Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in imzasını taşıyan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, yalnızca bölge ülkelerinde değil, uluslararası basında da geniş yer buldu. Cuma günü Mekke’de imzalanan anlaşmanın, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış kabul edilmesini öngördüğü aktarıldı. Bu yönüyle anlaşma, çok sayıda uluslararası yayın organında NATO’nun kolektif savunma anlayışına benzetildi.
İngiliz The Guardian, gelişmeyi Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin Yemen’deki Husi saldırılarının sürdüğü bir dönemde NATO tarzı bir savunma paktı oluşturması üzerinden değerlendirdi. Gazete, anlaşmanın İslam dünyasının etkili üç ülkesini karşılıklı savunma mekanizması altında bir araya getirdiğine dikkat çekti.
CHANNEL 4: “MÜSLÜMAN NATO’SU”
İngiltere merkezli Channel 4 ise anlaşmayı doğrudan “Müslüman NATO’su” ifadesiyle tanımladı. Kanalın haberinde anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri olarak imza töreninin başkentlerden birinde değil, İslam dünyası açısından büyük sembolik öneme sahip Mekke’de gerçekleştirilmesi gösterildi.

Haberde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Sünni dünyadaki en güçlü üç ülke arasında bulunduğu değerlendirmesine yer verilirken, anlaşmanın ABD’nin Orta Doğu’daki rolünün yeniden tartışıldığı bir döneme denk geldiği vurgulandı. Özellikle İran’a yönelik saldırıların ardından bölgedeki güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir savunma mekanizmasının kurulmasının dikkat çekici olduğu belirtildi.
DW: “TARİHİ ÖNEME SAHİP”
Alman Deutsche Welle de anlaşmaya geniş yer ayıran yayın kuruluşları arasında yer aldı. DW, “Mekke Anlaşması tarihi önemde” başlığıyla duyurduğu gelişmede, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kapsamının genişletilmesinin hedeflendiğine dikkat çekti. Anlaşmanın yalnızca belirli bir alana yönelik askeri iş birliğiyle sınırlı olmadığı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma ilişkilerinin farklı alanlarda geliştirilmesini öngördüğü aktarıldı.
CNN: ÜÇ ÜLKENİN GÜVENLİK İLİŞKİLERİ YENİ BİR ZEMİNE TAŞINIYOR
ABD merkezli CNN de anlaşmayı NATO benzeri bir savunma düzenlemesi olarak değerlendirdi. Haberde Suudi Arabistan’ın, askeri açıdan bölgenin ve İslam dünyasının en güçlü ülkeleri arasında gösterilen Türkiye ve Pakistan ile savunma ilişkilerini daha kurumsal bir yapıya taşıdığı belirtildi. CNN, Türkiye’nin ABD’nin ardından NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğuna, Pakistan’ın ise nükleer silahlara sahip tek ülke olduğuna dikkat çekti.

Üç ülkenin uzun yıllara dayanan güvenlik ilişkilerinin yeni anlaşmayla kolektif savunma anlayışına taşındığı ifade edilirken, bir Türk yetkilinin bölgedeki başka ülkelerin de ilerleyen dönemde anlaşmaya dahil olabileceğine yönelik açıklamasına da yer verildi. Bu değerlendirme, Mekke’de oluşturulan yapının ileride yeni üyelerle genişleyebileceği ihtimalini uluslararası gündeme taşıdı.
YUNAN BASININDA “ATİNA’DA UTANÇ” YORUMU
Mekke’deki anlaşmaya en dikkat çekici tepkilerden biri ise Yunan basınından geldi. Kathimerini gazetesinde Vasilis Nedos imzasıyla yayımlanan değerlendirmede, anlaşmanın Yunanistan açısından sonuçları ele alındı. Yazıda, Atina’nın yaklaşık beş yıldır Suudi Arabistan’la geliştirmeye çalıştığı stratejik ilişkiden beklediği sonucu alamadığı savunuldu.
Yunanistan’ın Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek amacıyla attığı adımlara rağmen Riyad’ın Türkiye ve Pakistan ile savunma ittifakına yönelmesi dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi. “Mekke Anlaşması, yeni dengeler ve Atina’da utanç oluşturuyor” başlıklı yazıda, Yunanistan’ın Suudi Arabistan’la ilişkiler için yaptığı yatırımın karşılığını alamadığı yorumu yapıldı.

Anlaşmanın Türkiye’nin hem askeri hem de siyasi ağırlığını artırabileceği, Suudi Arabistan’ın finansal gücü ile Türkiye ve Pakistan’ın savunma kapasitelerinin aynı çatı altında buluşmasının bölgesel dengeleri değiştirebileceği ifade edildi. Yazıda ayrıca gelişmenin Türkiye’nin Körfez ülkelerine yönelik savunma ihracatını artırabileceği ve Ankara’nın bölgedeki nüfuzunu daha da güçlendirebileceği değerlendirmesine yer verildi.
YUNANİSTAN’IN PATRIOT HAMLESİ GÜNDEMDE
Yunan TVXS haber portalı ise Mekke anlaşmasını doğrudan Miçotakis hükümetinin Suudi Arabistan politikasındaki başarısızlık üzerinden yorumladı. Haberde, Yunanistan’ın Suudi Arabistan’ın savunmasına katkı sağlamak amacıyla ülkeye Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdığı hatırlatıldı.
Atina’nın Riyad’la stratejik ilişkiler geliştirmek için attığı adımlara rağmen Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan’la yeni bir kolektif savunma mekanizması oluşturmasının Yunanistan açısından önemli bir diplomatik sonuç olduğu ileri sürüldü.

Kıbrıs Rum kesiminde yayın yapan AlphaNews ise anlaşmayı Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik “casus belli” kararı ve Kıbrıs’taki Türk askeri varlığı bağlamında değerlendirdi. Haberde Türkiye’nin nükleer kapasiteye sahip Pakistan ve önemli finansal kaynaklara sahip Suudi Arabistan ile kolektif savunma ittifakı kurmasının bölgesel güç dengeleri üzerinde etkili olabileceği yorumlandı.
İSRAİL BASINI NORMALLEŞME SÜRECİNE ODAKLANDI
İsrail medyasındaki değerlendirmelerde ise anlaşmanın özellikle İsrail-Suudi Arabistan normalleşme sürecine olası etkileri öne çıktı. Times of Israel, gelişmeyi İran savaşı ve bölgesel güvenlik endişeleri çerçevesinde ele aldı. Haberde NATO üyesi Türkiye, nükleer güce sahip Pakistan ve İslam’ın kutsal mekanlarını barındıran Suudi Arabistan’ın aynı savunma mekanizması içerisinde buluştuğu belirtildi.
Üç ülkenin de bölgedeki savaşın daha geniş bir alana yayılmasından endişe duyduğu ve ABD ile farklı düzeylerde yakın ilişkilerinin bulunduğu vurgulandı. Times of Israel’de yayımlanan bir yorumda ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ABD ya da NATO ile mevcut ilişkilerini tamamen terk ettiği anlamına gelmediği belirtildi.

Raghu Kondori imzalı değerlendirmede, üç ülkenin güvenliklerini yalnızca Washington’ın vereceği garantilere bırakmadan alternatif güvenlik seçenekleri oluşturmak istediği savunuldu. Yorumda ayrıca anlaşmanın Suudi Arabistan’ın pazarlık gücünü artırabileceği ve bunun İsrail ile olası normalleşme görüşmelerinde Riyad’ın elini güçlendirebileceği ileri sürüldü.
“WASHINGTON’UN ETKİSİNİN TAMAMEN SONA ERDİĞİ ANLAMINA GELMİYOR”
İsrail basınındaki değerlendirmelerde, anlaşmanın ABD’nin Orta Doğu’daki etkisinin sona erdiği şeklinde okunmaması gerektiği de vurgulandı. Times of Israel’deki yorumda, yeni savunma mekanizmasının Washington açısından asıl mesajının, bölgedeki ortakların artık güvenliklerini yalnızca ABD garantilerine bağlamak istememesi olduğu savunuldu. Bu çerçevede Mekke anlaşması, ABD ile ilişkilerin kopuşundan ziyade bölge ülkelerinin güvenlik seçeneklerini çeşitlendirme arayışının bir göstergesi olarak yorumlandı.
İSRAİL MEDYASINDA SUUDİ ARABİSTAN’IN GÜVENLİK ARAYIŞI ÖNE ÇIKTI
İsrail merkezli i24 de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak savunma paktına dikkat çekti. Haberde anlaşmanın temel unsurlarından biri olarak, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tamamına yönelik saldırı kabul edilmesi gösterildi.

Anlaşmanın, İran savaşı sırasında Suudi Arabistan’ın kritik altyapısının ve petrol tesislerinin saldırılara maruz kaldığı bir dönemde imzalanmasına da dikkat çekildi. Bu gelişmenin Riyad’ın güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme arayışının bir sonucu olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Ynet’te yayımlanan bir analizde ise Suudi Arabistan’ın anlaşmaya yönelmesinde, ABD’nin olası bir kriz sırasında Riyad’ın yanında ne ölçüde duracağına ilişkin endişelerin ve mevcut güvenlik garantilerine yönelik güvensizliğin etkili olabileceği ileri sürüldü. Aynı değerlendirmede anlaşmanın İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini zorlaştırabileceği ancak diplomatik kapının tamamen kapanmadığı belirtildi.
JERUSALEM POST: “ABD’YE KARŞI DİPLOMATİK MANEVRA”
Jerusalem Post ise İsrailli emekli Tuğgeneral ve eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Yaakov Nagel’in değerlendirmesine yer verdi. Nagel, Mekke’de imzalanan anlaşmanın Suudi Arabistan açısından ABD yönetimi üzerinde baskı oluşturabilecek diplomatik bir manevra niteliği taşıdığını savundu.

Böylece anlaşma, uluslararası basındaki değerlendirmelerde yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki askeri iş birliği açısından değil; ABD’nin Orta Doğu’daki rolü, İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesi ve Yunanistan’ın Körfez politikası bakımından da ele alındı.
MEKKE ANLAŞMASI BÖLGESEL DENGELERİ TARTIŞMAYA AÇTI
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı ortak savunma anlaşması, farklı ülkelerin basınında farklı başlıklarla yorumlansa da ortak bir noktaya işaret etti: Orta Doğu ve çevresindeki güvenlik dengeleri yeniden tartışılıyor. Türkiye’nin NATO üyeliği ve askeri kapasitesi, Pakistan’ın nükleer gücü ve Suudi Arabistan’ın ekonomik-finansal imkanlarının aynı savunma mekanizmasında buluşması, anlaşmanın bölgesel etkisine ilişkin değerlendirmeleri beraberinde getirdi.



