Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, Ağrı’da gerçekleştirilen “Modern İnsanın Çıkmazı Bağlamında Prof. Dr. Sadettin Ökten Bilgi Şöleni” dolayısıyla kaleme aldığı yazıda, programın yalnızca akademik bir etkinlik olmadığını, şehir, insan ve medeniyet üzerine derin bir tefekkür imkânı sunduğunu ifade etti.
Arıcan, Ağrı’ya yapılan yolculuğun sıradan bir seyahat olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bazı yolculukların insanı yalnızca bir şehirden değil; bir dağın gölgesinden, bir bilgenin bakışından ve bir medeniyet meselesinin ağırlığından geçirerek geri döndürdüğünü söyledi. Ona göre asıl yolculuk, insanın kendi iç dünyasında kat ettiği mesafede saklı.
“AĞRI, İNSANA HADDİNİ HATIRLATAN BİR COĞRAFYA”
Yazısında Ağrı’nın yalnızca Türkiye’nin doğusunda yer alan bir sınır kenti olmadığını vurgulayan Arıcan, bu kadim coğrafyanın insana tarih, tabiat ve varlık karşısındaki yerini yeniden düşündürdüğünü dile getirdi.
Ağrı Dağı’nın gölgesinde insanın modern dünyanın gürültüsünden sıyrıldığını belirten Arıcan, şu temel soruların yeniden gündeme geldiğini ifade etti: “İnsan nedir? Şehir nedir? Medeniyet nedir? Bilgi neye yarar? Hikmet olmadan ilerleme mümkün müdür? Modern insan neden hâlâ huzursuzdur?” Arıcan’a göre Ağrı’da düzenlenen bilgi şöleni, işte tam da bu soruların etrafında şekillenen bir düşünce buluşmasına dönüştü.

“SADETTİN ÖKTEN YAŞAYAN BİR MEDENİYET HAFIZASI”
Prof. Dr. Sadettin Ökten’in programa bizzat katılımının bilgi şölenine ayrı bir anlam kattığını ifade eden Arıcan, Ökten’in yalnızca akademik kimliğiyle değil, duruşu ve şahsiyetiyle de örnek bir bilge olduğunu vurguladı. Arıcan, yazısında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bazı insanlar vardır; yalnızca söyledikleriyle değil, susuşlarıyla da öğretirler. Yalnızca yazdıklarıyla değil, dinleyişleriyle de örnek olurlar. Sadettin Ökten Hocamız böyle bir isimdir.”
Bilgeliğin sadece çok şey bilmekten ibaret olmadığını belirten Arıcan, asıl bilgeliğin bilgiyi edep ile taşıyabilmek olduğunu söyledi.
“MODERN DÜNYADA MALUMAT ARTTI, İRFAN AZALDI”
Musa Kâzım Arıcan, günümüz dünyasında bilgiye erişimin kolaylaştığını ancak hikmet ve irfanın giderek geri çekildiğini ifade etti.
İnsanların her konuda konuşabildiğini ancak dinlemeyi unuttuğunu belirten Arıcan, medeniyetin temelinde dinleme terbiyesinin bulunduğuna dikkat çekti. Ona göre dinlemeyen insan öğrenemez, öğrenemeyen insan olgunlaşamaz ve olgunlaşmayan insan gerçek anlamda medeniyet inşa edemez. Sadettin Ökten’in vakur ve sakin duruşunun, modern çağın hız ve gürültüsüne verilmiş güçlü bir cevap niteliği taşıdığını kaydetti.
ŞEHİR, İNSAN VE EMANET BİLİNCİ VURGUSU
Yazısında Ağrı Dağı’nın insanlık hafızasında tufanı, yeniden başlangıcı, sabrı ve teslimiyeti çağrıştırdığını belirten Arıcan, modern insanın en büyük yanılgılarından birinin kudretini sınırsız sanması olduğunu dile getirdi.

İnsanlığın şehirler, makamlar, kurumlar ve bilgi karşısında “emanet bilinci”ni kaybetmemesi gerektiğini belirten Arıcan, Sadettin Ökten’in düşünce dünyasının merkezinde de bu anlayışın yer aldığını ifade etti. Arıcan’a göre; şehir emanettir, gelenek emanettir, dil emanettir, estetik emanettir, insan emanettir. Medeniyet ise bütün bu emanetleri hikmetle taşıma sanatıdır.
PROGRAMA KATKI SUNAN İSİMLERE TEŞEKKÜR
Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, bilgi şöleninin gerçekleşmesinde emeği geçen kurum ve isimlere de özel olarak değindi. Önder Bozkurt’un programa verdiği desteğin Ağrı’nın kültürel geleceği açısından önemli bir işaret olduğunu belirten Arıcan, valiliğin yalnızca idari bir makam değil, aynı zamanda şehrin hafızasına sahip çıkan bir kurum olduğunu vurguladı.
Mehmet Cangir’in tevhit, ahlak, edep ve şehir arasındaki ilişkiye yönelik konuşmasının programın ruhunu özetlediğini ifade eden Arıcan, “Edep, medeniyetin görünmeyen mimarisidir” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca İlhami Gülçin’in ev sahipliğinin üniversite ile şehir arasındaki ilişkinin güçlü bir örneğini oluşturduğunu belirtti.
“ÜNİVERSİTE ŞEHRİN AKLIDIR”
Arıcan, üniversitelerin yalnızca derslikler ve laboratuvarlardan ibaret olmadığını ifade ederek, üniversiteleri “şehrin aklı, hafızası ve geleceğe açılan penceresi” olarak tanımladı.
Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Muhammet Enes Kala’nın katkılarının yaşayan değerlere vefa anlayışını ortaya koyduğunu söyleyen Arıcan, TYB’nin Türkiye’nin kültür, fikir ve medeniyet hafızasını diri tutan önemli bir kurum olduğunu kaydetti. TYB Ağrı Temsilcisi Mustafa Aydemir’in özverili çalışmalarını da takdir eden Arıcan, programın görünmeyen yüzünde büyük bir emek ve gönül mesaisinin bulunduğunu belirtti.

“ŞEHİRLER YALNIZCA BETONDAN İBARET DEĞİLDİR”
Yazısında Sadettin Ökten’in şehir anlayışına geniş yer veren Arıcan, şehrin yalnızca imar, altyapı ve nüfus meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Bir şehrin; sokaklarının genişliği kadar insanların birbirine açtığı mesafenin, binaların yüksekliği kadar insanların gönül ufkunun, meydanların büyüklüğü kadar konuşulan sözlerin derinliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Modern şehrin insanı hızlandırdığını ancak derinleştiremediğini belirten Arıcan, şehirlerin hafızasını kaybetmesiyle insanların da aidiyetlerini kaybettiğini söyledi.
“DEPREM SADECE MÜHENDİSLİK DEĞİL, MEDENİYET MESELESİDİR”
Arıcan, Sadettin Ökten’in deprem yaklaşımına da dikkat çekti. Depremin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda ahlak, vicdan, emanet ve kamu sorumluluğu meselesi olduğunu ifade etti. Bir binanın yıkılmasıyla bazen sadece betonun değil, ahlakın, denetimin ve sorumluluk anlayışının da yıkıldığını belirten Arıcan, kentsel dönüşümün zihniyet dönüşümünü de içermesi gerektiğini vurguladı.
“MODERN ÇAĞIN EN BÜYÜK MESELESİ İNSAN KALABİLMEKTİR”
Yazısının sonunda Ağrı’da gerçekleştirilen bilgi şölenini “bir medeniyet duası” olarak nitelendiren Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, programın insan, şehir, medeniyet, edep, ölçü ve hikmet üzerine derin düşüncelere kapı araladığını ifade etti. Arıcan’ın zihninde kalan en güçlü cümlenin ise şu olduğu belirtildi: “Modern çağda en büyük mesele, insan kalabilme meselesidir.”
Teknolojinin gelişebileceğini, şehirlerin büyüyebileceğini ve ekonomilerin güçlenebileceğini ancak insanın edebi, ölçüyü, hikmeti ve emanet bilincini kaybetmesi hâlinde bütün bu kazanımların eksik kalacağını vurgulayan Arıcan, Ağrı’da gerçekleştirilen buluşmanın hafızasında yalnızca bir etkinlik değil, “şehir ve medeniyet üzerine edilmiş bir dua” olarak yer ettiğini ifade etti.




