgünlüğünü artıran unsurlar arasında bulunuyor.

Kuzey cephesinde yer alan son cemaat yeri, dört mermer sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülü. Ortadaki kubbenin diğerlerine göre daha büyük tutulması, cepheye dengeli bir hareket kazandırıyor. Sivri kemerli açıklıklar ve iki renkli taş işçiliği, Sinan’ın mimari anlayışını yansıtan detaylar arasında.
IŞIK VE FERAHLIK ÖN PLANDA
Caminin iç mekânında sadelik ön planda tutulmuş durumda. Beyaz mermerden yapılan mihrap, minber ve giriş kapısı gösterişten uzak bir tasarıma sahip. Ana duvarlarda yer alan sivri kemerli 32 pencere ile kubbenin oturduğu kasnaktaki 16 pencere, iç mekâna gün ışığının dengeli şekilde dağılmasını sağlıyor.
Kubbe geçişlerinde kullanılan tromplar ve kubbe içindeki kalem işi süslemeler, mekâna zarif bir estetik katıyor. Süslemede aşırılıktan özellikle kaçınılmış olması, yapının ibadet işlevini öne çıkaran bir mimari anlayışın benimsendiğini ortaya koyuyor.

KÜLLİYE ANLAYIŞI İLE İNŞA EDİLMİŞ
Cenabi Ahmet Paşa Camii yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda bir külliyenin merkezinde yer alıyor. Caminin kuzeydoğusunda, hazire içerisinde Cenabi Ahmed Paşa Türbesi bulunuyor. Sekizgen planlı ve kubbeli olan bu türbe de ve klasik Osmanlı türbe mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtıyor.
Aynı alanda yer alan ve 18. yüzyıla tarihlenen Azimi Türbesi ile birlikte cami, mezarlık alanı ve çevresindeki yapılar bütüncül bir mimari doku oluşturuyor. Tarihî kayıtlara göre bu alanda geçmişte bir mevlevihane, çeşme ve hamam da bulunuyordu. Bu da yapının tek başına değil, külliye fikriyle planlandığını gösteriyor.
ONARIMLAR YÜZYILLAR BOYUNCA SÜRDÜ
Cenabi Ahmet Paşa Camii, tarih boyunca çeşitli dönemlerde onarımdan geçirildi. Kitabeler ve arşiv kayıtları, 1802 ve 1887 yıllarında önemli tamiratlar yapıldığını ortaya koyuyor. Cumhuriyet döneminde ise 1940 yılında ve 1959–1970 yılları arasında restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Yapı, 1972 yılında Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescil edilerek koruma altına alındı.

Son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında cami ve türbe 2011 yılına kadar süren bir onarım sürecinden geçti. Bugün yapı hem ibadete hem de ziyarete açık.
Ulucanlar’da yer alan Cenabi Ahmet Paşa Camii ve Türbesi, mimari özelliklerinin yanı sıra, manevi yönüyle de Ankaralıların dikkatini çekiyor. Şehrin farklı noktalarından ve çevre illerden gelen ziyaretçiler, bu tarihî mekânda dua ediyor, Osmanlı’dan günümüze uzanan bir mirasla buluşuyor.



